• Mutlu olmak için nefes alıyor olmamız yeterlidir aslında.
    Sağlıklı olduğumuz için,ellerimiz olduğu ve yürüyebilip koşabildiğimiz için....
    Fakat işte insanoğlu.
    Mutlu olmak için bunları bir kriter olarak saymıyoruz,sayamıyoruz...
    O kadar şanslısınız ki...
    Bana gelince ben,zaman zaman unutuyorum.Aklıma bile gelmiyor.
    Allah'a şükür her işimi de yapabiliyorum.
    Bunun için de şükrediyorum. Bir kolum olmayabilirdi, yürüyemeyebilirdim.
    Şükredelim 🕊️
    Neslican Tay ;
    "Benim için sol bacağınızı da sevin." ♥️
    .....
    Benim için de sağ elinizi sevin. ♥️
    (İçimden geldi🖋️)

    ~~~Tuğba D.
  • "Senin neyini kıskanayım ben be, egosu tavan yapmış manyak."
    "Siz kadınların benim egomla ne alıp veremediğiniz var, anlamış değilim."
    "Sana benden bir tavsiye, bir kadın sana bir şey söylüyorsa muhtemelen haklıdır ama siz kas kafalar anlamıyorsunuz. Ama eğer birden fazla kadın sana aynı şeyi söylüyorsa bir yerlere not alsanız iyi olur. Egon tavan yapmış diyorsak demek ki doğru."
  • 144 syf.
    ·2 günde·7/10
    Her bir çiçeği sınıftaki bir öğrenciye benzeterek betimlemeler yapan ve tazecik tavsiyeler veren bir kitap. Öğretmenlerin daha çok ilgileneceği bir kitap olsa dahi bir ebeveynin de okuması gereken, üzerine düşünmesi ve acaba benim çocuğum hangi çiçek olabilir demesi lazım gelen bir deneme.
    Ben kendi çocukluğumu 'fesleğen' de gördüm şayet yazar şöyle diyor: " Rüzgar yemediği ve yaprakları okşanmadığı sürece kokusunu vermeyen ketum bir bitkidir. Ancak uyarıldığında rayihasını esirgemez, hatta üstünüze öyle bir siner ki çevrenizdekilerde yabani bir kırın ayaklanıp geldiğine dair bir his bırakır." Bu paragrafı okuyunca evet bu benim dedim ve bir çok arkadaşımı da nice başka çiçeklerde gördüm.
    Yenicik bir öğretmen olarak bu kitap bilinçli bir gözlemci olmama gaz verdi. Çevremde çeşit çeşit bir çok çiçek olacak ve ben acaba bu bir karahindiba mı kiraz çiçeği mi yoksa bu yeraltı orkidesi mi diye düşüneceğim.
    Önemli olanın o sınıfı bir çiçek mezarlığına dönüştürmemek olduğunu görmeye yardımcı olan yazarın gerek ara ara söylediği kitaplar, oyunlar ve tavsiyeler zihnimde yer edindi teşekkürler...
    Güzel okumalarla kalın her daim...
  • Bilinçli olarak yanından geçerken omzuna hafifçe çarpar gibi dokundum. Aynı anda o da benim aksi yönüme doğru hareket edince yavaş olmasını planladığım çarpışma biraz sert gerçekleşti ve elindeki ufak çantanın yere düşüp içindeki bir kaç parçanın etrafa saçılmasına sebep oldu. Bana kendisinin çarptığını zannedip konuşmaya başladı.
    “Ah... Özür dilerim,” diye mırıldanınca ben de bozuntuya vermedim. Kız yere düşen eşyalarını toplayıp ayağa kalktığında konuştum.
    “Önemli değil,” dediğimde sesimi duyar duymaz bana baktı.
    “Yine mi sen? Gözünüz falan mı bozuk sizin?” diye çıkıştı hemen.
    Az önce sakince özür dileyen kız beni görür görmez sinirli bir güzelliğe bürünmüştü. Anında tırnaklarını çıkarmış ve saldırıya hazırdı. Acaba her zaman böyle miydi yoksa sadece bana karşı mıydı bu tavrı merak ettim. Kızınca çok güzel olduğu gerçeğini de anında kabullendim. O yüzden daha da üstüne gittim.
    “Benden özür dileyen siz olduğunuza göre demek ki kör olan sizsiniz. Ayrıca bu kucağıma ikinci atlayışınız,” derken ukala ukala gülümsemeden duramadım.
    Çatık kaşlarla bana bakan bu kızdan bambaşka bir enerji alıyordum, bunu inkâr edemezdim.
  • Neyimi gördünüz ki siz benim,
    Neyimi bilirsiniz..?
    Kaşıma gözüme baktınız hep..!!

    Yediğime, içtiğime, giydiğime..!!
    Söylediklerime..!!
    Ya söyleyemediklerim..!!
    Ya yüreğimdekiler..!!
    Ya hayallerim..!!
    Şimdi bir düşünün bakalım..!!
    Ne kadar tanıyorsunuz beni..!!
    Kendi gözünüz,
    Kendi kulağınız kadar..!!

    Oysa benden içeri kaç ben var..!!


    T.Tugba Baş
  • 220 syf.
    ·24 günde·Beğendi·7/10
    Kitabı ilk gördüğüm yıllar aslında çok önemseyip listeme dahil etmemiştim 'oyun oynamanın sanatı mı olur' diye ama öyle değilmiş aslında basit gibi gördüğümüz oyun hem fiziksel hem ruhsal, psikolojik olarak çok çok önemliymiş.
    Kitabı ilk tuğba akbey inan'ın bi postunda görünce merak edip geri yanlış düşüncemden vazgeçip listeme dahil etmiştim sonra okudum iyi ki de okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu.
    Kitabın bana en önemli artısı bi sorun olarak gördüğüm *ağlamaların* aslında bambaşka nedenleri ve sonuçları olduğunu öğrenmem oldu. Ağlamanın iyileştirebileceğini aslında ilk tuğba akbey inan ın kitabında okumuştum ama o yetişkinler için denmişti çocuklara yönelik hiç düşünmedim ve ağlamalarını hep bastırmaya çalıştım. Kitabı okurken farkettim bunu ve kızım ağlarken artık onu susturmak için uğraşmaktansa ya izin veriyorum ağlamasına yanında olarak ya da oyuna dönüştürüyorum o anı misal ağlayıp yerde dönüyor ya biraz da buraya ağla olmadı biraz da şu tarafa ağla sağdan soldan ağla oh oh diyo dansa başlıyoruz o da tabii ağlamaktan vazgeçip gülmeye başlıyor
    Aslında biz zorlaştırıyoruz işimizi daha doğrusu kendi adıma konuşim bn zorlaştırıyorum; o an baskıyla çocuğun duygusunu ifade etmesine engel oluyorum neden çünkü ağlıyor ve ağıt her zaman hemen susturulur düşüncesi yerleştirilmiş beynimize malesef.. Ama o an biraz ağlamasına müsade edip sonra oyuna dönüştürsek biz de çocuk da çok rahatlayacak ama bunu o an yapmak çok zor geliyor baskı kurup susturmak her zaman daha kolay görünüyor öyle gördüğümüz için..
    Ayrıca ağlama kadar kahkaha atmanın da fiziksel ve ruhsal olarak önemini bilmediğimi farkettim. Bağışıklık sistemini güçlendirir diyor misal, fiziksel rahatsızlığı azaltır.. En zararsız ve doğal ilaçmış aslında ağmamak ve gülmek bunu öğrettiği için aletha hanıma allah tan hidayet diliyorum
    Oyun oynama kısmına gelince çok şükür ki sebep ve sonucunu bilmesem de bu oyunların çoğunu oynuyoruz. Artık bilincinde olarak oynamak daha pozitif sonuç verir diye umuyorum hem onlar hem benim için. Oyunları oynama sanatını öğrenmiş oldum yani onu da bilmek gerekiyormuş
    Gıdıklama olayını bn de ilk bu kitapla öğrendim çok yaptığımız bi oyun babasıyla, daha dikkatli olucam bu konuda inşallah.
    Bazı oyun düşüncelerine katılmadım tabii misal "küfürlü kelimeleri başkası duymasa da içinde kalmasın yine de söyle tarzında yaklaşım, terk eden ebeyni veya kötü öğretmeni oyuncak üzerinden hayal edip vurarak öfkesini atmaya teşvik eden oyunlar.. tabii onların kültür ve dini bizimkinden farklı o yüzden beğendiğim bölümleri aldım beğenmediklerimin üzerini çizdim.
    Kitabın son bölümündeki "yetimhanede büyüyen bebekler ce-eee oyununa hiçbir şekilde tepki vermez hiç kimseyle bağlanmadıkları için ayrılık korkusu yaşamazlar " cümlesi beni çok üzdü.. (Bebekler dokunulmadan büyürse sonunun ölümle bile sonuçlanacağını *doğmamış çocuğun gizli yaşamı* kitabında okumuştum ilk, özellikle hamile olanlara kesinlikle tavsiye ederim ) Keşke her bebek bi anne sıcaklığı şefkati görerek büyüse.. Göremeyenler yetişkin olunca göremediklerini anlayamıyor ve gösteremiyor bunun sonucu o kişiden çevreye virüs gibi yayılıyor katı kalplilik, duygusuzluk, sevgisizlik malesef..

    Hasılı kitap basit bi konu olarak görünmesine rağmen oyunun aslında ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatmış oldu bu yüzden çok beğendim kitabı. Aletha hanımla da ilk tanışmamız oldu kitap, dilini, sorun-çözüm yöntemlerini beğendim.
    Şimdi de *Tavsiye edilecekler* listeme girdi
  • Benim şikayetim yoksulluk değil ki, adaletsizlik...Yahu,biz bu hayat bir kere gelmedik mi?Hangi kağıt parçası bir hayatı satın almaya yeter?Ama yetiyor işte.Hayatını yaşadığını söyleyenibilir misin?Hem üç kuruş maaşa çalışıp hem de güler yüzlü olmak zorundayız.Neden?