10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2021 00:00
"Ertesi gün Doğubayazıt'a gitmek üzere çok eski bir otobüse binerek ayrılıyorum Ağrı'dan. Yolumuz üzerindeki, Taşlıçay ve çermikleri ile ünlü Diyadin kasabasını geçerek geliyoruz Doğubayazıt'a. Burada bir gün konaklayarak şehri geziyorum. Kent Türkiye-İran transit yolu üzerinde, askeri birliklerin yoğun olduğu sınır kasabalarımızdan biri. Hemen eteğinde 5137 metre ile Türkiye'nin en yüksek dağı Büyük Ağrı Dağı var. Taş isçiliğinin şaheseri tarihi İshak Paşa Sarayı kalıntıları, meteor çukuru, kentin hemen yakınında görülecek önemli yerler. Şehir çarşısında her çeşit eşyanın satıldığı pek çok mağaza var. İran'la sınır komşusu olması nedeniyle dükkanlarda bu ülke ve Uzakdoğu ülkeleri kökenli mallar da pazarlanıyor. Yeni gün ile birlikte Iğdır'a gitmek üzere ayrılıyorum Doğubayazıt'tan. Yolculuğum Iğdır'a sebze ve meyve almaya giden bir Cemse (GMC) ile gerçekleşiyor. Büyük Ağrı Dağı'nın eteğindeki tepeleri aşarak Iğdır ovasına iniyoruz... " Bir ömüre sığdırılmış yurt gezilerinin samimi notları. Keyifle okunur...
Yurt DuygularımYüksel Şen · Divit Kitap Yayınevi · 20213 okunma
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2024 82. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2024 08:41
Osman Akalın / Yükseklerde Yazarımızdan okuduğum üçüncü kitap #Yükseklerde . Üç kitabında da yazarımız karakterler arasında yer alıyor. Bu da yaşanmışlıkların hikayeleştirilmiş olduğunu düşündürüp, okurken daha çok kurguların içine çekilmenizi sağlıyor. Dağlara çıkacak, terörle mücadele eden askerlerimize katılacağız. Bazen bizi güldürecek bazen de hüzünlendirecekler. Dağ köyündeki Ayşe Öğretmen’le tanışacağız. Zor koşullarda bir kadın olarak yaşadığı korkulara, hayata tutunma çabalarına ve bir askere duyduğu sevgiye tanık olacağız. Kitap ana tema olarak Ayşe Öğretmen’in hayatını ve yaşadığı aşkı konu alsa da; arka planda askerlerin yaşadığı zorlukları ve psikolojik durumlarını, memleketin ne halde olduğunu, terör ve savaşın halkı ne duruma getirdiğini gözler önüne seriyor. Çok yönlü ilerleyen bir anlatımı var. Bazen Ayşe’nin günlüklerinden, bazen İhsan’ın mektubundan ya da teröristlerin cephesinde olanlardan olaylara bütünlük katılıyor. Osman Bey’in o dönemlerde askeriyede doktor olması ile kendi yaşadıklarını ve çevresinde olanları da anlatmasıyla neler yaşandığını geniş bir yelpazeden görmüş oluyoruz. Ayşe, zor koşullarda öğretmenlik yapacağı Diyadin Tütek’de hayatına başlamıştı ama gelirken koşullarının bu kadar kötü olacağını tahmin etmemişti. Bir gün okulun bahçesine yakın bir yerde bozulan askeri aracın vesilesiyle Asteğmen İhsan ile tanıştı. Bulunduğu koşulların getirisi mi yoksa İhsan’ın düşünceli davranışlarından mı kaynaklandığını anlayamadan sevgi tüm kalbini kaplıyor. Fakat bir sorun var ki İhsan evli ve çocukları olan bir adam. İhsan’ın askerliğinin bitmesi ve onu artık görememesi bile içindeki aşkı bitirmeyi sağlamıyor. Bu arada da sahneye başka bir askerimiz olan Mehmet giriyor. Mehmet’i çok sevdim ve onun adına derin bir üzüntü hissettim. Keşke
YükseklerdeOsman Akalın · 40 Kitap · 20225 okunma
Mecburi Hizmet
Puan vermedi·232 syf.··
2023 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2023 10:32
Devlet hizmet yükümlülüğümü yani mecburi hizmetimi tamamlamak için geldiğim Ağrı’nın Diyadin ilçesi hatta Doğubayazıt’taki İshakpaşa Sarayı, hatta Urartu kalesi ve arkasında uzanan kıpkırmızı topraklardır Tatar Çölü ve üzerindeki Bastiani Kalesi. Drogo’nun da mecburi hizmetini yapmak için geldiği bu kalede kaldığı her süre bana yeniden beni ve bizim gibi uzaklarda çalışan arkadaşlarımızı hatırlatıyor. Okunması gereken kayda değer bir eser, kimileri için daha da kendini bulabileceği bir kitap olabilir.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2023 278. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2023 11:33
"Sen bu yüreği terk ettikten sonra, Yaşayacak başka şehir bulamazsın." (s21) Nasıl sadece 6 okuma? Bu kadar az okunma olmasını sindiremedim, halbuki ben o kadar beğendim diye yazarı bile araştırdım... İlk olarak yazarı tanıtmak istiyorum; 1977 yılında Ağrı'nın Diyadin ilçesinde doğmuş. Ortaokulda katıldığı şiir yarışmasında birincilik elde etmesi onun yazma hevesini geliştirmiştir. Şu an yazma aşamasında olduğu iki kitabı daha var. Kitaba gelirsek, "En çok yeşili seviyordu, bakarken toprak rengi gözleriyle. Doğayı umutlarında yeşertip saklıyor, gözlerinde sevmenin yaşını, ahını ve sancısını bir ceylanın gözlerindeki korku ve endişe kadar çoğaltıyordu. Bir masumun gözlerindeki duruyu, bir çocuğun bakışındaki hülyayı..." (s12) En çok köleler severdi sevilmeyi diyor yazar... Sonrasında ise hüznü buram buram kokan o sayfada şunlar yazıyordu; "Kalk çile suyuyla yıka yüzünü," (s18) Bilemezsin diyor, akşamdan yıkandı gözyaşlarımla. Hayır, bu sıradan bir kitap değil, hiç değil. İki Gözüm lafı artık sıradan olmayacak gözümde, ne kadar mühim ve anlamı derin olduğunu anlamayacak kimse. "Her şey erteleniyordu ama sen ertelenecek gibi değildin," (s24) Hiç ertelememişti, çeşme başında eli eline değdi diye bile heyecanını anlatamayacak dereceye gelmek... Ertelenmiyordu işte bazı şeyler, aşk gibi. "Beni en çok kitap okuyanlar, toprak rengi gözleri olanlar severdi, kitabını okuduklarım, kitabına hayran kaldıklarım severdi bir de... Sen hiç kitap okumaz mıydın İki Gözüm!" Seni en çok ben sevdim, buna hiç şüphen olmasın.. Kitabı okurken ilk defa bu kadar sorguladım her şeyi. "Sana söylemiştim, 'sevgi sarhoş eder' diye ama unutmuşsun İki Gözüm. Tutkularının içinde mahkum kalmışsın. Kendini avutma boşuna, bu dünyada; aşktan ve sevdadan payına düşmüş olandan fazlasını
Edebiyat
İki GözümYaşar Kaya · Okur Kitaplığı · 201912 okunma
XELKÊ DAN KUTA ME PUÇ KUTA
8/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2022 20. kitabı
Nivîskar, şaîr û dengbêjê delal Ahmedê Şewêşê\Mirazî (Mirazov) di sala 1899 li gundê Tuteka Diyadinê ku ser bajarê Agirî ye dayîk bûye. Sala 1918de Kurdê li wir hemû tenê surgun kirin. Ew jî tevlî qewma xwe (Êzîdî) diteriqe û ber bi warê Ermenan û Ûrisêtê ve diçe. Li wur jî rastî  zehmetîyan cur bi cur tê.         Ahmedê Mirazî van serpêhatiyê xwe hemîyan sala 1959 di pirtûka bi navê Bîranênd min de berav dike. Netewperwerî, xwenasî û haj birîna xwe hebûn taybetmendiya wî a herî mezine . Zimanê xwe, ê sivik bi bêje (#178373046. #178377376 ) û zargotina( #178378600) gel ve xemilandiye. Xeynî vî kubar bûna  wî bala xwîner dikşîne. Dema peyv an jî têgehên gel  vedibêje zêdetir argoyan direve. Wusa nazik û nazenîn dihûne .        Bûyer, hêmanên sereke ne. Cî, war û kesan zêde pênase nekir ye. Hûrgilîyên vî rengê hema raste rast qal kiriye. Lê dema gotin tê ser çandê û folklorê. Bi kêfa dilê xwe çîrokê badide û divê ser heyamên çandî(#179750499, #179807976 #178429509) , hunerî û civakî. Li welatê xwe bi darê zorê derxistin. Tevlîhevîyek xurt a derûnî derxistiye holê. Her çiqas warê Ûris xwe re welat nebîne çavê wî vegera welêt be jî (#178377680) Hêvî û gumanên wî her ser Ûris e (#178377083) Ev nêrîn wek cureyek sendroma Stockholmê ye.       Nivîskar ber ku Serhedî ye bi devoka Serhedê nivîsîye. Lê  hemû peyvên pirjimarî bi qertafa "êd" rave kiriye . Devoka Serhedê de kêmî caran pirjimarî de qertafa "êd" e heye.      Ev bernama ku Ahmedê Mirazî di sala 1959an bi tîpên kîrîlî hatiye nivîsar bi aliyê Vazgal Bazîdî hatiye latînîzekirin û
Edebîyata Kurdî
Biranined MinAhmedê Mırazi · Weşanên Deng · 19971 okunma