"Seninle," dedi neredeyse kendisini konuşmaya zorlayarak, "yan yana, omuz omuza iki dağ olamadık"
Sayfa 164 - Murat k. Murat 2. Baskı Kasım 2024 İstanbul·Kitabı okuyor
Verem hakkında şiirlerimiz ve Büyülü Dağımız var, ama kanser için bir büyülü dağ yok. Kanserin büyüsüz dağı.
Sayfa 80·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Orta Yaş
Hayatının orta yaş zirvesini oluşturan bir yaş varsa o da şimdiki yaşıydı. Elli yaşını bitirdikten sonraki yıllar hayatın en önemli ve en zengin yıllarıdır elbette
Sayfa 87 - YKY·Kitabı okuyor
Duygusallık
Bjorn Hansen duygusallığın kendisini etkisi altına almasından kaçınıyordu. Zira insanın kendisini duygusallığa kaptırması hepimizin içinde derinde yatan uzlaşma özlemini tetikleyebilirdi.
Sayfa 84 - YKY·Kitabı okuyor
Martı
Todori, tezgahın az ilerisindeki boş masaya oturmuş, çenesi elinde, hafifçe kamburlaşmış, dışarıya bakıyordu; bıkma ve yorulma bilmeden dışarıya bakıyordu. Gece yarısına doğruydu, rıhtım boyunda, elektrik fenerinin altında barbut oynıyan numarasız hamallardan başka kimseler yoktu. Çok hafif bir rüzgârın estiği, sis dalgalarının geçişinden anlaşılıyordu. Ve sis, ışıkları bütün zerrelerine sindirmişti: Böylece insan, sokak fenerlerini bir tabloda gördüğünü zannediyordu. Şehir, boğuk uğultusuyla Martı için, ancak bir mazi kadar, fakat istenmeden hatırlanmış, hatırasının devamı istenmeyen bir mazi kadar vardı. Ve ilerden bir vapur sireni, basık ve dost sesiyle, asırlar boyu aralıklarla, fakat asla vazgeçmeden onu bir masal yolculuğuna çağırıyordu. Bu saat Martı'nın gerindiği, kanat vurup uçmak istediği saattir: Rıhtıma bakan camları, turuncu renkli, iri gözlere benzer. Bu saatte, bu turuncu renkli, iri gözlerde medarlar, kutuplar belirir, okyanuslar, dağ silsileleri, şehirler belirir, kısacası yedi iklim ve beş ırk, her türlü terkipleriyle, ömre hükmeden birer daŭssıla halinde belirir. Bu saat Martı'nın gerindiği, kanat vurup uçmak istediği saattir, fakat Martı kanat vurup uçamaz ki, Martı gidemez ki... O, işte hep böyle, buraya ve bu daima sızlayan daűssılaya mahkûm, turuncu renkli, iri gözleriyle, boş rıhtımda hazin bir sükûnetle akan, kaynaşan sis dalgalarına bakar durur. Ve ileriden, sislerin ardından bir vapur sireni, basık ve dost sesiyle, asırlar boyu aralıklarla, fakat asla vazgeçmeden onu bir masal yolculuğuna çağırır. Martı gidemez, Martı buradan ayrılamaz, ayrılamaz işte... Todori... İçkisini, bir mersiyeyi hatırlamak ister gibi içen yaşlı adam. Başı, tezgaha yayılı kollarının arasında gömülü duran ve artık içmeyen delikanlı! **Martı buradan
Sayfa 43 - Martı: Sahildeki bir meyhane·Kitabı okuyor
"Sessizlik bir yokluk değildir. Aksine, söylenemeyen her şeyin toplandığı yerdir."