Ben janson oyunlardan başka "masque"lar da yazdı. Bilindiği gibi masque'lar, sarayda ya da zengin evlerinde, aktörlüğü
meslek edinen kişiler tarafından değil de , hevesliler tarafından oynanırdı. Edebiyat açısından genellikle değer taşımayan bu
gösteriler, seyırcilerin aklından çok gözlerine ve kulaklarına seslendiği
için, bunlarda her şeyden çok dekorların ve kostümlerin görkemine, müziğe ve dansa önem verilirdi. Ben janson masque'ların peri masalı havasına "anti-masque" denilen gerçekçi ve
güldürücü bazı sahneler ekleyerek, XVII. yüzyıldan sonra etkinliğini yitiren bu türü biraz daha anlamlı kılmak istedi. Yazdığı
masque'ların dekorlarını yapan çağının en ünlü mimarı Inigo jones ile l630'da kavga etmesi yüzünden saray çevrelerinin gözünden düştü , kendisine verilen maaş da kesildi. Yazdığı son tiyatro yapıtı olan ve tamamlayamadan bıraktığı The Sad Shepherd or a Tale of Robin Hood (Dertli Çoban ya da bir Robin Hood Masalı)
kimilerine göre bir masque'tır. Ama Saintsbury'nun Elizabeth Çağı tiyatrosunun en güzel oyunlarından biri saydığı ve Ben janson'ın şairliğinin ağır bastığı bu masalı "pastoral" bir
dram diye tanımlamak daha yerinde olur
Zaten tabiatın vahşisini, heybetlisini ne diye severler bilinmez. Vahşilikten, heybetten ne çıkar? Mesela deniz. Tanrı eksik etmesin ama bizden uzak olsun daha iyi! İnsana hüzün vermekten başka şeye yaramaz. Baktıkça ağlayacağınız gelir. Bu uçsuz bucaksız su kitlesi önünde ruh ezilip büzülür; hiç değişmeden, alabildiğine uzayıp giden bu güzel manzarada yorulan göz, dinlenecek bir yer bulamaz.
Dalgaların azgın atılışları, vahşi gürleyişleri insanın zayıf kulaklarını incitir; dünyanın ilk gününden başladıkları esrarlı, hüzünlü şarkılarını tekrarlayıp dururlar; hep aynı inilti, hep aynı şikâyetler; işkence edilen bir ejderin şikâyetleri; bir de bunlara katılan keskin, uğursuz, kimin olduğu bilinmeyen bağrışmalar. Etrafta kuş cıvıltılarından eser yoktur; yalnızca sessiz martılar, birer mahkûm gibi kâh kıyıda, kâh sular üstünde dertli dertli uçuşurlar.
Siyah bir kuğu hala yaşıyorsa eğer, mutlaka öğrenmiştir
yaşayadurmayı, dertli ve erken ölmüş annesinden.
Baka baka annesinin kendisini parçalayışına…
Baka baka annesinin diğerlerinden biriymiş
gibi yapmaya çalışırken boynunu yaraladığına…