Genç Werther'in Acıları Kitabı bitirince insan sadece bir hikâyeyi değil, Werther'in iç dünyasını da geride bırakmış gibi hisseder.Johann Johann Wolfgang Von Goethe genç yaşta yazdığı bu eserle öyle büyük bir etki yaratmış ki, Genç Werther'in Acıları Avrupa'nın en çok konuşulan kitaplarından biri hâline gelmiş ve insanlar malesef bu kitabı okuduktan sonra werther gibi hayatını sonlandırmış. O yüzden herkesin okuyacağı bir eser olmadığını düşünüyorum.
Werther'in yaşadığı yoğun duygular, aşkı neredeyse hayatının merkezine koyması ve dünyayı hisleriyle yorumlaması çok sarsıcıydı. Bu yüzden son sayfaları okurken üzülmek, hatta ağlamak oldukça doğal ve ben ağlamaktan nefes alamaz hale geldim. Özellikle karakterle bağ kurduysan, onun yalnızlığı ve çaresizliği uzun süre insanın içinde kalabiliyor.
Goethe'nin başarısı da burada aslında. Werther'i kusursuz bir kahraman olarak değil, tüm zaaflarıyla yaşayan gerçek bir insan gibi hissettiriyor. Bu yüzden kitabı kapattığında bir karakter öldü duygusundan çok, tanıdığım birini kaybettim duygusu oluştu.
Bir kitabın sizi ağlatması, onun sizde gerçekten iz bıraktığını gösterir. Werther'in Lotte'ye duyduğu aşkın etkileyici yanı, sadece birine âşık olması değil bütün dünyasını onun etrafında kurması. Lotte'nin yanında olduğu anlarda mutluluğun zirvesine çıkarken, ondan uzak kaldığında derin bir umutsuzluğa sürüklenmesi insanın içini acıtıyor.
Son mektuplar ise bence kitabın en yıkıcı kısmı. Çünkü o bölümlerde Werther'in duygularının artık geri döndürülemez bir noktaya geldiğini hissettim. Sonunun ne olacağını sezsek bile, yine de sayfaları çevirmeye devam ettim ve bu çaresizlik duygusu çok ağır geldi.
Bir de Goethe'nin dili var. Werther son mektuplarında öyle içten konuşuyor ki, sanki bir roman okumuyormuşuz da gerçek bir insanın kalbini dinliyormuşuz gibi geliyordu
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma
Othello insan kalbinin en güzel köşesine oturan eserlerden biri oldu benim için özellikle son bölümlerde olayların geri döndürülemez bir noktaya ulaşması ve masumiyetin sevginin ve güvenin bir yalan yüzünden yok olması çok sarsıcıydı.
Benim en çok üzüldüğüm nokta Othello'nun kötü bir insan olmamasıydı. Kıskançlık ve kuşku zihnini öyle yerleşiyor ki sevdiği kadını dinlemek yerine yalanlara inanıyor ve işin en acı yönü gerçeği öğrendiğinde artık her şey için çok geç olur.
Desdemonanayada ayrı çok üzüldüm son anına kadar othelloya karşı sevgisini sadakatini hiç yitirmiyor. Onun çaresizliği kitabın en yürek burkan yanlarından biri oldu bence. Desdemonananin son anları çok acıydı asıl beni yaralayan nokta othello'nun gerçeği öğrendiği andır. Çünkü o anda sadece eşini değil kendi hayatını onurunu ve mutluluğunu da kendi elleriyle yok ettigini fark ediyor okur olarak bizler gerçeği bildiğimiz için onun felakete adım adım yürüdüğünü görmek kahredici bir durumdu.
Emilia doğruları söylemek uğruna hayatını riske atıyor özellikle kocasının suçunu öğrendiğinde sessiz kalmaması çok etkileyiciydi desdemona'ya olan bağlılığı ve vicdanı gerçekten takdir ederdi.
Lago ise kılıçlarla değilde sözleriyle onca hayatı bitirdiğini görmek çok büyük bir yıkım ve sarsıcıydı bir insana olan nefret yüzünden bu kadar şeye insan kalkışır mı diye düşünüyorum demek ki oluyormuş hayatta böyle şeyler othello'yada çok kızıyorum karısına güvenmeyip onun namuslu yaverim dediği lagonun laflaryla hareket ediyor ve sonucun neler olacagini hiç düşünmeden inaniyor yaverine ama sevgi bu değil aşk başta güvenmeyi öğretir bize ders çıkarılmasi gereken bir baş yapıt okunup üzerinde saatlerce belkide günlerce düşünülmesi gereken bir kitap
Gözyaşlarıma hakim olamadım bir türlü ve hıçkıra hıçkıra ağladığım bir
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Yazar Nikolay Gogol Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan güçlü gözlem yeteneği ve eleştirel anlatımıyla tanınan Gogol, bu eserinde insan karakterlerini ve toplumun aksayan yönlerini ustalıkla yansıtmıştır.
Gogol'un kalemini ilk kez okudum bana eşlik eden canım LeyLi ᥫ᭡.ִ o olmasaydı kim bilir ne zaman okurdum bu kitabı tabi ben onun gibi analizler yapamiyordum onun muhtemsemligi anlatim şekli güzel sesiyle yorumlaması benim için en büyük nimetti çünkü ben bu durumdan çok hoşlanıyorum okuduğum kitapları birilerine anlatmak yada dinlemek gibi yazara hayran kalmamin yanında bide LeyLi ᥫ᭡.ִ hayran kaldım.
Yazarın kalemini ve mizahını çok sevdim okuduğum yerlerde tebessüm ettirdi. Biraz kitaptan bahsetmek gerekirse eser, ölmüş köylülerin kayıtlarını satın almaya çalışan Çiçikov'un sürekli yolculuğu ele alınmış ve yaptığı ziyaretlerde çok görgülü oturakli biri olduğunu yazar bize gösterdi ama sayfalar ilerledikçe malesef çiçikov pekte masum olmadığını gördüm kahramanın mizahi çok sevimliydi.
Birinci kısımda hayran hayran okurken malesef aynı duyguyu ikinci kısımda hissedemedim evet güzeldi ama ikinci kısımda ogrendiklerimle sarsıldım resmen yazarın çok buyuk ve tedavisinin olmadığı bir hastaliga kapıldığını öğrenmek çok kötü hissettirdi ilk başta ogrenseydim aynı duygulari hissedermiydim bilmiyorum ama yazara karşı çok üzüldüm ve dayanilamayacak bir hastalikla mücadele edip bir çok kez ölümle sonlandırmak istedi hayatını gelen krizlere karşı güçsüzleşip savasamaz hale geldi ve ölmeden önce yazdığı bu ölü canlar kitabının ikinci kısmını hepsini yakmak istedi kurtarmaya çalışmış olmalarına rağmen okunmayacak derecede yanmıştı yani o dönemin editörleri kitaba el attılar ve ortaya kisinci kısım çıktı o yüzden başka birinin yazımı olarak okudum ikinci
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,5bin okunma
Ne okudum ben yaa size kitabın güzelliğinden bahsetmeye kalkissam inanın günler ve aylar geçer etkisinin hemen solmayacağı bir baş yapittan bahsetmek istiyorum Victor Hugo 'nun meşhur romanı Notre Dame'ın Kamburu yazar olayları ve kişileri o kadar muaazzam bir şekilde kurgulanmış ki ağzım kulaklarımda okudum kitabı şaşırdığım ne çok şey oldu.
Kitabı Quasimodo ve Esmeralda için okumaya başlasak da, Hugo bu romanı aslında Notre-Dame Katedrali’ni yıkılmaktan kurtarmak ve Gotik mimariye dikkat çekmek için yazmıştır. Bunu öğrenince çok şaşırdım Roman boyunca katedral karakterlerin sığındığı canlı nefes alan ve toplumu çevreleyen bir merkez adeta bir karakter gibi sunuluyor Hugo sürekli o katedralden bahsetmesi onun daha ilgi duyulması ve yıkılmaması için yazmış bu romanı ki başarmışta.
Güzellik ve Çirkinlik Quasimodo Dışarıdan bakıldığında bir canavar kadar çirkin ve ürkütücü, ancak içi bir o kadar saf, sadık ve sevgi dolu ve ben onu çok sevdim herşeyin güzellik olmadığını ben bir kez daha Quasimoda öğrendim onun öyle güzel yüreği vardı ki ama kimse görmüyordu yada görmek istemiyorlardı. Sen o insanlarin arasinda dışlanmış olsanda biz okurların gönlünde taht kurdun.
Esmeralda Fiziksel olarak kusursuz bir güzelliğe ve merhamete sahiptir, ancak toplumun gözünde lanetli bir çingeneydi. Ve bence bencil phebus diye diye ömrümü çürüttü karakter olarak sevdim ama işte ne bilim onu seveni seçmek varken nedir bu inat anlamadım yani esmeralda ve keçisi sokaklarda birlikte dans ederek eğlenirrdi ve güzelliğiyle herkesi kıskandıracak türden bir çingene kızıydı.
Claude Frollo Saygın bir din adamı ancak içindeki bastırılmış tutku ve saplantı onu bir canavara dönüştürdü Onun istekleri ve arzuları bütün parisi ateşe vermek oldu insanları kışkırtıcı bir şekilde ayaklanmalarına neden oldu iyimi yaptı
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,3bin okunma
İmam Gazali 'yi sevdiğimi bilmeyeniz yoktur. Kalemi o kadar sağlam ve sarsıcı ki hayran kalmamak elde değil imamı Gazali'nin en büyük eserlerinden olan İhya-i Ulûm'id Din (4 Cilt Takım) kitabından alınan bazı kısımlardan oluşan bölümleri kitap haline getiren çevirmenler Allah kendilerinden razı olsun çünkü büyük eseri okumak belkide bir kerede nasip olmayabiliyor böyle okuyunca daha akılda kalıcı kalabiliyor ve bu durumdan gayet memnunum.
Azıcık kitaptan bahsedeyim İki Şehveti Dizginlemek - Mide ve Cinsellik Bu kitapta bize nefsimizi açlık ve tenasül organının şehvetini azaltmaktır. Anlatılan yerler hem çok ilginç hem sarsıcı bunu dizginlemek oldukça zor olacak benim için aşırı yemek yiyorum bi nevi doymak nedir bilmem ve bu durum canımı çok yaksada azaltmak zorundayım çünkü açken yapılan ibadetler daha çok insanı Allah'a sevk ediyor hani derler yaa tok olan açın halinden anlamazdir diye aç kalarak o insanların bir nebzede olsa anlamak iyi olur en azından sevdiğimiz şeyleri yerken sofradan doymadan kalkmamız gerekiyor. Bunu yapmak biliyorum çok zor ama yapmak gerek yapılmayacak şeyde değildir. Rabbim hepimize nefsimize hakim olmayı nasip etsin yoksa büyük bir sıkıntı.
Müslüman gerçekten acıktığı zaman yemeli ve doymadan da elini yemekten çekmelidir... Diyor kıymetli yazarımız daha güzel mertebelere ulaşmamıza büyük bir yardımcı kitaptır.
Şöyle bir kısa anlatayım Utbet-ül Gulam'ın nefsi uzun yıllar boyunca hurma yemeği arzulamıştı bir gün biraz hurma aldı ve bunu iftar yapmak amacıyla akşama kadar sakladı derken o gün öyle şiddetli bir rüzgar esti ki hava kapkaranlık oldu ve insanlar paniğe kapıldı bunun üzerine Utbet-ül Gulam kendi nefsine şöyle dedi tüm bu yaşananların sebebi sana karşı gösterdiğim cüretkarlık ve senin için satın aldığım bu hurmadır insanların böyle cezalandırmasını sadece senin günahından ötürü olduğunu