10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:14
Çukurova.... Dağlar, dereler, bitmek bilmeyen o uçsuz bucaksız ova... Memed’in hem sığınağı hem de sınavı... okurken burnuna o toprağın kokusu, yüzüne değen o dağ rüzgârı... Yaşar Kemal okuyana kadar tam olarak ben "kitap okuyorum" denilmez, demişti bana biri. Haklı olduğunu şimdi anlıyorum. Betimlemeler, diyaloglar, karakterler, hepsi o kadar bizden ki.. okurken hiç bir şekilde sıkılmadım. İnce Memed'e başlamadan önce çok sık duyuyordum; sıkıcı bir anlatımı var, sürekli diyalog şeklinde olduğu için tiyatro havası veriyor vs. Öyle olduğunu düşünmüyorum.. evet düşüncelerine, içsel hesaplaşmalarına, psikolojik durumlarına çok yer verilmemiş ama ilahi bakış açısıyla yazılan bir çok kitapta zaten bunu görürüz. Bu şekilde olması kitabı daha değerli kıldı benim için. Kanal 7 filmleri gibi hissettirdi çoğu zaman. Bir yerde zulüm varsa aynı oranda büyüyen karşıt bir güç de bulunur, biri ilahiki kalkar başkaldırır. Bir kediyi bile köşeye sıkıştırdığında aslan kesilir. Devir değişti değişmesine de Abdi ağalar değişmedi. Kılık değiştirdiler ama değişmediler. İnce memed gibiler çoğalsa idi de adalet neymiş görseydi dünya.
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,3bin okunma
Puan vermedi·510 syf.··
2026 36. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 01:17
Allah’a hamdolsun bu dini bize nimet olarak bahşetti, dini nasıl yaşanacağını açıklayan Kur’an’ı bize gönderdi, bu ilahi vahyi bize tebliğ eden, âlemlere rahmet Efendimiz’i bize gönderdi. Allah’a hamdolsun en güzel örneğin mübarek ellerinde yetişen ve her biri hayatın farklı bir alanında örnek olan sahabe efendilerimize karanlık dünyamızı aydınlatmaları için yıldızlar, yol göstermeleri için nehirler, sarsıntılarımızı önlemek için dağlar olarak bize gönderdi. Bakın o kutlu mesaj nasıl geldi ve bunu ilk duyan ne dedi… Yıl miladi 610’du. Aylardan Ramazan, gecelerden Kadir gecesiydi. Alemler nefesini tutmuş yıllardır hasretlerini çektikleri buluşmayı bekliyordu. Cibril, arzın ve arşın emini olan Efendimizle buluşmaya geliyordu. Beklenen an gelmiş, Allah insanoğlu ile vahiy aracılığıyla konuşmaya başlamıştı. ‘Yaratan Rabbinin Adıyla Oku!’ Efendimiz vahyin bu ilk sözleriyle ter içinde kalmıştı. Kendini mağaranı dışına atmış, zorlukla Hira’dan aşağı inmişti. Bu ruh hali ile nereye gitmeliydi? Onu bu haliyle kim teskin edebilecekti? Elbette yoldaşı ve sırdaşı Hatice’sine gidebilirdi. Neden mi? Çünkü Hatice bir eş olarak Efendisine güven vermişti. Derken Efendimiz başından geçenleri Hatice’sine bir bir anlatmıştı. Hz. Hatice; ‘Asla endişelenme Ey Efendim! Allah Seni kesinlikle zayi etmeyecektir,’ demişti… Başımıza zor bir durum gelse, bizler bu zorluğu ilk olarak eşlerimizle mi paylaşırız yoksa en son mu onu haberdar ederiz? Ya da bir sorunlarımızı eşlerimizle paylaştığımızda haticevari bir metanet ile mi karşılaşırız yoksa söylediğimize pişman mı oluruz? Unutulmamalıdır ki tüm Müslümanlar tebliğ göreviyle mükelleftirler. Ancak tebliğ, hakkıyla temsil etmekle gerçekleşir. Rabbim hepimize bu aziz dini önce temsil edebilmeyi, sonra hakkıyla tebliğ edebilmeyi nasip eylesin.
Din
Sahabe İklimi - 2Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20181,397 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
defalarca bıçaklanan santiago, bağırsaklarını kucaklayıp evine doğru koşarken, komşu kadınlardan biri "ne oldu sana ''santiago, yavrum!'' diye bağırmıştı. ''neyin var?'' santiago nasar, onu tanımıştı. ''beni öldürdüler, wene hala,'' demişti. son basamakta tökezlemiş, ama kendini hemen toparlamıştı. ''hatta bağırsaklarına bulaşan toprağı silkelemek titizliğini bile gösterdi,''. sonra saat altıdan beri açık olan arka kapıdan evine girmiş, mutfağın içine yüzükoyun yığılıp kalmıştı.....Gabriel garcia margoez in kırmızı pazartesi romanında etkilendigim o delice sahne aklıma düştü gece gece. .ne deli bir sahne. .ölen birinin bağırsaklarına bulaşan toprağı silkeleme titizliği ve ölüyorken wene halaya cevap verebilecek kadar yaşamı gencecik yaşında bir yerde bırakma küskünlüğüyle acı bir haykırış. .gördün mü wene hala bana ne yaptıklarını der gibi. .bağırsaklarına bulaşan toprağı silkeleme titizligini göstermesi bile ölümü oyalamak gözünü boyamak gibi. ..bak ben iyiyim bisiyim yok. .ve birer santiago nazar da bizleriz. .wene halalar etrafınızda ve öldürdüler beni diyorsunuz. .neyin var yavrum deseler öldürdüler beni diyeceksiniz sanki. .nerde,ne zaman diye sorsa:her gün, heryerde diyecekmişiz gibi. ..o arada wene halanin halini hatirini da sormayı ihmal etmeyeckmişiz gibi. ...
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
BÜYÜK KEHANETİN SONU: PERCY JACKSON VE SON OLİMPOSLU
Puan vermedi
"dünyada bir çocuğun 'perilere inanmıyorum' dediği her an, bir yerlerde bir peri düşüp ölür." demişti Peter Pan ... işte percy jackson serisi de benim için o mitolojik sihire inanmaktan asla vazgeçmeyen çocuk ruhumun en büyük, en güvenli sığınağı! en sevdiğim serinin bu olduğunu ve Son Olimposlu 'un kalbimde apayrı bir yeri olduğunu söyleyip duruyordum zaten, sonunda buraya upuzun, seriyi hiç bilmeyenlerin bile hemen gidip almasını sağlayacak dev bir inceleme yazmaya karar verdimmm mşfmsldmld önce size bu serinin aslında bize ne anlattığından, o muazzam dünyasından kısacası olayların başlangıcından bahsetmek istiyorum çünkü bu evren sadece bir fantastik kitap değil, resmen bir yaşam tarzı! hikayemiz, 12 yaşındaki disleksi ve hiperaktivite hastası percy jackson’ın aslında sıradan bir çocuk olmadığını, yunan deniz tanrısı poseidon’un oğlu, yani bir "melez" olduğunu öğrenmesiyle başlıyor. biz de onunla birlikte long island’daki melez kampı'yla tanışıyoruz. tanrılar ve ölümlülerin çocukları olan bu melezler, dünyayı canavarlardan korumak ve hayatta kalmak için burada eğitiliyorlar. seri boyunca percy, bilge athena'nın kızı annabeth ve bir satir olan en yakın dostu grover(kıvırcık) ile birlikte o olimpos tanrılarının bitmek bilmeyen sorunlarını çözmek için görevden göreve koşuyor. Şimşek Hırsızı 'yla başlayan macera, Canavarlar Denizi , Titan’ın Laneti ve Labirent Savaşı derken bizi adım adım o korkunç "büyük kehanet"e sürüklüyor. kehanete göre, üç büyük tanrının (zeus, poseidon, hades) melez çocuklarından biri 16 yaşına bastığında ya olimpos'u kurtaracak ya da tamamen yok edecek bir karar verecekti. işte serinin beşinci ve son kitabı olan Son Olimposlu (serinin devamı var ama işte bu serinin sonu gibi ), tam olarak bu 16 yaş sınırına geldiğimiz, zamanın bittiği ve o devasa savaşın patlak verdiği kitap! ve
İnceleme
Son OlimposluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,3bin okunma
aynı noktaya geri geldik sancılı sarsıcı etkileyici...
7/10
·168 syf.··
2026 75. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:18
"Kocalarımızı ilk gördüğümüzde onları kesinlikle tanıyamayacağımızı bilmiyorduk. Bize gönderilen fotoğrafların yirmi yıl önce çekildiğini bilmiyorduk. Bize yazılan mektupların kocalarımız değil, mesleği yalan söyleyip gönülleri fethetmek olan, güzel el yazılı kişiler tarafından yazıldığını bilmiyorduk. Suyun ötesinden isimlerimizle bize seslenildiğini ilk duyduğumuzda birimizin eliyle gözlerini kapatıp arkasını döneceğini ama diğerlerimizin başlarımızı öne eğip kimonolarımızın eteğini düzelterek sakin ve ılık güne adım atacağını bilmiyorduk. Burası Amerika, diyecektik kendimize, endişelenmeye gerek yok. Ve yanılmış olacaktık." EVİ NASIL TANIMLARIZ? HERKESİN EV TANIMI AYNI MIDIR ? "Geceleri kapı eşiğinde durup batıya doğru baktığımızda uzaklarda soluk, titrek bir ışık görürdük. Orası, demişti kocamız, insanların yaşadığı yer. Artık biliyorduk ki evimizden hiç ayrılmamalıydık. Ne var ki annemize ne kadar seslensek de sesimizi duyuramayacağımızın farkındaydık; bu yüzden elimizdekiyle yetinmeye çalıştık." Kimine göre büyüleyici kimine göre baş yapıt kimine göre kitabın elmas hali Ödüllere de doymayan bir eser. 2011 National Book Award Finalisti 2012 Pen/Faulkner Roman Ödülü Yılın en iyi kitabı BOSTON GLOBE, VOGUE 1900'lerin başında "Amerikan Rüyası" vaadiyle ABD'ye göç eden yüzlerce Japon gelininin trajik ve sarsıcı hikayesini anlatır. Eser, bireysel bir karakter yerine tüm göçmen kadınların ortak sesi olan "biz" diliyle yazılmış tarihi ve edebi bir romandır. Julie Otsuka tarafından kaleme alınan Tavan Arasındaki Buda DUYGU AKIN'a ait ceviri ile domingo yayınlarından 168 sayfalık sarsıcı roman. Farklı şehirlerden genç Japon kadınları, ellerinde sadece yakışıklı erkek fotoğraflarıyla San Francisco'ya doğru okyanus aşırı bir gemi yolculuğuna çıkarlar. Ancak limana indiklerinde
1000Kitap
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,232 okunma
Taşların Anlattığı
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Bu kitap beni adeta sarstı, tekrar geçmişime götürdü.O kadar iyi bir şekilde duygular aktarılmış ki...Benim de 5.kardeşim en küçüğümüz daha 3 günlükken havale geçirmiş boynundan aşağısı tutmaz olmuştu.Doktor 6-7 yaşına kadar yatalak yaşar sonra ölür demişti.Bizim en büyük şansımız kardeşimizin akıl sağlığının yerinde olmasıydı.Mesela 1 yaşından sonra asla tuvaletini beze yapmadı.Birçok tedavi gördü,zehirlendi,kolu 1.derecede yandı.Biz pes etmedik.Hepimiz seferber olduk.Kimse utanmadı,kimse sorumluluktan kaçmadı.6 yaşında oturmaya başladı.7-8 yaşında yürüdü.8 yaşında evde okumayı söktürdük.Mecburen okula kabul edildi.Velhasıl liseyi bitirdi.Tam olarak iyileşmedi ama kendi kendine de yetebiliyor.Kitap bana bunları tekrar yaşattı,sorgulattı.O kadar farklı duygular içindeyim ki...En çok da şükrediyorum, Allah'a sonsuz minnettarım.
Hayata Dair
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,575 okunma