Puan vermedi·240 syf.··
2026 54. kitabı
Oğuz Boyları'nın niceliksel (sayısal) olarak en büyüklerinden biri olan Beğdililer, Anadolu'ya geç gelen Türkmenlerdendirler. Harzem bölgesin-de Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı bir beylik olarak varlıklarını devam ettirirlerken, Selçuklu İmparatoru Sultan Sencer'in ölümünden sonra bölgede bağımsızlık ilan ettiler. Kısa bir sürede Asya'nın büyük imparatorluklarından biri haline geldiler. Harzemliler'in Ottar valisinin çirkin ve gaddar bir şekilde 450 kişilik Moğol kervanını katletmesi üzerine; Moğol Hanı Cengiz Han, batıya sefer düzenledi. Harzemşahlar'ın son imparatoru Celalettin Harzemşah, Moğollara karşı destansı savaşlar verirken; Abbasi Halifeleri de, Nizariler de Anadolu Selçukluları da ona yardım elini uzatmadılar. Hatta Abbasiler ve Nizariler; el altından Moğollara yardım ettiler. Temel gerekçeleri, Beğdililer'in Alevi oluşuydu. Bunun bedelini sonradan çok ağır ödediler. Anadolu Selçuklu sultanı Alaattin Keykubat, bu hatasının farkına varıp, yaklaşan Moğol tehlikesine karşı, Harzemşahlar'ın (Beğdili Türkmenleri) kalan güçlerinden yararlanmak için onları yanına çekti ise de eşi Berduli'nin, oğlu 2. Gıyasettin'in ve veziri Sadettin Köpek'in oyunlarına kurban gidip, zehirlenerek öldürüldü. Alaattin Keykubat'tan sonraki Selçuklular da, Osmanlılar da Beğdililere çok acılar çektirdiler
HarzemşahlarVeli Saltık · Liman Yayınevi · 20241 okunma
Puan vermedi·58 syf.··
2026 313. kitabı
Şinasi, Şair Evlenmesi adlı bu ilk yerli ve batılı anlamdaki klasik tiyatro oyununda, Osmanlı toplumundaki görücü usulü evlilik geleneğini, bu geleneğin doğurduğu suistimalleri ve toplumsal aksaklıkları, Şair Müştak Bey adındaki saf ve idealist bir gencin başından geçen trajikomik bir evlilik oyunu ekseninde konu alır. Yazar; Müştak Bey'in sevdiği genç ve güzel Kumru Hanım yerine, hileyle onun yaşlı ve çirkin ablası Sakine Hanım ile nikahlanmaya çalışılmasını anlatırken; mahalledeki yozlaşmış din görevlisi ve mahalle sakinlerinin cehaletini, rüşvet çarkını ve körü körüne bağlı kalınan geleneklerin bireyleri nasıl zor duruma düşürdüğünü, Türk halk tiyatrosu (orta oyunu ve meddah) unsurlarıyla batı tiyatrosunu harmanlayan, oldukça eğlenceli, hiciv dolu ve sade bir dille işler.
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:43
Merhaba kitap dostlarım. 310 sayfalık bir Alice Feeney kitabının sonuna geldim.. yazarın taş kağıt makas ve ne yaptığını biliyorum kitaplarıyla kıyaslarsak biraz vasat kaldı bana göre.. Kitabın konusuna gelecek olursak gazeteci Abby yolda yatan bir kadına yardım etmek için aracından iner ve kaybolur. eşi (yazar) Grady eşinin öldüğünü düşünür ancak cesedin bulunmaması yaşama ihtimalini canlı tutar. Kayboluşundan bir yıl sonra grady bir adaya yeni kitabını yazmaya gider ancak adada garip şeyler olur.. burdan sonrasını kitabı okuyacak kitapseverlere bırakıyorum. Kitapla kalın dostça kalın
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,962 okunma
Puan vermedi
#OkudumBitirdim Güzel Çirkin/Alice Feeney Ters köşeleriyle dikkat çeken, daha öncede üç kitabını okuduğum AliceFeeney, her kitabında Akıcı anlatımı, abartısız betimlemeleri ile yer eden yazar. Sanki bu kitabında sonunu aceleye getirmiş gibi çok iyi bağlayamamış oldu bittiye getirmiş son sayfalara kadar merakla okuduğum kitap bittiğinde bumuymuş duygusu yaşattı açıkçası bende Yazar Grady Green, eşi Abby’nin arabasını uçurumun kenarında bulduğunda aracın sürücü kapısı açıktı ama ondan hiçbir iz yoktu. Yazar Grady, eşi Abby’e ne olduğunu bilmemesi ve yasını tutması sebebiyle artık kitap yazamaz duruma gelmesini, tekrardan kitap yazabilmek için temsilcisi Kitty tarafından İskoçya’da ulaşımın kısıtlı olduğu, sadece 25 kişinin yaşadığı adaya gitmesini sağlıyor. Adada gizemli olayların yaşanması kafamada bir çok soru işareti oluşturan sorular oluşmaya başladı. Adada yaşayan herkes masum mu? Ulaşım neden yok? Telefon neden çekmiyor? Yazarın eşi Abby yaşıyor mu? Yoksa öldü mü? gibi sorulara cevap ararken bulduğum bir okuma oldu.
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,962 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Bu kitap baştan sona bir hikâyeden çok bir hafıza çözülmesi gibi ilerliyor. Olayları takip etmekten ziyade, bir insanın kendi geçmişine bakarken nasıl parçalandığını izliyorsun. Net bir anlatıdan çok, zihnin içinden geçen kırık görüntüler var. 17 Haziran tam olarak dış dünyayı değil, insanın kendi içindeki çocukluğu, eksiklik hissini ve aile içinde kalmış yarım duyguları anlatıyor. Alex Schulman burada bir hikâye kurmaktan çok, geçmişin bugüne nasıl sızdığını gösteriyor. Kitabın en güçlü tarafı, küçük anların çok büyük duygular taşıması. Bir fotoğraf, bir ses, bir ev ya da bir sessizlik bile yıllar sonra insanın hayatını belirleyen bir şeye dönüşebiliyor. “Bedeni bütündü; yaşıyor gibiydi, ama ölüydü.” Bu tarz cümleler kitabın tonunu en baştan belli ediyor. Açıklamaya çalışmıyor, sadece hissettiriyor. Özellikle çocukluk bölümleri çok ağır bir duygusal zemin taşıyor. Geçmiş sadece hatırlanan bir şey değil, hâlâ içinde yaşayan bir şey gibi anlatılıyor: “İnsan öylece çocukluğunu arayıp da biraz olsun şanslı olmayı dileyemez. Hattı düşürebilirsin belki ama içeri giremezsin. Hazırlıklı olman gerekir; ne söyleyeceğini bilmen, bir planının olması gerekir. Bu anlamda dördüncü gün kritikti, bir dönüm noktasıydı. Çünkü yöntemin önemini o gün kavradım. ” Burada asıl mesele çocukluğu hatırlamak değil, ona ulaşmaya çalışmanın imkânsızlığı. Aile ilişkileri ise kitabın en kırılgan noktası. Sevgi, mesafe ve eksiklik aynı anda var. İnsan hem bağlı hem de uzak hissediyor: **__“1986 yazından bana ait tek fotoğraf vardı. Gölde bir sandaldayım. Arkada karanlık su, uzakta ev; kırmızı bir Lego parçası gibi. Gülümsüyor muyum, yoksa güneşte gözlerimi mi kısıyorum, bilmiyorum. Keskin hatlar, açık kahve gözler. Ben çocukken, annem en şefkatli anlarında “ancak bir annenin
İnceleme
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,243 okunma