10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2024 64. kitabı
(Spoiler) Okuduğum en eğlenceli kitaplardan biriydi. Yazar kitaba başlar başlamaz güçlü bir mizah duygusuyla olur olmaz yerlerde insanı kahkahaya boğuyor. Çoğu sayfada sesli güldüğümü hatırlıyorum. Çok sıradan olan olayları gözler önüne serip bunu alaycı bir şekilde eleştiriyor. Felsefik sorulardan öte çok basit, hayata yönelik soruları soruyor. Mesela gölde yazın yüzen ördeklerin kışın donan gölde kaybolmaları onu çok meraklandırıyor ve önüne çıkan taksicilere bunu soruyor. Onlar ise bu soruyu çok saçma bulup ona sinirleniyorlar. Bu ve bunun gibi bir çok şey beni çok güldürdü. 3 günde bitirdiğim bu kitabı okurken içime mutluluk duygusu doldu çoğu zaman. Yazarını görsem öpebilirim yani. Bu kadar sıradan şeyleri yazıp ama bu kadar ilginç ve eğlenceli kılmak kolay değil bence. Çavdar Tarlasında Çocukar olan kitabın ismiyle alakası yok pek yazılanların. Çavdar tarlası topu topuna iki kere ya geçiyor ya geçmiyor. Şarkıda geçiyor sadece ve yazara ‘’Ne olmak isterdin? ‘’ dediklerinde şarkıyı hatırlayıp o an Çavdar tarlasında kaçışan çocukları yakalamak istediğini söylüyor. Yazar bir bakıma sıradan şeyleri anlatırken felsefik de yaklaşıyor diyebilirim çünkü zaten felsefik şeyler sıradan şeylerden çıkmıyor mu ? Çoğu insanın dürüst olmadığını, onlardan nefret ettiğini ama aynı zamanda onları özlediğini söylüyor. Takıntısı olan bir yazar bence. Keyfine seks yapmayı değil, severek , konuşarak, tanıyarak seks yapmak istiyor. Ve bu yüzden önüne gelen fırsatları kaçırıp bakir kalıyor. Örneğin hayali yine sıradan bir mazotçuda çalışıp ormanda olan bir eve sahip olmak. Ama güneş gören bir ev. Kısacası çok eğlenerek okuduğum bir kitaptı. Kesinlikle tavsiye ederim. (Uzun zaman önce Kitap Günlüklerim diye tuttuğum bir defterden.)
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
#birkeredaha "Hayattaki bazı olayları yaşanırken sindirirsin. Bazılarını anlamak ise bir ömür alır." Merhaba kitap seveler bugün size Semra'un tavsiyesi üzerine okuduğum @mitchalbom 'un kaleminden çıkan bir solukta okunacak bir solukta okunacak aşk, zaman atlaması, pişmanlıklar ve sevgi dolu bir eser ile geldim. Kitabımız başlangıç ve son için önemli bir tarih olan 1978'te başlasa da asıl olayları 40 yıl sonra Nassau'da bir dedektif ile yakalanan kişi arasında geçen konuşmalarla okuyoruz. Alfie bir kumarhanede 3 kere art arda kazanmasından dolayı hile süphesiyle dedektif Laorta tarafından tutuklanması sonucu sorguda geçen konuşmalarla gerçekleri öğreniyoruz. Ancak ne gerçek ne kadarı yaşandı hep bir şüphe ile ilerliyor. Alfie hile yapmadığını kanıtlamak için yıllardır tuttuğu kompozisyon defterini LaPorta'ya veriyor ve tüm gerçeklerin orada yazdığını söyleyerek ona anlatmaya okumaya başlıyor. Yer yer bu defterden anıları yer yer ise günümüzde yaşananları okuyoruz. Kompozisyon defterindeki anılar ise Alfie'in ailesinden birinin ölümü ile bir başkasına geçen yeteneğini fark etmesi ile başlamaktadır. Bir kez daha diyerek aynı ana tekrar dönme şansı olduğunu Alfie, daha 8 yaşındayken annesini kaybettiği gün fark eder ve bu her an için sadece bir defa kullanabileceği yeteneğini ikinci defa yaşadığında tek kendisinin hatırladığını fark eder. Bu nedenle anıları karıştırmamak için kompozisyon defterleri tutmaya başlar. Afrika, Amerika ve yıllar arasında belki de binlerce kez denenmiş bir kez daha anlarıyla dolu bir eserdi. Pişmanlıklar, anların önemi, annesinin ve büyükannesinin nasihatler, tek yakın arkadaşının başına gelenler ve tercihler hepsi Alfie'yi Alfie yapan anlardı. Tüm bunların arasında çok sevdiği Gianna'sı ve aşkın tekrarı olmayacağı
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202646 okunma
10/10
·328 syf.··
2026 27. kitabı
#pandadiyorki Bir Kere Daha Ya hayatınızdaki her şeyi ikinci kez yaşama şansınız olsaydı ? Alfie, sekiz yaşındayken yaşadığı anları geri alabileceğini ve onları yeniden yaşayabileceğini keşfetmişti. Ancak bunun bir bedeli vardı. İkinci seferde yaşadığı her sonucu, iyi ya da kötü, olduğu gibi kabul etmek zorundaydı. Yıllar boyunca bu yeteneğini hatalarını düzeltmek, ergenlik utançlarından kaçmak, sınıfta öğretmenin aniden sorduğu sorulardan sıyrılmak ve hatta ölümle burun buruna geldiği anları yeniden yaşamak için kullandı. Elbette aşk hayatında da bu güç başını fazlasıyla derde soktu. Fakat bu kez durum çok daha ciddi. Alfie şu anda bir karakolun sorgu odasında oturuyor ve bir kumarhane dolandırıcılığıyla suçlanıyor. Peki gerçekten suçlu mu? İşte hikâye tam da burada başlıyor. Alfie'nin hikayesi beni resmen büyüledi. Bu güç bir nimet gibi görünüyor olsa da o kadar büyük bir yük ki esasında, yol boyunca buna sürekli şahit oluyorsunuz. Hikayenin direkt okuyucuya aktarılmasından ziyade, dedektif ile Alfie arasında bir sahne kurularak verilmesi, bizim her şeyi dedektif La Porta ile aynı anda, Alfie'nin kendi tutmuş olduğu bir defterden okuyup öğreniyor olmamız o kadar doğal bir akış sağlamış ki. Bölümler arasında dedektifin hikayeye tepkilerini, kafasında oluşan soru işaretlerini, içindeki ahlaki gel gitleri görebiliyor olmamız çok çok tatlı bir dokunuştu. Ben Alfie'nin kusursuz bir insan olarak resmedilmemesini de çok sevdim. Kendini hiç aklar gibi bir pencereden anlatmıyor yaşadıklarını. 8 yaşındaki halinden şuan o sorgu odasında oturan haline kadar ne yaşadıysa tüm şeffaflığı ile anlatıyor hikayesini. Kusurlarıyla, hatalarıyla, her şeye rağmen Gianna için harcamayı seçtiği tüm o yıllar... Bu hikayenin sonunu öğrenebilmek için sayfalarca koştum sanki. Her şey bir
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202646 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Kitabı bitirdiğimde birşeyler boğazıma dizildi. Aşkın bu denli sarsıcı ve etkileyici halini okumak bana iy geldi. Aslında sevginin görünmeyen yüzü de diyebiliriz buna. Sosyolojik ve psikolojik açıdan derinlemesine bir anlatım vardı ve ben çok beğendim kitabı. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Philippe'den yazılmış mektuplar, ikinci bölümde ise Isabelle'den yazılmış mektupları okuyoruz. İlk bölümde, Philippe'in aile hayatı, yaşam tarzı ve son olarak da tek aşkı olduğunu düşündüğümüz Odile ile tanışması ve evlenmesi anlatılıyor. Düşündüğümüz diyorum çünkü özellikle ikinci bölümde Philippe'i bir başkasının gözünden okuyunca aslında aşkın onun için ne ifade ettiğini daha iyi anlıyoruz. Odile ile yaşadıkları ve Odile'nin ona yaşattıklarını okuduğunuzda insanın nasıl hastalıklı bir durum içinde olabileceğini görüyorsunuz. İkinci bölümde ise Isabelle'nin hayatı, Philippe ile tanışıp evlenmesi ve sonrasında yaşananlar anlatılıyor. Burada Isabelle'nin yaşadıkları bana çok geçti. Onun zaman zaman yaşadığı çaresizlikler ve aşkı uğruna katlandığı durumlara çok üzüldüm. Kitabın gerçekten en önemli noktası da şu ki İlk bölümde Philippe için üzülürken ikinci bölümde ona çok kızdım. İlk kısımda kafanızda yarattığınız Philippe ile ikinci bölümde karşılaştığınız Philippe bambaşka. Bu da okura ayrı bir keyif veriyor. Bir diğer nokta ise Isabelle kendi hislerini ve yaşadıklarını anlatırken, o sırada Philippe'in de tuttuğu defterden ayrn olayı onun gözünden okumasıydı. Bu da muazzam bir keyif oldu benim için. Aşkın çok boyutlu anlatımı var bu kitapta. İnsanı nasıl dönüştürdüğü, saplantılı hale getirdiği, kıskançlık boyutları, sınır ihlalleri, sosyal ve psikolojik açıdan nasıl bir ruh haline girildiği, yalın ve sade bir anlatımla okura sunulmuş. Betimlemeler az denecek kadar var,
1000k
İklimlerAndre Maurois · Helikopter Yayınları · 20083,472 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 02:09
Bu kitabın içeriğinde yer alan söz, söylence, konu ve temalar, 1982 yılından itibaren yazımlarına başlanan beş cilt el yazması defterden özetlenmiştir. Yıllardır okunan, incelenen, araştırılan yüzlerce kitap, dergi, doküman ve diğer ürünler ile kendi kültür hayatıma aittir. Osman Pamukoğlu Paşamızın izah etmiş olduğu üzere kitap, bizzat kendi aldığı notlar ve düşüncelerinden oluşan mükemmel bir kılavuz. Şahsen bu kitaptan önce Aykırılık Yoksa Nitelikli Hayat da Yoktur kitabının okunması daha yerinde olur. Bu kitapta paşamızın hayatına dair çok güzel detaylar görebileceğiniz gibi bir de Yolcu kitabındaki alıntı yaptığı yazarların kendisi için önemine şahit olabilirsiniz. Kitabımıza dönecek olursak, paşamızın notları konu konu ayrılmış ve bu şekilde aktarılmış. Konu başlıkları; - Hayat ve kültür - İnsan halleri ve ötesi - Halk ve anlayış - Yönetenler ve yönetim - Tarih ve kitap - Doğa ve düzen şeklindedir. Kısaca, bu günümüze de ışık tutabilecek, şahsi hayatınızda ve kişisel hedeflerinizde yardımcı olabilecek bir kitap. Okurken sanki bir aile büyüğüm bana yaşanmışlıklarında yola çıkarak bir harita, kılavuz hazırlamış gibi hissettim, sizlere de öneririm.
YolcuOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 2007156 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okurken değil; düşündükçe etkisi artar… “Kendime Düşünceler” tam olarak öyle bir kitaptı. Güne başlarken kendinize şunu söyleyin: İşgüzar, nankör, şiddet yanlısı, hain, aldatıcı, kıskanç ve asosyal insanlarla karşılaşacağım. Tüm bu kötü özellikler, gerçekte neyin iyi neyin gerçekten kötü olduğunu bilmemeleri yüzünden başlarına geldi. #alıntı Marcus Aurelius’un kaleminden çıkan bu eser aslında bir romana ya da klasik bir kurguya benzemiyor. Daha çok, bir insanın kendi kendine yaptığı içsel konuşmalar gibi… Günlük gibi yazılmış ama her cümlesi sanki yüzyılları aşarak bugüne dokunuyor. 11 defterden oluşuyor her bölüm ve her bölümde maddeler halinde ilerliyor. Kitapta belirli bir olay örgüsü ya da klasik anlamda karakterler yok; ama yazarın kendisi başlı başına bir karakter gibi. Hem bir imparator hem de kendi iç dünyasında sadeleşmeye çalışan bir insan… Güç, sorumluluk, ölüm, sabır ve erdem üzerine düşündükleri beni de sık sık durdurup düşündürdü. Yazım biçimi inanılmaz sade ama bir o kadar derin. Öyle altını çize çize ilerlediğim, bazı cümlelerde uzun uzun durduğum bir kitap oldu. Özellikle Stoacı bakış açısı; kontrol edemediklerimizi kabullenmek ve kendi iç huzurumuzu korumak üzerine söyledikleriyle gerçekten zihnimi sakinleştirdi. Bu kitabı okurken bir hikâyeye kapılmıyorsun; daha çok kendi içine dönüyorsun. Ve belki de en etkileyici kısmı bu… Kendi içinize dönmeye ihtiyacınız varsa bu kitabı mutlaka okuyun. NOT: Stoacı bakış açısı - Kontrol edemediklerini kabullenmek, kontrol edebildiklerine odaklanmak ve iç huzuru korumak demek.
1000Kitap
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Beyaz Baykuş Yayınları · 202528,1bin okunma