Yabancı, benim en çarpıcı bulduğum romanlardan biri. İlk bakışta çok sade bir hikâye gibi görünse de, alt katmanlarında insanın varoluşu, toplumun yargıları ve yaşamın anlamı üzerine derin sorular barındırıyor.
Romanın başkahramanı Meursault, olaylara karşı alışılmışın dışında bir kayıtsızlık sergiliyor. Onu ilginç yapan şey de bu. Okurken sık sık "Nasıl böyle hissedebiliyor?" diye sorguluyorsunuz. Fakat roman ilerledikçe aslında insanların, Meursault'yu işlediği suçtan çok, toplumun beklediği gibi davranmadığı için yargıladığını fark ediyorsunuz.
Albert Camus bu eserinde "absürd" düşüncesini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Hayatın kesin bir anlamı olmayabileceğini, buna rağmen insanın yaşamaya devam ettiğini anlatıyor. Bu yüzden roman, okunduktan sonra etkisi uzun süre devam eden kitaplardan biri.
Bence Yabancı, herkesin aynı şekilde seveceği bir roman değil. Bazı okurlar onu soğuk ve duygusuz bulurken, bazıları insan psikolojisini ve toplumun ikiyüzlülüğünü anlatış biçimine hayran kalıyor. Ben ikinci gruba daha yakınım. Özellikle son sayfaları, insanın ölüm, özgürlük ve yaşam üzerine düşünmesini sağlayacak kadar güçlü.
Eğer sorgulatan, altını çizdiren ve üzerine uzun uzun düşündüren kitapları seviyorsan, Yabancı sana da hitap edebilir. İlk okunuşta değil, üzerine düşündükçe büyüyen romanlardan biridir.