“Artık anlaşmaya gönlü olmayanlarla iletişimi zorlamadığım yaştayım.
- Vaatleri değil davranışları dikkate aldığım yaştayım.
- Kimsenin gelgitli ruh haline, lütûf saydığı sevgi kırıntısına razı olmayacak kadar kendi değerimi bildiğim yaştayım.
- Yalnızlığı, yanlarından ayrıldığım an dedikodumun döneceği ortamlarda olmaya tercih ettiğim yaştayım.
- Aynısı benim başıma gelse kılını kıpırdatmayacak insanlardan elimi çektiğim yaştayım.
- Birilerinin hayatında devamlı kendimi hatırlatarak var olmaktansa unutulmayı tercih ettiğim yaştayım.
- Tatsızlık çıkmasın diye susup içime atmak yerine hak edene hak ettiği üslûpla cevap verdiğim yaştayım.
- Her şeyin olabilecek tek kişinin bir yabancıya dönüştüğünü gördüğüm yaştayım.
Ve bu yaşım bana şunu öğretti; Zor zamanlarını tek başına atlatmış, başkalarının üzüntülerine teselli olmak için kendi mutluluğunu hiçe saymış, karşısındakinin kalbi kırılmasın diye susup her şeyi içine atmış, onca kış sabretmiş de tam çiçek açacakken vazgeçmiş insanların geri dönüşü olmuyor pek.
Sabır ve anlayış sınarken aklınızda bulunsun.”
Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse o kusur, kusurluktan çıkar; itiraf etse affa müstahak olur.