Sular hendeğine dolar. İnsanlar doğar ölür, gün doğar batar. Ağaçlar büyür çürür. Sular akar, bulut ağar. Ağayı öldürürsün, ağa gelir yerine. Bir daha öldürürsün, bir daha gelir.
Alıntı
HESABLAŞMA...
Anadolu Kültür İnkılâbı Süreci, Fikir Çağı-İbda Çağı’na bir hazırlıktır; bu hazırlığa dair bir tarih muhasebesinin, hâl şuurunun, dâva idrâkının adıdır. İBDA Mimarı, “İslâmcı tefekkür sentezi, dünya çapında bir hesaplaşma sürecinde doğmaktadır” buyuruyorlar ki, bu tefekkür ve tenevvür hareketine Anadolu Gençliği’nin vereceği “akis”, muhakkak dünya çapında hesablaşmanın bir resmi, belki de ilk temsil sahası ve laboratuvarı olacaktır. Öyleyse burada ilk olarak “hesablaşma” kavramının Türkçe lûgattaki yansımalarına bir göz atmak gerekir: Birindeki alacak ve vereceğin hesabını yapmak, (Bizdeki, bize âid olmayan değerleri sahiblerine iade etmek, başkalarındaki bize aid değerleri geri almak) Karşılıklı olarak kozlarını paylaşmak, (Batı tefekkürünün karşısına ona denk bir fikir kuvvetiyle çıkmak ve hakikat kavgasında onunla kozlarımızı paylaşmak) Bir şeyin iyi ve kötü yönlerini düşünerek, tartarak, bir hüküm ve kanaate varmak, (Yeryüzünde iş ve eser adına ne varsa hepsini Büyük Doğu-İBDA ideolojik vahidlerine göre lif lif ayıklamak, tek tek hükümlendirmek)
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1996), -ANADOLU KÜLTÜR İNKILÂBI SÜRECİNDE TEORİK DİL, TEORİK DÜŞÜNCE ve TENKİD ŞUURU-
Akademya Yazıları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim çünkü havada sesimi doğuran bir esir var bütün çilingirleri sofralara çekerek kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum kapısında kaldıkları sahiden evleri mi? bir kilidi açmak kolay değil o kadar hırsızın belki de yoktur kabahati! ** selam ile insan insana iliklenir başında ortasında ve sonunda yine selam çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim ** bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov! kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül ** ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar ** çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor ** bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdin
DERGAH
Gürültülü dünyada sesizliğe yüzünü dönmüş yabancı.
Çok sevdiğim Nilgün Marmara’nın anısına. Uzun zamandan sonra tekrar Nilgün hissini içimde hatırladım. Gürültülü dünyada sesizliğe yüzünü dönmüş yabancı. Dokunan bazı alıntılarıyla.. (1) “Kızıl yapraklar hep bir olup dönüyorlar bir yerlerde, boğazımıza birer düğüm yerleştirmek için, sonra uzaktan uzağa hep bu düğümleri bilmemiz bildirmemiz yaşatmamız öldürmemiz için. (…) Evrenin yetkin uru dünya. Boşluktaki büyük küresel yaraya göre, kişinin iyileştirilemeyecek bir yarası olamaz gibi görünüyor bana. Onun için varoluş tarihindeki acılar insanın kendini, öznelliğini aşması için nesnel bir destek… Artık, çirkef ilişkilerden, utku ve yenilgi ikileminden, her hamlede mat hevesinden, ele geçirme savaşımından vazgeçmek gerekir. Vazgeçilmiyorsa Üzünç Teyze gelir hep oturur içimizde. Şen ve özgür hayaletler olalım!” (2) “Hiçbir şey kalmıyor geriye (nereye?) Oysa bir şey arttırılmalı, saklanmalı, korunmalı kara günler için (daha da mı?)Ben yaşarken yaşamımı ve ölümümü tüketiyorum. Sana neler anlatmalıyım neler, çok yer, çok insan, çirkin, güzel, olaylar, tarihler, akış, akış… Gözlerimin önünde olan biten yiten her şey bir çevrimin içinde tutsaklandığım ben ve rastlantıyla aynı çevrim içre bulunan diğerleri, bize değen, değmeyen her şeyi. Konuşmak konuşabilmek böylesine zorken ben anlatıyorum beynimdeki diğer ses yoluyla sana, bazen de düşlerde. Şükür! Bir güven var hâlâ (nelerden sonra!) beni duyarsın. Nilgün seni severdir.” (3) “Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer... Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini
Şiir
Onca bulut, onca rüzgâr, onca kuşun gökyüzüne çizdiği Salkımsöğütlerden aldım suların o derin akışını. Sonra güneşler battı bir susuşunla.
Benim suskunluğum senin güzelliğinden geliyordu.
Şiir
Gitmek Durmadan gitmek Ne ölümünü bilsinler ne yaşadığını…