Puan vermedi·224 syf.··
2026 21. kitabı
Kitapta Serap ve Serdar isimli iki karakterle tanışıyoruz. Onlar seçmedikleri hayatlara doğan, çocuklukları ile şekillenen karakterlere sahip iki iş arkadaşı. Bunarladaşlık zamanla evliliğe doğru yönelir. Serap be Serdar çocukluklarında mutsuz ve sevgisiz büyümüş bireylerdir. Mutsuz yalnız bir çocukluk maalesef ileride de mutsuz ve yalnız yetişkinler ve yuvalara dönüşüyor. Serap mutluluk gerçekten de Serdar da mı yoksa, özün de mi? Diye sorgulamaya başlar. Evliliklerinde sadık olamayan ikili beraberliklerinde de sadık olamazlar. Hep gel gitli bir birliktelikleri olur. Serap hayatında hep boşluğunu hissettiği duyguları doldurmaya çalışsa da bataklığa saplanmış gibi her seferinde biraz daha batar. Serdar,her seferinde vazgeçtim dese de Serap’ın tek bir sözüyle geri döner. Kitapta beni en çok etkileyen kısım Serap’ın gidişinden sonra ki gün gün anlatılan bölümdü. En çok yıpratan bölümdü beni. ————————— - “ İşte, bu adam!” diyordu içinden. “Kurtarıcımız bu adam. Bu o! Kehanetteki adam. Zaman geldi.” - “ Aşkı düşlemek, yaşamaktan daha haz vericiydi. Düşte çürüme yoktu, zaman yoktu. Aradığı temas değil; hayalin yakınlığıydı.“ Bu kitap ile beni tanıştırdığı için @okuyankuzenler ‘e çok teşekkür ediyorum. Suat Koroğlu @suat_koroglu_kitaplari_ @okuyankuzenler @fenikskitap #serap #okudumbitti
SerapSuat Koroğlu · Feniks Kitap · 202626 okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 16:28
Amerikan edebiyatının en şahsına münhasır yazarlarından #CarsonMcCullers ile tanışma kitabım #AltınGözdeYansımalar . Kitabı bitirdiğim an yazarın hayatını araştırma ihtiyacı duydum ve kendisinin önemli sağlık sorunları yaşadığını, biseksüel olduğunu ve yaşadığı dönemdeki toplumsal baskının kalemine yön verdiğini net anlamış oldum. Kitap henüz ilk sayfasında bir cinayet işleneceğinin haberini bize veriyor. Sonra son sayfaya kadar ilmek ilmek işliyor o anı. “Barış zamanında askeri bir üs sıkıcı bir yerdir. Birşeyler olur olmasına ama bunlar boyuna yinelenir durur. Ama belki de bir üssün sıkıcılığının en büyük nedeni, onun bir ada gibi çevreden yalıtılmışlığı, boş zamanın ve güvenliğin insana bıkkınlık verecek kadar çok oluşudur, çünkü insan bir kez orduya girdi mi kendisinden beklenen tek şey önündekinin peşinden ayrılmamasıdır. Öte yandan, ara sıra, bir daha yinelenmesi olanaksız şeyler de olur. Güneyde bir üste, birkaç yıl önce böyle bir şey oldu: Bir cinayet işlendi. Bu acıklı olayın kahramanları, iki subay, bir er, iki kadın, bir Filipinliyle bir attı. Bu olaydaki asker, Er Ellgee Williams, subaylardan biri Yüzbaşı Weldon Penderton, karısı Leonora Penderton ve atı Ateşkuşu, diğer subay ise Binbaşı Morris Langdon, karısı Alison Langdon, Yardımcıları Anacleto 23 yaşında Filipinli bir erkek ama biraz farklı. Ulu orta dans eder, suluboyalarla resim yapar ve efendisi Alison’a tapar. Yüzbaşı huzursuz ve sinirliydi. Er Williams’ı düşlemek kanser hücresi gibi içinde büyüyüp gidiyordu. Bu takıntılılık seviyesine onu getiren birkaç olay şöyleydi; Çin ipeğinden yeni takımına kahve dökmesi, Ateşkuşu’na binip atı çileden çıkardığı zamanki karşılaşmaları, evinin etrafındaki ağaçları temizlemek yerine yanlış anlayıp budaması, üsteki yolda sıkça karşılaşmaları.. Rahatsızlığının
Altın Gözde YansımalarCarson McCullers · Can Yayınları · 20041,276 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve mirastan güzeldir babadan kalma öğüt.
9/10
·48 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 13:54
Peltek vaiz, hani senin cem’atin Bak öteki bülbül gibi şakıyor Hele hutbede duruyor saatin İteklesen bir saniye gitmiyor. Bir ithaf karşılıyor daha kapağı açar açmaz, “Kıymetli ağabeyim Tuncay Kara için…” Okuyup geçemedim, tararken İbrahim Tenekeci’nin bir konuşmasında denk geldim: “Geçen akşam Tuncay Kara ağabeyimle dertleştik biraz. Birkaç yıldır yaşanan olaylar ve gelişmeler üzerine. Şunu sordu bana: Ne zaman bitecek bu? Cevabını burada vereyim: Ağaç yıkılınca, kuruyunca, kesilince. İyiler pes edince…” “Şimdi ben öksüz bir kitabeyim bir mezarın başında,” dizesiyle başlıyor eser. Bana çarpıp geçiyor günün kambur kuşları… youtube.com/watch?v=XCRa3yt... Çok az şiir var içinde, az konuşup öz konuşan, fısıldarken sesi dağları aşan bir şair o. Hani derler ya, sesini değil, sözünü yükselten… Azar azar okuyayım dedim, bir de baktım bitmiş. Uzun uzun düşündüm metaforları üzerine, her denememde farklı yerlere gittim. “Çünkü yağmur korkutur bir dağı ancak, yaşamak mı, ne yazık ki ben bilemedim.” Baba yarısıdır ölüm, götürür bizi parka… Ölüme ilaç ölümdür, diyordu Necip Fazıl Kısakürek Bir Adam Yaratmak’ında ve ekliyordu, “Kefenimizden evvel çürüyoruz.” Ölüm değil de ötesinde dem vuruyordu Hasan Hüseyin Korkmazgil, “Ölmek bir şey değil doktor, ondan sonrasını düşlemek beter.” Her insan bir parça ölüm taşır, Tarık Tufan’a göre. Hepimiz geleceğin müstakbel ölüleriyiz neticede. “İnsanı çürüten ölüm değil hayattır.” Ölüm bir uyanma der, Lev Tolstoy, Can Yücel’e göre bir eşek şakası, Ahmet Hamdi Tanpınar'a göre üzüntünün şifası. Çok başka bakıyor Elias Canetti, “Ölüm, sahip olduklarımızın en iyisidir.” Ölümle başlayıp ölümle bitiyor kitap. Arada yaşıyor muyuz derseniz, yürüyen bir mezarlık olarak. “Ömür geçip gidiyor bari uğrasa bize, uğrasa da kurtulsak yürüyen mezarlıktan.” Hayat iki ölüm arasında
Şiir
Peltek Vaizİbrahim Tenekeci · Profil Yayınları · 2017864 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "SERAP" //ALINTILAR #Bir kadının normal görünme çabası bazen en büyük yalandır... #Susmak da bir tür intihar... #İnsan, yaşar, bekler, susar;gün gelir neyi beklediğini unutur. Mutluluk kalıcı değildi;anların içine gizlenmiş, dokunulunca dağılan bir hayaldi. Belki de asıl kalıcı olan, yalnızlıktı... #Biz, gurbetin insanlarıyız.;mesafelerin terbiye ettiği insanlar... #Hiçbir kayıp, insanın saadetinden kıymetli değildi... #Sevildiğini sandığı anlarda bile, görünmezliğin sızısı vardı... #Bszı duygular, tercümeye ihtiyaç duymaz... #Bazen insan gitmekten değil, kalmaktan korkar... #Aşkı düşlemek, yaşamaktan daha haz vericiydi... #Bazı şehirler haritada değil, insanın içinde yaşar... #Bazı aşklar hiç yaşanmasa da bitmezdi. Bazı şehirler ise iki insanın kalbinin kıvrımlarında yaşamayı sürdürürdü... #Ne kadar çok sevilirsen o kadar tehlikedesin... #İnsan bazen bağırarak değil, sesini kısarak incitirdi... #İnsan en çok suskunlukta bağırır içinden. Ve en çok o zaman duyulmaz olur... #Sevilmek onun için bir kanıt değil, bir mühürdü. Ve mühürler, tek başına hiçbir şeyi değiştirmezdi... #Aşk bazen, yabancı bir şehirde sokak lambasının altına düşen bir gölgedir.Ne senindir o gölge ne de ardında bıraktığının... #Yokluğunda boğuluyorum. Suskunluğun canımı acıtıyor... #İnsan, kendisinden vazgeçip kimseyi kurtaramıyor... #Görülmeden yaşamak da bir tür alışkanlıktı... #Zincir sadece ayağa dolanmazdı. Zamanla insanın diline de dolanır, konuşmak cesaret isterdi... #En çok sevdiğimiz, en çok canımızı yakandır.Çünkü kalbin kapısını en derine kadar açtığımız, bizi en kolay hançerleyendir... #Aynı duvara çarpa çarpa dönülen, çıkışı olmayan bir sokaktaydı... #Bir kadın, sevgiyle cezayı ayırt edemeyecek kadar örselenmişse, orada şefkat geri çekilir. Yerini keder alır... #Aşk,
SerapSuat Koroğlu · Feniks Kitap · 202626 okunma
Puan vermedi·
Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret! Eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem! Eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem! Eksik olsun! İstemem! Eksik olsun! Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek… Tek başına. Özgür olmak.
Cyrano de BergeracEdmond Rostand · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20171,394 okunma
Sevmek eylemdir
10/10
·200 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 21:40
Bakın bu kitap benim sınırlı bilgim ve bildiklerimle yorumlanabilecek bir eser değil. Verdiğim puandan ise ne denli etkilendiğim ortadadır. Sanki Erich Fromm benim yıllarca olgulaşmamış ve kaynaksız fikirlerimi araştırıp, kaynaklarıyla beraber bir makale haline getirmiş bir yazar. Kendimi düşüncesek olarak ona çok yakın bulmaktayım. Naçizane bu ders kitabı niteliğinde olan kitap hakkında fikirlerim: sevgiyi sadece düşlemek değil eyleme geçirmek gereksimi, anne ve baba kavramının önemi, kapitalist sisteminin insanın allaha karşı yabancılaşmasının tesiridir. Bu kitabı anlamak için bir kere okumak yeterli olmayacaktır.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma