Eğer dış görünüş önemli olmasaydı uğur böceğini sevdiğin gibi hamam böceğini de severdin.
Stefan Zweig hayranı
Jules Verne hayranı
Sabahattin Ali hayranı
Agatha Christie hayranı
Yaşar Kemal hayranı
Zaten bircok Türk evinde böyle bir suskunluk vardı, geçmiş konusulmazdi. Sanki o korkunç olaylardan söz etmek,her şeyi yeniden baslatacakmis gibi....
Türkiye'de hemen her konuda , her kurumda sorunların çözülmesinden çok üstünün örtülmesi ne öncelik verilmesi, acaba bu alışkanlığın sonucu ortaya çıkan bir durum muydu?
Bu memlekette, Kürt sorunundan yoksulluğa, hemen her meselede bir görmezden gelme, yok sayma alışkanlığı vardı. Bir muhalif kişi bunlardan söz ederse, sanki sorunları o yaratmış gibi ona öfke duyulurdu. Farklı düşünmek, çok zaman düşman kabul edilmenin nedeni olurdu.
Toplum olarak, sessiz bir sözleşmeyle susma kararı alınmış, yaşananlar genç kuşaklara aktarilmamisti. Bu iyi miydi, kötü müydü bilemiyorum. Hiç kimseye düşman olmadan yetistirilmistik. Bu işin iyi tarafiydi ama bir de geçmişimiz konusundaki korkunç cehaletimiz vardı.
Dualarının, gözyaşlarının boşa gitmesi mümkün mü? Oh! Hayır! Bir mezarda gömülü olan kalp ne kadar ihtiraslı, ne kadar günahkar ve ne kadar isyankar olursa olsun, üstünde biten çiçekler, bize, masum gözleriyle sakin sakin bakarlar; bu çiçekler bize yalnız edebi bir ihtirastan, "kayıtsız" tabiatın o muazzam sükundan bahsetmezler; onlar bize, aynı zamanda, edebi bir uzlaşmayı ve sonu gelmeyen bir hayatı da anlatırlar.
Ağustos, 1861.
Gerçekten bu ülkenin en önemli zenginliği insan unsurudur. Bunu iyi değerlendirmek lazım.
Ne yazık ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde en iyi okullarda zengin çocukları okuyor. Sonra Avrupa'ya gidiyor,tahsiline devam ediyor.
Fakir çocuklarının ilk hedefi kısa bir yoldan mektep bitirip işe girmek ailesinin geçimine yardımcı olmak. Bunlar arasında ne cevherler var. Ama gelir farkı, bunun doğurduğu adaletsizlik çocukların harcanıp gitmesine sebep oluyor.
Dramatik bir durum.
Bunun önüne nasıl geçilir?
Gelir farkını azaltmak. Ülkenin her yanına iyi okullar açmak
İçimizde şeytan yok...İçimizde aciz var...Tembellik var...İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...