Çünkü insanları çok fazla uyandırmadan onların sırtından nemalanmak elbette daha karlıdır !
Sayfa 207
Alıntı
"O kadar çok şey geçti ki gözlerimizin önünden sonunda hiçbir şey göremez olduk."
Sayfa 18 - kırmızıkediyayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Reklam
Motivasyon Hormonlarını Harekete Geçiren İlahi Kelam
Hz. Allah, Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'a, Kehf Suresi'nde "İnşallah" demesini emretmiştir. Her sözün ağızdan çıkarken meydana getirdiği fiiliyatla beyinde meydana getirdiği bir etki, ruhta meydana getirdiği bir başka etki vardır. Sen işin başındayken "İnşallah" demediğin için beyinde sana destek olacak hormonları çalıştırmamaktasın. Önüne çıkabilecek engelleri kendi elinle koyduruyorsun. Kuran'ı Kerim'de Cenabı Hakk'ın beyan ettiği bir başka husus da bu vesile ile ortaya çıkıyor. "Onlar kendi elleri ile kendilerine zulmettiler." Nasıl yaptılar? Ağızlarından çıkan sözle kendilerine zulmetmiş oldular. Sözün meydana getirmiş olduğu enerjinin beyinde tetiklediği hormon sayesinde kendilerine zulmettiler. Beyin kişiye iki türlü yardımcı olmaktadır. Ya stres hormonu salgılar kişinin önünü keser ya da motivasyon hormonlarını salgılar ve işi başarması için kişiye destek olur. İnşallah sözü söylendiği zaman: Birincisi; Allah lafzının başında Elif olması, kelimede Nun ve Şın harflerinin olması beyninin dört lobunu aynı anda tetikleyerek beyinde motivasyon hormonlarını salgılatır. Dünyada insan motivasyonunda beyni en çok etkileyen enerjilerin en büyüğü "İnşallah” sözüdür. Bu söz ağızdan çıktığı anda beynin dört merkezine aynı anda emir gider. Bu emirlerle beyin hiç yapamayacağı bir işi dahi yapabilir hale gelir.
Din
Dünyadaki tek kimsesiz kimse olmayı, dünyadaki pek çok kimsesizden sadece biri olmaya tercih ederdim. Kimsesizlik öyle bir duygu ki, kimsenin tatmasını istemem.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Onbeş yaşımdayım. Hiç otelde kalmamışım. O gece kalacağım işte. Bu biliniyor. Nisanın biri. Kurban Bayramının ilk günü. Sabah sıfırbeşte uyandım. Şirinevler’de teyzemde kaldım o gece. Saat yedide okulda buluşacağız arkadaşlarla. Teyzem, çantamı hazırlamış, bana da, çantanın içinde ne nedir, neden kimi şeyler altta ve niçin öbürleri üsttedir, kirlenen nereye koyulurken temiz olan n’apılacaktır, gibi konularda bilgi verdi. Bu bilgilerin bana otelde yararlı olacağı düşünülüyor. Ben pek dinlemiyorum, aklım çok karış havada.
ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK. HEPSİ HÂLÂ ORADA VE ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK
Artık bir araya gelebileceğimiz sokaklar yok, her yer kalabalık ve kimse orada değil, artık köyler yok, toplu konutlar var, artık sokaklar yok, otoyollar var, şehirler yerde silinip gitmiş, dümdüz yukarı uzanıyorlar, sokakları duvarlarla çeviriyorlar, artık denize, şehre, ormana açılan pencereler yok, kaçıp kurtulacak bir yol yok, tüm kapılar korkunun üzerine kapanıyor, siyasi korkunun, atomik korkunun, yağmalanma korkusunun, şiddet korkusunun, bıçakların korkusunun, ölüm korkusunun; ölüm korkusu hayata karar veriyor; yiyecek korkusu, yol korkusu, tatil korkusu, devlet adamlarının ve alçakların korkusu, polis korkusu tıpkı devlet adamlarının korkusu gibi, devlet adamlarının korkusu tıpkı alçakların korkusu gibi, artık nereye gideceğimizi, kendimizi nereye koyacağımızı bilmiyoruz, bir otomobil altı ila yedi insanın yerini alıyor, otomobil nüfusumuz kabaca üç yüz milyon, Hindistan nüfusu hızında artıyor, yeni bir absürtlük baş gösteriyor, gözlerimizin önünde gerçekleşiyor, orada, dışarıda, her tarafta; onun varlığı öyle deşifre edilemez ki, insan tarafından değil de ilahi bir güç tarafından üretildiğini söyleyebilirsin; sınırlar artık değişmiyor, artık nüfus hareketleri yok, iş gücü hareketleri var, Japonların hareketleri var ama artık savaş yok, çok az şey var, çok, çok, çok az, şimdiki gerçekliğin ve benlik ile dünyanın yakınlaşmasının yetersizliği giderek daha fazla elle tutulur hal alıyor; bazen, doğru, insan değişiyor, ama bu oldukça nadir, ve üstelik artık neyi değiştirdiğimizi de bilmiyoruz, bir çamaşır makinesini, insanlar artık kendileriyle birlikte neyin var olduğunu bilmiyorlar, ve bu kendi ülkelerinde, hâlâ futbolları, rock müzikleri, sinemaları, sonsuz beklentileri var, sinemaya sadece bir filme hapsedilmiş korkuyu görmek için gidiyorlar, çoğunlukla
Reklam
Reklam