Acaba bizler, yara almadığımıza, güçlü olduğu­muza bu kadar inanan çocuklarımızın bir gün biz yok olduğumuzda duyacakları boşluğu nasıl hafifletebili­riz? Şimdiden başlamalı, ama nerden?
.Geçmişe gidip her yanlışı düzeltsen sıkıcı olmaz mıydı Savaş? Bence önemli olan geçmişle uğraşmak değil onunla barışmak. Geçmişi olmayanın geleceği de olmayacak, kurduğun hayalleri dahi belirleyen geçmişin olacak. Gördüğün bir sahneyi daha önce gördüğünü sanırsın ya, sadece beyindeki bir aşinalık sinyalinin yanıltmasıdır. Gelecekte görmeyi umut ettiklerin var ya, önceden gördüklerinin birebir yansımasıdır. Hakikat ya da delice bir sanrı… Geçmişin yakamızı bırakmadıkları… Örneğin her aşkın başında en mükemmeli olduğunu sanırsın, oysa sadece maziyi araştırma evresine geçtiğin ana kadardır. Çok mutlu ve mesutsun ya, acaba onun dahamutlu ve mesut olduğu bir an var mıdır? Bu soruların çekici varlığı mutsuzluğun kaynağıdır. Sevginin coşkun yaşandığı bir dönem yoktur ki içinde şüpheyi ve korkuyu barındırmasın. Hiçbir sarılma yoktur ki o an kafanın içinde gizli bir rekabet yaşanmasın…
Sayfa 79 - CAN YAYINLARI·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Türkiye, Atatürk döneminde Medeni bir ülkeydi
Hitler döneminin Almanya ve Avusturyasını terk eden 142 bilim adamı, niçin Batı 'nın gelişmiş ve varlıklı ülkeleri dururken, Türkiye'ye gelmeyi tercih etti? Birçoğu dünya çapında olan bu solcu ya da Yahudi bilim adamlarını, güç koşullar içindeki bir geri kalmış ülkede on yılı aşkın süre hizmet etmeye iten gerekçe acaba neydi? Atatürk -resmi ya da özel- hiçbir dış geziye çıkmadığı halde, dünyanın birçok önde gelen devlet adamları, yoksul bir ülkenin devlet başkanını ziyaret etmek için sanki sıraya girmişlerdi, İn­giliz kralından İsveç veliahtına, Fransız başbakanına kadar, Ata­türk' e ve Kemalist Türkiye'ye gösterilen bu ilgi anlamlıydı. 1920'lerde "eski dünya"daAvrupalı olmayan ve bağımsız ka­labilmiş dört ülke bulunuyordu. Ama Türkiye dışında kalan Çin, Habeşistan ve İran zaman içinde istilaya uğradılar. Mussolini'nin bir demeci, bu ortamda Türkiye'de tedirginlik yaratmıştı. Bunun üzerine Mussolini, Türk büyükelçisine hemen şu mesajı verdi: "Türkiye bu kapsamın dışındadır. Zira bir Avrupa ülkesidir." 60 yıl öncesinin Türkiyesi, İtalyan diktatörünün bu düzelt­meyi yapmak gereğini duyduğu koşullarda, acaba niçin bugün­künden daha Avrupalı sayılıyordu?
aşk-ı mecazî’den AŞK-I HAKİKÎ’ye
Mahbublara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılab ettiği gibi, acaba ekser nâsda bulunan dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılab edebilir mi? Elcevab: Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fena çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbub arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esma-i İlahiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmağa muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit, aşk-ı hakikîye inkılaba yüz tutar. Fakat bir şart ile ki, kendinin zâil ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını, haricî dünyaya iltibas etmemektir. Eğer ehl-i dalalet ve gaflet gibi kendini unutup âfâka dalıp, umumî dünyayı hususî dünyası zannedip ona âşık olsa, tabiat bataklığına düşer boğulur. Meğer ki hârika olarak bir dest-i inayet onu kurtarsın. İman ve Küfür Müv.
Din
Herkes gerçek aşkı aradığını söylüyordu ancak henüz bulan birine rastlamamıştı. Acaba gerçek ask diye bir sey var mıydı gercekten? Hem zaten ne diye başına gerçek" sıfatı eklenmişti ki? Sadece aşk demek kafi gelmiyor muydu? Demek ki o kadar çok aşk olmayan aşk vardı ki günümüzde, kelimenin bașına "gercek' sifatini eklemeye gerek duymuşlardı.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Acaba?
“Peki konu okumak ve öğrenmek olduğunda niteliği niceliğe tercih etmeye ne dersi n ? Her yeni çıkan kitaba şöyle bir göz gezdirmek yerine birkaç önemli eseri sindire sindire okumak daha iyi olmaz mı ? Belki rafların daha boş duracak, tamam ama beynin ve hayatın muhtemelen daha dolu olacaktır.”
Sayfa 162·Kitabı okuyor
Edebiyat