Bazı insanlar hayatı hep amatörce yaşar. Belki de profesyonellikten iyidir. Bilmiyorum, çünkü ne amatör olacak kadar bir ideale inandım, ne de profesyonel olabilecek kadar parayı hak ettim. Ben her zaman için sahte ideallerimi hak etmediğim çalıntı paralarla gerçekleştirdim.
…kurtuluş yoktu; sadece unutuş vardı. Bu da hepimizin beyninde bulunan şu küçük mucizeci silgicikler tarafından sağlanıyordu. Herkes arkasında bir dolap sürükler, her dolabın iskeletleri vardır.Farklı şekillere, mesela babanın kitaplığından düşen belgelere bürünseler bile, er ya da geç bu iskeletler ortaya dökülür.Geçmiş bizim "enstalasyonumuzdur". Amatörce oluşturmuşuzdur belki, ama sanatsal kaygılarımız da olmuştur. Şuraya bir rötuş, buraya bir ekleme, şuraya, hatta buraya bir düzeltme, her yerde rötuş-rötuş. Rötuşlamak en sevdiğimiz sanatsal araçtır. Her birimiz kendi müzemizin küratörüyüz.
Her şeyin değişimle meydana geldiğini hiçbir zaman aklından çıkarma ve her şeyin doğasının hiçbir şeyi, olanı değiştirmek ve kendi suretlerinde yeni şeyler yaratmak kadar sevmediğini düşünmeyi alışkanlık edin. Zira var olan her şey bir şekilde ondan çıkacak olan tohumdan gelir, oysa sen sadece toprağa veya rahme atılan şeylerin tohum olduğunu sanıyorsun. Bu çok amatörce bir yaklaşım
İki cinsin işbirliği yapmasının bunun doğal nedeni olduğu düşünülebilir. Erkekle kadının birleşmesinin en büyük tatmini verdiği, eksiksiz mutluluğu
doğurduğu kuramından yanadır gönlümüz, mantıksızca da olsa. Ama taksiye binen iki insanı gördüğüm için ve bunun bana verdiği tatmin yüzünden acaba dedim, bedende iki ayrı cinsiyet olduğuna göre acaba zihinlerde de, bedenlerdekine denk gelen iki ayrı cinsiyet var mı ve acaba mutlak tatmine ve mutluluğa ulaşmak için onların da birleşmesi gerekiyor mu? Amatörce ruhun bir şemasını çizmeye giriştim, her birimizin içinde iki güç bulunacaktı, biri erkek biri kadın; erkeğin beyninde erkek kadına egemen olacaktı, kadının beyninde de kadın erkeğe egemen olacaktı. Bu ikisi uyum içinde bir arada yaşarlarsa, ruhsal işbirliği yaparlarsa, normal ve rahat bir beden hali doğar. Bir kişi erkekse, beyninin kadın tarafı yine de etkilidir; bir kadın da içindeki erkekle ilişki içinde olmalıdır. Coleridge, büyük bir zihnin çift cinsiyetli olduğunu söylerken belki de bunu kastediyordu. Ancak böyle bir birleşme olursa zihin eksiksiz döllenmiş olur ve bütün yetilerini kullanır. Belki de katıksız erkek olan bir zihin yaratıcı olamaz, katıksız kadın olan bir zihin de, diye düşündüm.
"Senin gibi profesyonel olamıyoruz biz. Profesyonel is değiliz. Daha çok, amatörüz. Amatörce yaşıyoruz. Sen profesyo nel olduğun için duygularınla hayatı karıştırmıyorsun ama biz o ayrımı yapamıyoruz"