Aşkın sandığım kadar toz pembe olmadığını öğrendim ben...
Meğer içinde gri sabahlar, suskun akşamlar, yarım kalmış cümleler de varmış.
Sadece kalbin hızla çarpması değilmiş; bazen yavaşlaması, yorulması, hatta kırılması da varmış.
Ben aşkı hep mutlu sonlara yakıştırmıştım, oysa ortasında kaybolunan hikâyeler de varmış.
İki insanın birbirine sarılması kadar, yavaş yavaş birbirinden uzaklaşması da aşkın içindeymiş.
Anladım ki aşk; sadece "çok sevmek" değilmiş...
Doğru zamanda, doğru yerde, doğru kalpte buluşabilmekmiş.