Pandemi dönemine kadar okumayı tercih ettiğim kitap türleri arasında, Aşk romanları olmadığını belirterek başlayayım söze. Çünkü belki eleştiri sayılacak bazı cümleler, ya da kitaptaki ruhun tam içine giremeyişim, bu konudaki eş değer kitapları okumamış olmamdan da kaynaklanabilir.
Kitap 18 ve 19. Yüzyıl İngilteresinde geçiyor. Aristokrasi kitabın asıl öznesi. Açıkçası yazarında yer yer soyluluk ve onların üstünlüğünü savunması ve hatta sonunda yaptığı tercihi bile yanlış görmemesi beni deli etti. Evet döneme göre kitabı algılamalıyız, o şartları düşünerek okumalıyız. Ama en azından Anne, biraz bu aristokratlık kalıbından çıkıp, “ o sınıftan kadının yeri” gibi cümleler olmasa daha isabetli olacaktı.
Anne ve Yüzbaşı Wentworth birbirlerine aşık oluyorlar ve nişanlanıyorlar. Fakat sınıfsal farklılık ve ailesinin kendisini “ikna “ etmesi üzerine Anne yüzbaşıdan ayrılıyor. Ve 8 yıl sonra tekrar karşılaşıyorlar. Anne, kimsenin fikrini dinlemeye değer görmediği, silik, itaatkar bir kadın karakter. Aslında zeki, birçok şeye çözüm bulabilen, düşünceli ama kendisi itaatkar olmayı ve başkasını mutlu etmeyi kendine iş edinmiş. Zaman zaman kendisini sarsıp, bir kendine gel demeyi çok istedim. Üstüne itaatkarlığın ara ara kitapta meziyet olarak övülmesi de var.
Jane 19 yaşında, aşıkken, oldukça güzel fakat 27 yaşında evlilik yaşı nerdeyse geçmiş, çökmüş bir kadına dönüyor. Güzel taraf, aşk ile tekrar o eski güzelliğini bulması, aşkın iyileştirici gücü...
Olayların akışı, anlatım dili gayet güzel. Sürükleyici bir kitap. Sadece sonu biraz oldu bitti gibi geldi bana. O kadar acı çekip, bekledikten sonra daha coşkulu bir son bekledim.