Busvaguler

Busvaguler
@busragul34
Hasan Güler this being human is a guest house.
Çünkü insanın çekileceği en güzel yer kendi içidir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler.
Edebiyat
7/10
·189 syf.··
2017 4. kitabı
Nitel bir araştırma olan “Modern Mahrem” de veri olarak sözlü ifadelerden, betimlemelerden ve yorumlardan istifade edilmiş kamusal alanın yeniden tanımlanan ifadesi ile sınırları çizilmiş ve toplumda oluşan modernizm düşmanlığına karşın “özel” olan mahremiyeti “sosyolojik aracılık” metodundan faydalanarak saha araştırmasının çok daha derinlemesine boyutuyla incelenmesi sağlanmıştır. Aktörle bire bir etkileşimde bulunan Göle, sosyolojik tahlilleri anlamada bilimsel objektiflikten asla taviz vermemiş uzaklık\ yakınlık ilişkisinin sınırlarını hesaplama da hassas ölçüler kullanmıştır. Fakat yazar aynı zamanda konunun sınırları çizilse dahi kullanılan metotlar ve prensipler ışığında bu sınırların aşılabileceği dinamik bir yapısı olan toplumun ve aktörün bire bir etkileşimde bulunulduğu durumlarda araştırmacının yetkisizleştirilmesi gerektiğini de savunmuştur. İki ayrı medeniyetin vurgusu yapılan “modern” ve “mahrem” kelimeleri Türkiyede oluşan yeni kamusal görünürlük için kullanılabilecek en uygun kavramsal sınırlara sahip kelimelerdir. Semantik yönden kuvvetli, kendi mana hiyerarşisini oluşturan modern ile mahrem kelimeleri aralarındaki zıtlıktan doğan bir uyum ile hem çatışmacı yönünü hem de fonksiyonel taraflarını yaşayan Türk toplumu için adeta yeni bir sosyolojik söyleme teorisel bir yaklaşıma imza atmıştır. Medeniyetin mihenk taşı olarak görülen kadın ve türban üzerine yazılan bu kitap; özellikle kamusal alan sınırlarının yeniden inşası olarak görülen İslam Hareketi ve bu hareketin modernizmin de etkisiyle kamusal alanın yapısal dönüşüme etkisini sosyolojik teori temeli analitik olarak irdelemiştir. Göle sorulmayanı sormuş söylenmeyeni söylemiş toplumun kendi iç sesine dönüşen problemleri gün yüzüne çıkarmakla kalmamış bu minval üzeri eleştirilerle hem laik kesimin
İlişkiler
Modern MahremNilüfer Göle · Metis Yayınları · 2000271 okunma
Gerçek Bir Sanat Eseri
10/10
·391 syf.··
2019 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2019 10:52
Bir İstanbul romanı: Huzur. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Savaş, Buhran, İhtiras, Aşk, Kader, Sanat, Musiki, Din, Mevsim, Ümit, Acı, Hastalık, İsyan, Toplumsal Kalıp, Nesne. Anahtar kelimeleri yavaş yavaş ve üzerine biraz da yoğunlaşarak okuduğunuzda neler düşündünüz ya da düşünüyorsunuz? Huzuru okumuş olanları ayrı tutuyorum elbette. Bu kadar birbirine zıt kavramların bir romana yedirilmesi ne kadar da güç öyle değil mi? Muhtemelen aklınızdan geçen düşüncelerden birisi buydu! Her bir konu başlığının kendi bünyesinde bir dünyası varken bu dünyaları birbiri ile ilişkilendirip çok güçlü bağlar kurmak, üstüne üstlük karakterlerin içsel buhranlarıyla harmanlamak başlı başına bir yetenek işi. Bu yetenekten ve donanımdan noksan yazarların bu gibi kapsamlı işlere yeltenmesi bana kalırsa aptal cesaretiyle kabil olabilir. Bunu fütursuzca yapan yazarların akıbetleri-hiç gereği yok konu bahsi etmeyeceğim- malumunuzdur. Tanpınar’ın donanımı hayranlık uyandırıyor. Musikiye ve sanata olan ilgisi ve bilgisi, akıl hocaları, Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’e olan saygısı, Paul Valery ve Marcel Proust gibi usta yazarlardan etkilenip onların düşünce dünyalarından da esintiler sunması, bir asır öncesi İstanbul’un tasvirleri, karakterlerin yaralarını okurlarına kabul ettirmesi, dinsel sorgulamaları, nesnelerin çağrışımları ile Huzur başlı başına bir yüksek edebiyat ürünü. Zannediyorum ki, Huzur romanında yer alan karakterlerin özelliklerine değinmek gerekecek. Benim nezdimde Tanpınar’ı değerli kılan; toplumunun geçmiş değerleriyle bağını koparmayan güçlü karakterleri yaratmış olmasıydı. Bektaşi ile, Veli ile, Dede ile, şark musikisinin güçlü isimlerinin ve eserlerinin sürekli deklare ediliyor olması ve bu eserlerin insan ruhundaki belirtilerini ve çağrışımlarını okurlarına dökmesi şahaneydi.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız Anna. Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan. Sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden. Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. Kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetiniki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında. İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor. İnsaf et Anna! Gidelim buradan. Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim. Ölelim diyecektim az kalsın. Ölmeyelim. Hiç ölmeyelim Anna. Sarılalım diyecektim az kalsın. İçimden böyle şeyler de geçiyor işte. Sarılalım, dudakların… Tamam sustum. Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak. Gözlerim biraz karanlık. İçinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var. Gözlerim biraz yorgun. İçinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler… Bekleyişler Anna. Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. Nişanlısı askerde
Edebiyat