Çevrenize biraz bakarsanız iletişim araçlarında, basında, söylevlerde toplumsaldan başka bir şeyden söz edilmediğini görürsünüz. Başka bir deyişle, toplumsal artık bir tür hırs, bir düş, bir ütopya, bir mü­cadeleden ziyade ölünceye kadar sonda yardımıyla yaşa­yacak kesinlikle hasta bir adama benzemektedir. Kısa bir anlığına bile olsa sondaya bağlanmadığı, yapay bir şekilde beslenmediği takdirde ölüp gidecektir. Günümüzde varlı­ğından söz edilebilecek bir ideoloji varsa o da toplumsa­lın sağlığı üstüne inatla titrenmesidir; tıpkı sosyalistlerin toplumsal, çevrecilerin doğa ve hepimizin ölüp gitmiş çok sayıda ideoloji karşısında sergilediği tavır gibi.
Sade
Dostlarım, bu tür saçmalıklara inanmaya son verelim: Bunlar sağduyuya zarar verir, Sodomi ve sevicilik doğayı ihlal etmez, buna iyice ikna olalım, tersine, doğaya can sıkıcı evlatlar getirecek bir birleşmeyi inatla reddederek doğaya hizmet ederler. Şu konuda asla yanılmayalım, bu üreme asla doğanın yasalarından biri olmadı, olsa olsa bir hoşgörüdür, söylüyorum size. İnsan soyunun yeryüzünden silinmesi ya da yok olması doğayı ne ilgilendirir! Bu felaket başımıza gelirse her şeyin yok olacağına kendimizi kandırışımızdaki kibirle alay eder! Bu yok oluşu fark etmez bile. Çoktan yok olup gitmiş türler olduğunu bilmiyor muyuz? Buffon böyle çok sayıda tür saymaktadır ve doğa, bu kadar değerli bir kayba sessiz kalarak, bu durumun farkına bile varmamaktadır. Tür tümüyle yok oldu diye hava daha az temiz olmayacaktır, yıldızlar daha az parlak, evrenin işleyişi daha az kesin olmayacaktır. Bununla birlikte, türümüzün dünyaya çok yararlı olduğuna ve onu yaymak için çalışmayanın ya da bu üremeyi yolundan saptıralım kaçınılmaz olarak suçlu olacağına inanmak için salak olmak gerekir! Gözümüzü açalım artık ve bizden daha mantıklı halkların örneği hatalarımız konusunda bizi ikna edebilsin.
Alıntı
Reklam
"..bunun yerine size baska, dogrudan dogruya ivan fyodorovic'e ait son derece ilginc, cok ozel, ufak bir hikaye anlatacagim. bes gun ya var ya yok, kendisi burada hanimlarin cogunlugu olusturdugu bir toplulukta, bir tartisma esnasında cok ciddi olarak, dunyada insanları hemcinslerini sevmek icin zorlayan bir gucun, insanligin ille de sevilecegine iliskin bir yasanin bulunmadigini ileri surmus. yeryuzunde sevginin varligini doga yasalarina degil, sirf insanlarin ruh olmezligine olan inanclarina baglamis. ivan fyodorovic parantez icinde, doga yasasinin da bu oldugunu soylemis; insanoglunda ruhun olmezligine iliskin inanc yok edilse, yalniz sevgi degil, yeryuzunde hayatin devami icin butun canli guc de soner gidermis. ote yandan, ahlaksizlik kavrami kalkacak, her sey, hatta yamyamlik bile dogal sayilacakmis. daha da ileri gitmis: ne tanriya, ne de olmezlige inanan herkes icin -mesela bizler gibi- dogadaki ahlak yasasi hemen eski din yasasinin tam tersine bir bicim almaliymis. insanlar icin kotuluge kadar giden her turlu bencil davranis sakincasiz goruldukten baska, en gerekli, en uygun, neredeyse en soylu bir kurtulus caresi sayilmaliymis. bu tur paradokslar ve gariplikler kumkumasi sevimli ivan fyodorovic'imizin sozu nerelere goturebilecegini, daha dogrusu goturmek niyetinde oldugunu tahmin edebilirsiniz beyler. ... -sana bir itirafta bulunmak zorundayim, diye basladi ivan. ben insanin yakinlarini sevmesinin nasil mumkun oldugunu oldum olasi anlayamadim. bence, ozellikle yakinlar sevilmez de uzaklarimiz sevilir. nasil olduysa, bir yerde "merhametli yohan" (bir ermistir bu) ile ilgili bir hikaye okumustum: bir gun ermisin kapisini fakirin biri calmis; ac, usumus bir halde isinacak bir kose istemis, ermis onu kendi yatagina almis, kotu bir hastaliktan cerahatlenmis, pis
Sayfa 314 - isyan·Kitabı okudu
Aynı gün Hz. İsa evden çıktı ve denizin kenarına oturdu. Çevresine kalabalık toplanınca, gidip bir kayığın içine oturdu; kalabalığın tümü sahilde kaldı. Onlara benzetmelerle çok şey anlattı: "Bir tohum ekicisi tohum ekmeye gitmiş. Tohum ekerken, bazı tohumlar yolun kenarına dökülmüş ve kuşlar gelip yemiş. Bazısı taşların üstüne düşmüş ve toprağın derinliği fazla olmadığı için derhal uzamış ve toprak olmadığından güneşten kavrulmuş; kökleri olmadığından kurumuş. Çalıların arasına düşenleri ise büyüyen çalılar boğmuş. İyi toprağa düşen tohumlar ekin haline gelmiş, bir kısmı yüz kat, bir kısmı altmış kat, bazıları kırk kat tahıl vermiş. Kulakları olanlar bunları duysun."
1000k
Petersburg onsuz kaldı, sanki Akakiy Akakiyeviç hiç burada yaşamamıştı. Kimsenin koruyup kollamadığı, kimsenin yakınlık kurmadığı, ilgi göstermediği, hatta uçsn sineği bile iğneleyip mikroskop altında iğneleyip mikroskop altında bakan bir doğa bilimleri öğrencisinin bile dikkatini çekmeyen bir yaratık olup gitmişti; diğer katiplerin alaylarına sabırla katlanmış, hiçbir neden yokken ölüp gitmiş, ancak hayatının son anlarında bir anlığına zavallı hayatına renk katan palto şeklinde parlak bir şekil onu ziyaret etmiş bir yaratıktı.
Sayfa 36
Cahillik sebebiyle hayali bir tanrı kandırmacasının peşinden koşup dinsel sistemlerin peşinden gitmiş ve dinsel sistemleri, doğa sistemine tercih etmiştir.
Sayfa 163·Kitabı okudu
Din
Reklam
Reklam