• Utanilmasi gereken konulari, övgü ile bahsetmenin adina “ahir zaman” demisler..
  • Yâ Resûlallah, yâ hâdi
    Yâ terennümete’I-hâdî
    Ve yâ  ünşûdete’I-küsbânî
    Ve ’r-rükbânî fî'l vâdî

    Mahmud hasan ismail|


    Hâdîlerin ve Vâdîlerin Terennümü

    0 dört mısrada şöyle deniyordu; “Y â Resülallah, yâ hâdî”
    Ey insanlara, Allah’a giden yolu gösteren, ey hidayet rehberi ey ahir zaman peygamberi!
    Yâ terennümete’I-hâdî
    Ey hâdî’lerin, bestesi, nağmesill.

    Buradaki “hâdî”yi çöllerde yaşayanlar bilirler. Vaktiyle, deve kervanlarının çöllerde seyr ü sefer ettigi zamanlarda, bir menzilden digerine geçmek, çok zor olurmuş. Çölün ortasında su yok Çöller alev alev yanıyor. Susuz iki menzilin arasını geçmek için; develere susuzluğunu, yorgunluğunu unutturmak lâzım...
    Deve o sabırlı güzel hayvan, meşhurdur, güzel sesten haz duyar, hoşlanır.

    Bunun için her kervanda, güzel sesli bir hânende, okuyucu bulunurmuş. İşte kendisine “hâdî” denilen bu adam, o besteleri okurken, şarkılar söylerken, develer de acılarını unutur, yürürlermiş...
    İşte şair, Resul-i Zîşan’a, hitap ederek şöyle diyor:

    Ey kervanların acı ve yorgunluklarını unutturan hâdîlerin, güftesi, bestesi, nağmesi olan Peygamber! Hâdîler, seni, senin nağmesi terennüm ederek, insanlık kervanini sevk ediyor, menzil-i maksada dogru götürüyorlar.

    “Ve yâ ünşâdete’l-küsbânî”

    “Ve’r-rukbânî fi’I-vâdî ”

    Sade hâdîlerin değil, sen ey Resul, vadilerin, derelerin, sahraların ve kum tepelerinin de bestesisin. Hepsinde senin nağmen, senin adın, senin destanın terennüm edilmektedir.

    Ben bu mısraları okuyunca, kızcağız, imanını dışarı vurdu. Gözyaşları tufanı içinde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

    Onu bu halde bıraktım, çıktım. “Yeğenimizi yoldan çıkardı, Müslüman etti.” diyeceğinden korktuğum için de bir daha o eczahaneye uğramadım.
  • Sultan Murâd,
    İlerleyip iyi bir yer tutabilmek için derhâl harekete geçti.Osmanlı ordusu, Üsküp ve Priştine arasındaki Kosova sahasına geldiği zaman düşman birlikleri ile karşılaştı.Padişah ve beyleri düşmanın durumunu incelemek üzere bir tepeye çıktıkları zaman, yeryüzünün demir deryasına dönmüş olduğunu gördüler...Haçlılar gerçekten sayıca üstündüler...O gece düşman tarafından esmekte olan şiddetli rüzgâr, Osmanlı askerlerinin üzerine yoğun şekilde toz serpiyordu.Murâd Han, bütün gece Cenab-ı Hakk'tan niyaz ve istimdat ederek, ebedî saadete nail olmak üzere, kendisi için din yolunda şehadet istirhamında bulundu.Şöyle yalvardı: "...Ya ilâhi! Beni katında mihman edip, müminler ruhuna benim ruhumu feda kıl! Evvel beni gâzi kıldın,ahir şehadet nasip kıl!"...Muharebeye düşmanın top atışıyla başlandı.Murâd Han da; "Gerçek yardım ancak Allah katından olur" diyerek topçularına ve okçularına işaretini verdi.Türk topçularının atışlarının ardından okuçular düşman birlikleri üzerine ok ve demir yağdırmaya başladılar...Akşam olduğunda Haçlı ordularının tamamı dağılmış, büyük bölümü ölü veya yaralı olarak savaş meydanında kalmıştı...Sultan Murâd-ı Hüdavendigâr zafer sevinci dolayısıyla şükrane olarak harp sahasında gezerken Müslüman olduğunu söyleyen ve "Gizli sözüm vardır" diyerek yanına yaklaşan Miloş Obiliç adındaki yaralı bir Sırp asilzadesi tarafından zehirli hançer ile yaralandı...Böylece çok arzuladığı ve kavuşmak için dualar ettiği şehadet rütbesine nail oldu...
  • "" Lafa gelince AHİR ZAMAN
    Namaza gelince YOK Kİ ZAMAN
    Öldüğünde gör O ZAMAN...""
  • AHİR ZAMAN ÖZETİ...

    Fiyatlar yüksek,
    kadınlar çıplak,
    Camiler boş ve kimsesiz,
    Allah'ın emirleri Hükümsüz.

    Hırsızlar safada;
    Mücahitler bela ve Cefada.

    Zina helâl ;evlilik muhal.
    Kadınlar Erkeklere hükmeder.
    Erkekler Kadınlara Zulmeder.
    Müslüman beldeler işgal altında.

    Fakirin yağmurda
    yok Şemsiyesi
    Kıyametin
    kalmadı Saniyesi

    Hemen tövbe edelim.
    Delik çuvallardan sakınalım.
    (Delik çuval nedir bilirmisin )

    En güzel Şekilde
    abdest alırsın
    ama israf edersin.

    Fukaraya tasadduk eder
    sonrada minnet ve
    eziyet edersin.

    Gündüz oruç tutup,
    geceleri ibadet edersin.
    Fakat akrabanı
    ziyaret etmezsin.

    Oruç tutup,
    açlık ve susuzluğa
    sabredersin
    ama dilini tutmaz,
    çirkin Laflar edersin.

    Sıkı sıkı örtünürsün ama
    sıktığın Parfümün kokusu
    hertarafa yayılır.

    Misafir ağırlarsın
    lâkin gider gitmez
    Gıybet ve
    Dedikodusunu yaparsın.

    Hulâsa hayır ve
    hasenatınızı delik
    ve yırtık Çuvallarda toplamayın.

    Nice zorluk ve Binbir
    zahmet ile topladığınız.
    Emekleriniz ibadetiniz
    boş yere akar gider.

    Ya Rabbî;

    Bana ve sevdiklerime
    Mağfiret eyle.
    Hidâyetini nasip et.
    Amin.

    Ümmetin acaip halleri:

    Fiyatların yüksekliğini bahane
    edip hacca gitmez ama
    keyfi için tatile koşar.

    Akıllı olun

    Allah'ın malı Pahalı
    ve daha kârlıdir.
    Günde 100 satır Roman okur ama vakit darlığını bahane edip10 Ayet okumaz.

    Dikkat edin
    Allah'ın malı pahalı
    ve daha kârlıdir.

    Şarkıları paylaşıp
    Kuran'ı kerim'i
    paylaşmayı utananlar var
  • Mutlaka ama mutlaka Orhan Veli için geniş bir zaman ayırmalı, ne dediğine, niye dediğine bir bakmalısınız.

    Ben Orhan Veli
    “Yazık oldu Süleyman Efendiye”
    Mısra-i meşhurunun mübdii..
    Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
    Hususi hayatımı,
    Anlatayım:
    Evvela adamım, yani
    Sirk hayvanı falan değilim.
    Burnum var, kulağım var,
    Pek biçimli olmamakla beraber.
    Bir evde otururum,
    Bir işte çalışırım.
    Ne başımda bulut gezdiririm,
    Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
    Ne İngiliz kralı kadar
    Mütevaziyim,
    Ne de Celâl Bayar’ın
    Sabık ahır usağı gibi aristokrat.
    Ispanağı çok severim
    Puf böreğine hele
    Biterim
    Malda mülkte gözüm yoktur.
    Vallahi yoktur.
    Oktay Rıfat’la Melih Cevdet’tir
    En yakın arkadaşlarım.
    Bir de sevgilim vardır pek muteber;
    İsmini söyleyemem
    Edebiyat tarihçisi bulsun.
    Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
    Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz
    Sadece üdeba arasındadır.
    Ne bileyim,
    Belki daha bin bir huyum vardır.
    Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
    Onlar da bunlara benzer.
    Orhan Veli Kanık
    Sayfa 248 - YK Yayinevi
  • Anlayabilsen...
    Bir savaş var içimde bitmek bilmeyen
    Ruhuma ağır geliyor artık bu beden
    Beni ilk ve son kez anlayabilsen...
    Uzakları kendime yakın edebilsem
    Ahir zaman hayatını israf etmeden
    Sana sarılıp barış istesem...
    Mutluluğa doğru bir koşabilsem
    Dertli diyenlerden kurtulabilsem
    Sen..Ben..değil "Biz" olmayı hak edebilsem
    Huzuru yüreğinde yeşertebilsem...
    Ruhunun derinliğinde demlenebilsem...
    Başka bir şey inan inan istemem...

    Pervin