“İnsan insana tahammül edemez. İnsan insana muhtaçtır. İnsan insana yüklenir, insan insanla yaşar. Bütün felaketimiz ve tezatlarımız burada. Daima birbirimizle haşır neşiriz ve birbirimize bir türlü tahammül edemeyiz.”
Edebiyat
Allah' a karşı minnettarlığı gerektiren şeyleri daima düşünmelidir insan. Kendisine nasip edilen başarıları da altından kalkmanın nasip olduğu zorlukları da kendisine sürekli hatırlatmalıdır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu dünya devri âlemdir daima durmaz döner, Can feneri püf diye akıbet bir gün söner. Eğer felek mahvederse bu değersiz ismimi, Size yadigâr olarak veriyorum resmimi..."
Sayfa 234·Kitabı okuyor
Alıntı
bugün haklara sahip olman, yarın da olacağın anlamına gelmez.
​— Birincisi, sen kadınsın, ben erkek. İkincisi, sen karısın, ben koca. — Ee, üçüncüsü? — Üçüncüsü ben hâkimim, sen mahkûm. — Tuhaf şey! — Darılma... Bugünkü kanun gereği bu. — Bugünün kanun kadınlara evlilik hakkından başka bir şey sağlamıyor mu? — Sağlıyor. Bazı göz boyayacak şeyler. Deyimimi hoşgör; yularınız daima erkeklerin elindedir. — İstesem sizin bu hakimiyetinizden kurtulamaz mıyım? — Kurtulursun. Fakat seni ben bıraksam babanın idaresine girersin. Baban olmasa erkek kardeşinin buyruğu altında kalırsın. Kucağında büyüttüğün oğlunun bile yönetimi altındasın.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Benim ihlaslı oğlum, Daima gönül yönelişi ile, manevi feyzi istemekten hali olrnayasın. Cümle eşyayı, mutlak zatın aynaları bilerek, her şeye hüsn-i nazarla bakasın.
1000Kitap
Scherzhauserfeld Mahallesi
Kısacası yaşamları, öldükleri güne kadar hastalık ve suç arasında durmadan gelip gitmekten başka bir şey içermiyordu. Daima bir suçlama mekanizması içinde varlık gösteriyorlardı, biraz rahatlamak ya da nefes almak için herkesi ve her şeyi suçluyorlardı; Tanrıyı, dünyayı, birbirlerini... Hepsi de ölümcül bir hastalık olarak suçlama ve suçlanma çılgınlığı içinde varlığını sürdürüyordu. Parçalanma ve mahvolma dışında bir şeyleri yoktu, hayatlarını yalnız bunlarla sürdürüyorlardı, birbirlerini de karşılıklı olarak ve aralıksızca parçalayıp mahvediyorlardı. Yaşamları umutsuzluğun ölümcül yoğunluğuyla doluydu; hem erkekler hem de kadınlar hastane, tımarhane ve hapishanelere sığınıyordu. Önceleri, bazı müşterilerin saldırgan tavrını anlamamıştım, iyi ya da kötü olarak nitelendirmiyorum, sadece anlamamıştım. İki taraflı bazı laflar, çok anlamlı yorumları, değişik kullanımları vardı; ama birkaç gün geçince neden ve nasıl söz ettiklerini kavramıştım. Şehirdeki insanların asla açıkça konuşmadığı şeylerden söz ederlerdi. Bu açık sözlülüğün de neden daha çekici ve duyarlı olduğunu, hatta diğerlerinin sahtelikleri ve ikiyüzlülüklerine göre kulağa daha güzel geldiğini anlamıştım. Scherzhauserfeld'de, ahlaka aykırı denilen söz ve deyişlerin yüzlerce çeşidini kısa sürede öğrendim. Bu insanlar hiçbir sözü esirgemiyordu. Onların bu açıklığına alışmam için birkaç hafta yeterli olmuştu, hatta zamanla bunlara ben de yenilikçi katkılarda bulunmuş, kendimi geri çekmemiştim. Burada, evde hiç yapamadığım şeyi yapabiliyordum, kendimi Scherzhauserfeld Mahallesi'nin zengin hayal gücüne bırakmış ve özgürleşmiştim. Kendimi bir kez kilerdeki gündelik sohbetlere ve konulara alıştırınca bir daha geriye bakmadım.
Sayfa 30·Kitabı okuyor