Hititler yapıya başlarken, açtıkları temel çukuruna neler koyu-yorlarmış, neler! Annem anlattıkça gözlerim dört açıldı. Önce madenleri sayalım: Altın, gümüş, bakır. Bunların ağırlıkları bile verilmiş. Bakır 250 gram kadar, altın gümüş ise 'birer şegel, yani 8,5 gram kadar. Eğer bu ağırlıkları yazmasalardı, arkeologlar düşünür dururlardı onların büyüklüğünü. Ne ilginç! Hepsi kendine göre bir ağırlık söylerdi. Bana kalırsa, hiçbiri onların bu kadar küçük olacaklarını tahmin edemezdi herhalde. Bunlar temele konurken, din adamı, "Nasıl bu madenler dayanıklı ve ölümsüz ise, bu tapmak veya saray da kara topraklar üzerinde Tanrılar ve insanlar için öyle ölümsüz olsun" diyor. Onun için hepsi yıkılmadan zamanımıza kadar kalmış ya!.. Temel çukuruna ayrıca ince yağ, yağlı ekmek bırakılıyor. Köşe taşlarının altına yine birer şegel ağırlıklarında, altın, gümüş, bronz, bakır, lacivert taş ve dağ kristalinden çiviler konuyor. Sahi, temele konan daha önemli nesneleri neredeyse unutuyordum. Bir şegel ağırlığında altından bir aslan, gümüş boyunduruklu demirden iki öküz. Gramlarına bakılacak olursa küçücük şeyler. Madenden o kadar küçük nesneleri yapmak hiç de kolay değil. Demek, Hititler çok sanatkârmışlar. Yapılacak sunağın altına da Yapı Tanrıçası ile dört oğlunun tunçtan heykelleri konuyor. Bunlar da yeterli değil! Temellere ayrıca tereyağı, susamyağı, bal, tuz, çeşitli tahıl, kuru sebze ve meyveler bırakılıyor. Tanrı heykelleri, yapıyı korumak ve ölümsüz yapmak için, yiyecekler de içinin bol ve bereketli olmasını sağlamak içinmiş.