bizans islam frenk alman tarihçileri
döne döne başı dönmüş bir osmanlı plağı
"kelkitin altı bağlar"
lidyalılar likyalılar frikyalılar
efendime söyliyim psidyalılar
derken biz hurûc edüp günkapusundan
yani biz ki cengâverân-ı âl-i osman
yani sözün kısası romanos diyogenes
bir bizans komutanı romanos diyogenes
nâmı dünyayı tutmuş romanos diyogenes
işte bu meşhûr-1 cihan romanos diyogenes
alpaslan'a yenilip romanos diyogenes
alpaslan'a yenilince romanos diyogenes
1071 yılında malazgirt ovasında
büyük bir ihtimalle günlerden cuma
-cuma cim'a'dan gelir
cim'a işi pişirmektir
ondan sonra hamama!-
Sait Çamlıca, “Peygamberimiz Türkçe Olimpiyatlarına geldi” diyen Fethullah Gülen’i eleştirirken, “Kuran’da 33 ayet Risaleleri müjdeliyor" veya “Hz. Ali Risaleleri müjdelemiştir”diyen Said Nursi’ye “Bediüzzaman” demeye devam edilirse FETÖ’nün bitmeyeceğini kaydediyor.
“Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’ye ve Menzil tarikatına da tepki gösteren Sait Çamlıca şunları söylüyor.
"Cübbeli Ahmed’in “Halid’i kolundanım diyen cennete gider”, yakın zamanda medyaya düşen Uşşaki Şeyhi’nin “Elimi öpen cennete gider”, Alpaslan Kuytul'un “Peygamberimizi meydanda gören bacılar var”, Adıyaman Menzil ekibinin “Şeyhimizin gözlerine bakan içkiyi bırakıyor” gibi sözleri, hep aynı zehirli bahçelerin farklı meyveleridir."
"Taş Kahve'ye herkes sırf diğer herkes sevdiği için gidiyor. Bir de taş kahve'ye gittim demek için daha kahvenin tadına bakmadan instagrama fotoğraf koyanlar yok mu?
Ben onlardan kaçmak için geldim Cundaya Selim. Mümkünse kimsenin gitmediği en ücra, en boş kahveye gidelim. Olur mu?"
Temmuz 1974'de Türk Hava Kuvvetleri Birlikleri Ve Komutanları
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Emin Alpkaya
Hava Kuvvetleri Komutanı Kurmay Başkanı Korgeneral Faruk Koralp
1. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Tahsin Şahinkaya
2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hulusi Kaymaklı
Hava Kuvvetleri Komutanı Harekat Başkanı Tümgeneral Tevfik Alpaslan
Sinan Cemgil’in naaşını almaya giden babası Adnan Cemgil köylülere şöyle seslenir:
“Ben varlıklı bir aileden geliyorum. Öğretmenim. Ekonomik durumum oldukça iyi. Oğlumu en iyi şekilde yetiştirdim. En iyi okullarda okuttum. Ülkenin en güzide üniversitesi ODTÜ’de okuyordu. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Ölmese yüksek mühendis çıkacak ve o da varlıklı bir hayat yaşayacaktı. Fakat o sizin iyiliğiniz için öldü. Bunu bilesiniz diye söylüyorum."
Annesi Nazife Cemgil de
“Bu oğlum Sinan. Bunlar da onun arkadaşları, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan, kardeşleri. Onlar da oğullarım. Bu çocuklar, bu oğullar; bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydı. Her biri üstün zekalı güzel çocuklardı. Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar, halkı, sizleri sevdiler. sizin sorunlarınızı omuzladılar." der. Bunu bilesiniz diye söylüyorum, dedi.
Köylülere baktım. Biraz önce dikkatlice dinledikleri Adnan hocanın sözü bitince, başlarını öne eğdiler.
Sinan”ın cenazesi teslim alındıktan sonra, İstanbul”a getirilirken, yağmur yağmaktadır. Nazife Hanım, yağmur yağmaya başlayınca, “ Oğlum, ıslanacak” diye üzülür.