Zaman
Zaman,insanların aldatmacalarını önlemeye yarayan,suskun bir hemşireden, üzerinde hiçbir işaret olmayan bir cıva sütunundan başka bir şey değildi.
Sayfa 118 - Can Yayınları
-Mantığın önünde saygıyla eğilirim. -Cesaretin önünde de.
Sayfa 112 - Can Yayınları
Edebiyat
Reklam
Bir gün anlayacaksınız ki feleğin çarkını durdurmak olanaksızdır.
Sayfa 104 - Can Yayınları
Edebiyat
Ova
İki yanım dağ,üşüdüm heybetinden Bir adım daha güneşe, bir adım daha bir adım derken... genişledim uzağım artık kendimden. Kurumuş bir bataklık göğsümde, ayaklarımdan uzak duruyor su. Ve sessizliğin yankısıyla kuruyorum kendimi yeniden. Mutlak ıssızlıkla buluştum, mutlak kopmuştum hatıradan. Bir şey değilim ben, geç benden. Ağaç tutunacaksa bende, köklerine güvensin yol gidecekse, varsın gideceği yere. Sabahın sisi ayaklarımı yalıyor gece de geçecek benden. Sustum. Yeryüzü olacağı gibi olsun. Açtım kendimi, dümdüz,ovayım ben. Rüzgar vurdukça bana çınlasın çimen.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Hitit inşaat Tanrısı ameluşşa :))
Bazalt, diyorit, kireçtaşı, alabastar, sumermeri gibi taşlar kullanmışlar. Yarı değerli taşlardan kırmızı taş olarak tanımladıkları akik, dağ kristali, lacivert taşı da biliyorlardı ki, temellere koymuşlar onları. Lacivert taşı bilmeleri çok önemliymiş. Bu taş, ta Hazar Denizi'nin güneyinde ve bugünkü Afganistan topraklarından çıkıyormuş. Sumerlilerin bu taşı bilmelerini ve oralardan ilk çağlarda bol bol getirtmelerini, kendilerinin oralardan gelmiş olmalarına bağlıyorlar. Acaba Hititler de oralardan mı geldi?
1000Kitap
Bina açılışında kurban kesmek
Hititler yapıya başlarken, açtıkları temel çukuruna neler koyu-yorlarmış, neler! Annem anlattıkça gözlerim dört açıldı. Önce madenleri sayalım: Altın, gümüş, bakır. Bunların ağırlıkları bile verilmiş. Bakır 250 gram kadar, altın gümüş ise 'birer şegel, yani 8,5 gram kadar. Eğer bu ağırlıkları yazmasalardı, arkeologlar düşünür dururlardı onların büyüklüğünü. Ne ilginç! Hepsi kendine göre bir ağırlık söylerdi. Bana kalırsa, hiçbiri onların bu kadar küçük olacaklarını tahmin edemezdi herhalde. Bunlar temele konurken, din adamı, "Nasıl bu madenler dayanıklı ve ölümsüz ise, bu tapmak veya saray da kara topraklar üzerinde Tanrılar ve insanlar için öyle ölümsüz olsun" diyor. Onun için hepsi yıkılmadan zamanımıza kadar kalmış ya!.. Temel çukuruna ayrıca ince yağ, yağlı ekmek bırakılıyor. Köşe taşlarının altına yine birer şegel ağırlıklarında, altın, gümüş, bronz, bakır, lacivert taş ve dağ kristalinden çiviler konuyor. Sahi, temele konan daha önemli nesneleri neredeyse unutuyordum. Bir şegel ağırlığında altından bir aslan, gümüş boyunduruklu demirden iki öküz. Gramlarına bakılacak olursa küçücük şeyler. Madenden o kadar küçük nesneleri yapmak hiç de kolay değil. Demek, Hititler çok sanatkârmışlar. Yapılacak sunağın altına da Yapı Tanrıçası ile dört oğlunun tunçtan heykelleri konuyor. Bunlar da yeterli değil! Temellere ayrıca tereyağı, susamyağı, bal, tuz, çeşitli tahıl, kuru sebze ve meyveler bırakılıyor. Tanrı heykelleri, yapıyı korumak ve ölümsüz yapmak için, yiyecekler de içinin bol ve bereketli olmasını sağlamak içinmiş.
1000Kitap
Reklam
Reklam