Sır
Puan vermedi
Eserin merkezinde bir şeyhin ve etrafındaki dergah ortamının yaşadığı dönüşüm yer alır. Şeyhin çevresinde gazeteciler, ilim adamları ve politikacılar gibi toplumun farklı kesimlerinden karakterler bulunur. Yazarımız bu eserinde okuyucuya, kaybolan samimiyeti ve modern dünyanın gölgesinde kalan manevi değerleri sorgulatmaktadır. Okunmasını tavsiye ederim. Mustafa Kutlu genel olarak az sayfalı bu tarz hikaye kitaplarında okuyucuyu sıkmadan müthiş anlatımıyla çok derin mesajlar veriyor.
SırMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 202110,2bin okunma
GEÇMİŞ ZAMANA MUSTAFA KUTLU'DAN BAKMAK
Puan vermedi·96 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:43
Mustafa Kutlu okurken çocukluğumu okuyormuş gibi hissediyorum. Henüz her şeyin bu kadar hızlı, bu kadar ultra, bu kadar otomatik olmadığı o manuel zamanlar... İstasyonda geçen hikayelerdeki istasyoncu, lokantacı, çorbacı; mutlak hatıramda bir surette beliriyor. Ya da mahalle, köy, kasaba hikayelerindeki mahallenin delisi, velisi, âmâsı, dilsizi... Hepsinin adı, sanı, lakabı dipdiri kendi hikayemde. ​Modern zamanların bizden alıp götürdüğü birçok şey; küçük idealler, hız ve otomasyondan arınmış o sıradanlık, Kutlu’nun eserlerinin okura temas noktası olmuştur. Bu Böyledir’de Süleyman'ın, eşinin ayakkabılarına bakıp yüreğini sızlatan iç acısının bugün net bir karşılığı var mıdır? Yahut bir davul fırın sahibi olmanın tuhaf zaferini, en fazla neye sahip olunca hisseder günümüz insanı? ​Mustafa Kutlu’yu ilk kez 14 yaşında, edebiyat öğretmenimin verdiği Tufandan Önce kitabıyla sevmiştim. Aradan geçen 20 yılda çok şey değişti. Eserlerin bir çoğu içindekilerle birlikte mazi kabilinden okunuyor olsa da Kutlu’nun kahramanlarının büyük iddiaların peşinde koşmaması, hayatın akışındaki o küçük, samimi tesadüfler bize kendimizi hatırlatıyor. Hızın ve otomasyonun insanı yabancılaştırdığı bu çağda; kasabanın, istasyonun ve mahallenin o capcanlı hafızasıyla yeniden eve, yani çocukluğumuza dönme hissini seviyoruz. Kutlu’yu bundan sebep seviyoruz. Edit: Chef bitti şimdi. Ama bu kitabın sonu yok. E be Mustafa Kutlu... Meselenin sonunu niye okura bırakırsın ki. Zaten aklımızda kırk türlü tilki, yani bi de bunun derdine mi düşelim. :) Edit: Arkakapak Yazıları yazarın uzun yıllar yönetiminde bulunduğu Dergâh dergisinin arka kapağında yayımlanan kısa, yoğun ve vurucu metinlerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dergâh yayın hayatına son verene kadar ben de takip etmiştim Kutlu'nun yazılarını. Çoğusu
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20114,877 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 16:27
Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar 160 sayfa, Dergah Yayınları Uzun zamandır Tanpınar okumuyordum. En son Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okuyup ara vermiştim. Türk edebiyatının tartışılmaz en büyük kalemlerinden birisi Tanpınar. Memleket meselelerini ele alışı, mizahı yerinde kullanışı, kendi kurguladığı karakteriyle zaman zaman kavgaya bile tutuşabilecek meziyette birisi. Kitaplarına kattığı çeşni inanılmaz diyebilirim. Bu kitabında da bizleri Behçet Bey karakteriyle tanıştırıyor. Onun etrafında gelişen olayları, onun hayatındaki insanları ele alıyor tek tek. Bir zaman geliyor ki Behçet’i arıyor oluyoruz romanda. O kadar onun dünyasındaki başkalarıyla ilgilenmiş ki yazar Behçet Bey’i unutuvermiş deyim yerindeyse. Kitabın sonunda da Behçet Bey’in sitemlerine nazaran söyleniyor zaten;” Tek kahramanlı hikaye canımı sıkıyor.” Diyerek. İlahi Ahmet Hamdi Bey :) Kolay bir okuma beklemeyin. Onun cümlelerini sindire sindire, tadını alarak okuyun. O kadar keyif alacaksınız ki. Bir çok yerin altını çizecek, bir çok konuda ona hak vereceksiniz içten içe. Olduğu zamanı eleştiren, çağın ötesinde bir yazar kendisi. Nehir Üçlemesinin ilk kitabını tamamladık, bakalım sıra ne zaman diğerlerine gelecek? Belki bu sonbahar, kış. Yakışmaz mı efendim? #alıntı “Hayatı ona çok başka aydınlıklar getirmişti. Artık bu küçük sularda yaşayamazdı.”
Edebiyat
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
7/10
·56 syf.·
2026 11. kitabı
Mösyö İbrahim ve Kur’an Çiçekleri, Yahudi bir çocuk ve Arap bir bakkal arasında geçen bir öyküdür. Paris’in arka sokaklarında, 11 yaşındaki Moise’nin masumiyetini yitirmesiyle başlar. Babası ona paranın eksik olduğunu söyler ve imada bulunur. Moise de, “Madem çaldığımdan şüphe ediyordu, o halde çalacaktım.” der. Baskıcı ve otoriter babasının kendisine biçtiği haksız rolü pasifçe kabul eder. Kısa ve akıcı olan bu kitapta Moise hep tek başınadır ve hayali bir abiyle kıyaslanmaktadır. Mavi Sokak’ta, kırk yıldan fazla süredir Yahudi Sokağı’nın Arap’ı olan Mösyö İbrahim ile samimiyetinin ilerlemesinin nedeni de babasının ona biçtiği roldür. Burada “Her kötü şeyin içinde bir güzellik vardır.” ya da “Vardır bir hayır.” diyerek yorum yapılabilir. Moise, İbrahim’in aslında Arap olmadığını öğrenir. Zaten yazar, Arap’ı şu şekilde açıklar: “Arap demek Momo, sabahın sekizinden gece yarısına kadar, pazar günü dahil açık bakkal demektir.” Mösyö İbrahim, bakkalında çok hareket etmeyen, pos bıyıklı, ince dişli biridir. Moise ile Mösyö İbrahim’in arası, bir yıldızın bakkala gelip su almasıyla güçlenir. Mösyö İbrahim yıldızdan suyu olması gerekenden pahalıya fiyata satar. Moise bu durumu söyleyince, Mösyö İbrahim bunun Moise’nin arakladığı konserveleri sübvanse ettiğini söyler ve o gün arkadaş olurlar. Mösyö İbrahim, babasının aksine gayet sevecen bir adamdır. İlk başta Moise’ye birey olmayı, sosyal hayattaki yolunda rehberlik etmeyi öğretir. Ona gülmeyi öğretir. Bunu dogmatik, baskıcı bir dille ya da ayetlerle yapmaz. “Her ayet bir çiçektir.” Bakkal adeta bir dergâh olur. Sufilik, Moise’ye yeni bir kimlik kazandırır. “Bir toz tanesinden bugüne kadar kat ettiğin yolu gözünde canlandırabiliyor musun? Daha sonra bu insanlık hâlini de geçtiğinde bir melek olacaksın.” Bu kitap,
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
9/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
"Kesilmeyen İp - Dilan Aydın Uzun" Buram buram mistik havasıyla baş döndüren bir hikâye okumak ister miydin? Gel anlatayım. Sümerler döneminde bereketli toprakları olan Mezopotamya'da Ninsun adında bir kız yaşarmış. Hani derler ya. İnsanın yüzü güzel olacağına kaderi güzel olsun. Ninsun'un kaderi üvey babasının aldığı kararla değişir. Ninsun,çok küçüktür. Ne kadar ağlayıp yalvarıp çırpınsa da üvey babasının kurbanlık koyun gibi tapınağa adak olarak vermesine mani olamaz. Tapınak görevlileri tarafından yıllarca eğitilip, zor koşullarda azimle, sabırla çalışan Ninsun, tapınağın her şeyine alışmıştı. Büyümüş, genç kız olmuştu. Lâkin bir gün hiç beklemediği bir şey gerçekleşir. Tapınakta sadece seçilmiş özel kızlara verilen bir görevi reddetmesi, isyan etmesi Ninsun'un başına işler açar. Olaylar öyle hızlı gelişir ki. Ninsun Tapınağın labirent gibi karanlık dehlizlerinde yaralı halde koşarken kendi kaderini yeniden yazabilecek mi? İncecik pamuk ipliğine bağlı hayat ipini ya kendi kesecek ya da o ipin ucunu sıkı sıkı tutacak. Yasir, Osmanlı döneminde yaşayan genç bir adamdır. Çocukluğundan beridir yaşadığı dergahta derviş olma yolunda ilerliyordur. Derviş olma hayali yüzünden evlenmeyi düşünmeyen Yasir, sonrasında âşık olur. Babası yerine koyduğu hocasının kızı Elif'e sevdalanmıştır. Karşılıklı olan bu âşk Elif'in küçük abisi yüzünden tuzla buz olur. Yasir bir anda idam mahkumu olarak zindanda bulur kendisini. Yapayalnız, çaresiz, kalbi kırıktır. bir şey yapmadım dese de kimse inanmaz. İdam edilmesine çok az zaman kalmıştır. Bir sabah zindanda yangın var çığlıkları duyulur. Zindan kısa sürede dumandan göz gözü görmez. Nöbetçiler kendi canlarının derdine düşmüştür. Kimse mahkumları aklına bile getirmez.Yasir, heyecandan titriyordur. İdam sehpasına çıkıp ölmèk mi daha
1000Kitap
Kesilmeyen İpDilan Aydın Uzun · Klaros Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi·361 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
"Od" insanın kendi hakikatine ulaşma çabasını anlatan derinlikli bir tasavvuf anlatısıdır. İskender Pala eserinde, Anadolu’nun siyasi ve sosyal kırılmalarla sarsıldığı bir dönemi merkeze alırken, anlatının ruhunu bütünüyle insanın içsel yolculuğu üzerine kuruyor. Romanın olay örgüsü, Yunus Emre’nin hakikati arayış süreci etrafında şekilleniyor. Kıtlık, savaş, Moğol baskısı ve halkın yaşadığı yoksulluk arasında Yunus’un dünyaya bakışı giderek değişir; maddi olanın geçiciliğini fark ettikçe, manevi olana yönelir. Eser, Yunus’un coğrafi yolculuğundan çok, nefisten arınmaya dayanan metafizik bir yolculuktur. Tapduk Emre Dergâhına uzanan süreç, “ben” duygusundan sıyrılarak ilahi aşka teslim oluşunun simgesidir. Olaylar klasik bir tarihî roman çizgisinde ilerlemek yerine, içsel dönüşüm eksenli, bu nedenle romandaki asıl çatışma insan ile dünya arasında değil, insanın kendi nefsiyle olan mücadelesinde ortaya çıkarıyor. Yunus Emre, başlangıçta daha dünyevi kaygılar taşıyan, öfke ve çaresizlik arasında sıkışmış bir insan iken, zamanla sabrı, teslimiyeti ve sevgiyi öğrenen bir dervişe dönüşüyor. Acılar, kayıplar ve sorgulamalar üzerinden ilerleyen psikolojik bir olgunlaşmanın sonucudur. Yunus’un iç çatışmaları, romanın psikolojik derinliğini oluşturan temel unsurdur. Tapduk Emre ise hakikatin sembolik temsilidir; sessizliği, bilgeliği ve insanı terbiye eden yaklaşımı tasavvuf öğretisinin merkezindeki “nefsi öldürme” düşüncesini somutlaştırıyor. Romanın diğer karakterleri de yalnızca bireysel kimlikleriyle değil, temsil ettikleri düşüncelerle önem kazanıyor. Anadolu halkı korkunun ve çaresizliğin sembolüyken; dervişler maneviyatın, savaşçılar ise dünyanın geçici ihtiraslarının temsilcisidir. Roman, bireysel karakterlerden çok kolektif bir ruh hâlini anlatıyor. Eserin tasavvufî
1000Kitap
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma