hızla değişiyorum: bugünüm dünümle çelişiyor. yukarı çıkarken sık sık basamakları atlıyorum - hiçbir basamak bağışlamıyor beni.
yukarı vardığımda, hep yalnız buluyorum kendimi. hiç kimse konuşmuyor benimle, yalnızlığın ayazı titretiyor beni. ne arıyorum ki yükseklerde?
aşağılamam ve özlemim birlikte gelişiyor; ne denli yükseğe çıkarsam, o denli aşağılıyorum yukarı çıkanı. ne arıyor ki yükseklerde?
ne kadar utanıyorum, yukarı çıkarkenki halimden ve sendeleyişimden! nasıl da alay ediyorum, nefes nefese kalışımla! nasıl da nefret ediyorum uçanlardan! ne kadar yorgun oluyorum yükseklerde!
Sayfa 36 - Zerdüşt’ün söylevleri / dağdaki ağaç üzerine·Kitabı okuyor
" Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz."
Bu sokak zalimlerinden kaçıp da bu bahçede nefes alabilecek hale gelen Resûllullah, ellerini kaldırıp, şu pek meşhur ve hatta kudsi dua ile Allah'a yalvarıp yakarmıştır:
"Ya Rabbi, kuvvet ve kudretimin en zayıf haliyle, elimdeki çare ve vasıtaların en basitiyle, insanların gözünde ifade ettiğim en hafif şahsiyetimle senin huzurunda sana yalvarıyor sana sığınıyorum, ya Erhamerrâhimin!.. Sen sıkıntı ve zulüm altında zayıf düşmüş olanların Rabbi'sin. Sen benim Rabbim'sin. Sen beni kimlerin eline bırakıyorsun?! Beni sertlik ve haşinlik içinde karşılayan bir yabancıya mı?! Yoksa, davamda bana hüküm geçirteceğin bir düşmana mı?! Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve eziyet, şayet senin bana karşı bir gadab ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. Fakat senden gelecek bir himaye ve koruyuş, her zaman çok daha hoştur. İster bu dünyada, ister âhirette, her işi nizamlayan ve karanlıkları (cehâleti) aydınlığa boğan Senin yüzünün nûru altında, inecek gadabın yahut bana musallat olacak öfkenden kaçıp korunabileceğim bir melce' arıyorum. Sen hoşnûd oluncaya kadar benden gelecek tevbe ve istiğfara sen layıksın. Kuvvet ve kudret ancak Senden'dir"