SPOİLER İÇERİR!
Ben de tam olarak ne his uyandırdığını bilemediğim bir deneyim oldu Kinyas ve Kayra. O yüzden incelemeyi okurken anlamsızlık, çelişkili cümleler görürseniz tamamen bundan kaynaklıdır. Affınıza sığınıyorum.
Anlatım beni biraz yordu maalesef. Ağır nihilizm ve felsefi yoğunluk zihninizi zorladığı için sessiz bir ortamda, odaklanarak okumak en iyisi bana göre.
Yolları ayrılana kadar Kinyas ve Kayra’yı birbirinden ayrı düşünmek imkansız. Bu süreci tek kelimeyle özetleyecek olursam bu kesinlikle “kaos” olurdu herhalde. Karakterlerin nedensiz şiddet, tecavüz ve uyuşturucu dolu hayatları beni aşırı derecede rahatsız etti. Ancak, içimizdeki en karanlık dürtüleri ve dünyanın gerçeklerini yüzümüze vurduğunu da görmezden gelemedim. Belki de tam bu yüzden bu kadar rahatsız etti.
Yolları ayrıldıktan sonra Kayra’nın yok olma isteğinde ve yaşamı reddetmesinde hiçbir değişiklik olmamasına şaşırdım. Bir insanın geçmişinden kopup bu denli zihinsel çürümeye nasıl ulaştığını anlamak zor gerçekten. Sanırım Kayra’nın Yolu’nda beni en çok etkileyen karakter Anita’ydı. Anita’nın saf sevgisine ve çabasına Kayra’nın duygusuz duruşu hem sinir bozucu hem de kalp kırıcıydı.
Kinyas’ın ise dibi gördükten sonra normal bir yaşam kurma mücadelesi hayret ettirdi. Dönüşümü insanoğlunun küllerinden doğma gücünü simgeliyor bana kalırsa. Geçmişin izleri tam kapanmıyor evet ama bu adaptasyon sürecinde yaşadıklarında kendi hayatımda da yaşadığım, sorguladığım benzer şeyler buldum. Eminim sizler de bulursunuz.
Okuması uzun süren, tam olarak ne his uyandırdığını kestiremediğim bir kitap olsa da Hakan Günday’ın kalemine sağlık. Bu kadar uzun bir inceleme olduğuna göre çokta kötü hisler bırakmamış demek ki.
Okumayı tercih edenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim..