“Aristo hocası Platon'dan hem müspet hem menfi anlamda etkilenmişti. Zaten Platon da hocası Sokrates'in hem fikirlerinden hem hayatından etkilenmişti. Aristo hocasının bazı fikirlerini benimsedi bazı fikirlerini reddetti. Platon gibi erken komünizm denebilecek bir ütopya geliştirmedi, zira hayalci değildi. Ama zamanının sınıflı toplum yapısını kökten reddetmeye de yönelmedi. Örneğin, köleliği normal gördü. Kölelerin ayrı bir varlık cinsi teşkil ettiğini düşündü. Buna karşılık, Aristo, siyaseti hem düşünce dalı hem beşeri faaliyet olarak çok önemsedi. Hatta yüceltti. Bu yüzden, siyaset bilimciler Aristo'yu çok sever ve siyaset biliminin kurucusu olarak kabul eder. Bunun çok haksız ve yanlış olduğu söylenemez. Zira, Aristo, bugün bilimsel çalışmanın önemli yöntemlerinden biri olarak kabul edilen ampirik çalışma yöntemini kullandı. Öğrencilerine toplattırdığı ampirik dataya dayanan önemli ve başarılı tahliller yaptı.”
Sayfa 26 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Huzursuzdum, İstanbul’daki huzursuzluğumdan farklı bir şeydi bu ancak yine de huzursuzluktu. Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hepimiz biliyoruz ki, bazı insanların bizi inandırmaya çalıştıkları gibi insanlara eşit yaratılmamıştır… Bazıları ötekilere göre daha zekidir, bazı insanlar doğuştan kazanılmış daha fazla olanağa sahiptir, bazı insanlar ötekilere göre daha fazla para kazanır, bazı kadınlar başka kadınlara göre daha iyi kek yapar… Bazı insanları pek çok başka insanı normal kapsam alanı içine girmeyen yeteneklere sahiptir.  Ama bu ülkede insanlar ancak bir tek durumda eşit yaratılmış kişiler haline gelirler - bir yoksulu Rockefeller Ailesinin bir ferdiyle, bir budalayı Einstein ile, cahil bir kişi bir kolej müdürü ile eşit gören bir tek kurum vardır. Bu kurum da, hukuk kurumudur.
Sayfa 262·Kitabı okuyor
Üstü Kapalı Sadistlik..
Bazı kişiler ise diğer insanların sorunlarıyla özellikle ilgilenirler; kimin derdi olsa, nerede bir acı yaşansa orada belirirler. Normal insanın yardımseverliğinden farklı olan bu tür tutumlarda üstü kapalı bir sadistlik öğesi bulunur ve kişi diğer insanları zor durumda ya da acı çekerken görmekten ötürü dolaylı bir doyum sağlar. Bazen bu mekanizma bir başka biçimde işler ve kişi bilincinde olmaksızın diğer insanları zor durumda bırakacak bir ortam sağlar ve onların bocalamasını gözlemekten sinsice bir haz duyar. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, açık saldırganlığı konu alan filmlerin yanı sıra, deprem, yangın, kaza, vb. içerikli filmlerin çok sayıda izleyici bulabilmesi ve bu tür filmlerin sayısının giderek artması da oldukça anlamlıdır.
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Psikoloji
Dolaylı Kapitalist Marx'ın Komünist Düşüncesinin İflası
FAŞİZMİN ÇALIŞMA SİSTEMİ İşgünü nedir? Sermaye bir günlük değerini satın aldığı emek gücünü ne kadarlık bir süreyle kullanma hakkına sahiptir? Gün bu gücün yeniden üretimi için gerekli işin ötesinde hangi noktaya değin uzatılabilir? Bütün bu sorulara görülebildiği gibi sermaye şu yanıtı verir: İşgünü, emek gücünün işine yeniden başlaması için kesinlikle gerekli birkaç dinlenme saati çıktıktan sonra, 24 tam saatin geri kalan bölümünü kapsar. Emekçinin yaşamı boyunca emek gücünden başka bir şey olmadığı ve dolayısıyla kullanılabilir bütün zamanının da hukukça ve doğal olarak sermayenin ve sermayeleştirmenin malı olduğu kendiliğinden anlaşılır. Eğitim için, entelektüel gelişme için, beden ve kafa güçlerini özgürce kullanmak için, hatta (ve hem de pazar gününü kutsallaştıranların ülkelerinde) pazar günü için bile zaman ayrılması, saçmalığın ta kendisidir. Ama gözü bağlı ve ölçüsüz tutkusuyla, ek emek oburluğuyla sermaye, işgününün yalnız moral sınırlarını değil, en üst fizyolojik sınırını da aşar. Sağlıklı gövdenin büyüme, gelişme ve bakımının gerektirdiği zamana zorbaca el koyar. Açık havayı solumak ve güneş ışığından yararlanmak için kullanılacak zamanı çalar. Yemek zamanını pintice kısar ve yapabildiği her zaman onu da üretim sürecine katar. Öyle ki, basit bir alet durumuna düşürülen emekçiye, buhar kazanına kömür, makineye yağ verildiği gibi yemek verilir. Yaşam gücünü yenileyip tazelemeye yönelik uyku zamanını, tükenmiş bedenin yeniden çalışabilir bir duruma gelmesi için kaçınılmaz birkaç ağır uyuşukluk saatine indirger. İşgününün sınırlandırılması için emek gücünün normal bakımının ölçü hizmetini görmesi şöyle dursun, tersine işçinin soluk alma zamanının ölçüsünü, ne denli zorlu ve ne denli güç olursa olsun, günde en çok ne kadar çalışabileceği belirler. Sermaye,
Hayata Dair
Senin köklerin nerede, dedi. Sanırım benim köküm yok, dedim. Bana öyle bakma. Bu çok normal. Bazı insanların kökleri vardır, bazılarının yoktur.
Alıntı