Sanayileşme ve modernleşme süreçleriyle birlikte insan ve toplumların hayatında yaşanan değişim ve dönüşümler tüm hızıyla sürüyor. Özellikle teknolojinin, iletişim ve ulaşım araçlarının baş döndürücü bir şekilde gelişmesiyle yaşanan hız ve rekabet ortamında üretim ve tüketim sürekli artıyor. İnsanlar daha fazla kazanma ve daha fazla tüketme adına büyük bir hırsla koşuşturup duruyor. Bu koşuşturma ortamında birçok insan, kendine yabancılaşarak günün sonunda yorgun ve mutsuz düşüyor.
• • •
Tüm bunların yanında salgınlar, sel felaketleri, depremler ve genetiği bozulmuş yiyecekler durmadan artıyor. Dijital dünya yaşadığımız hayatın kalbi haline dönüşüyor. Hız yalnızca fiziksel değil sanal dünyanın da birinci gündem maddesi haline geliyor. Sosyal medya yaşamlarımızı her geçen gün daha da etkisi altına alıyor. Böylesi “tuhaf zamanlar”dan geçerken filozofların ve sosyologların toplumları anlama ve tanımlama çabaları da aralıksız sürüyor. İşte onlardan biri de Kore doğumlu Alman felsefe ve kültürel çalışmalar profesörü Byung-Chul Han. Nitekim Han, günümüz toplumunu “Psikopolitika”, “Şiddetin Topolojisi”, “Zamanın Kokusu” ve “Şeffaflık Toplumu” gibi birçok kitabının yanında “Yorgunluk Toplumu” eseriyle de anlamaya ve tanımlamaya çalışıyor.
• • •
Han bu eserinde, Foucault’un bahsettiği hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan “disiplin toplumu”nun yerini günümüzde fitness salonları, gökdelenler, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve gen laboratuarlarından oluşan “performans toplumu”nun aldığını söylüyor. Sakinlerinin de “itaatkâr özne” değil, bir “performans öznesi” haline dönüştüğünü dile getiriyor. Performans toplumunda sürekli koşturmaktan insanların “yorulduğunu” belirten Han, bu yorgunluk halinin fiziksel olmaktan ziyade sinirsel olduğunu, o nedenle de insanların