Dil, dünyanın gündelik inşasına yaka­ lanmıştır,bu inşaya iştirak eder tıpkı çizelgeler,sayılar, liste­ler gibi dil de sıralamalara tabidir düzen, emir, sentez, karar, rapor, kod...
Düzen
Oldum olası mutlakiyetçi/mükemmeliyetçi insanların yanında içime kapanır; arızalı, yaralı, şaşkın, mütevazi, hafif derbeder ve elinde olmadan zikzaklar çizen, düşe kalka şu hayatta arayış halinde olan insanların yanında açılır; dillenirim coşarım.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"insani" olana fazla bir saygımız yoktur. Saygıyı kahramana gösteririz. Kahraman insan değildir. Kahramanlık eylemi ve onun halesinden yansıyan şeyler dışında, kahraman hakkında ne denli az şey bilinirse o kadar iyi olur. Totaliter düzen, "tek eylemli" kahramanlarım, insanlaşmadan ve yaşlılık vb. nedenler yüzünden utanç verici hale gelmeden önce kamuoyunun gözü önünden çeker. Çünkü kahramanın canlı tutulabilmesi için, sadece insanların imgeleminde yaşaması gerekir."
Sayfa 78 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Kurallardan veya anlamdan bahsetmek aynı şeyden bahsetmektir; ve insanlığın bütün entelektüel teşebbüslerine bakıldığında, dünya üzerinde kaydedildikleri kadarıyla, ortak payda daima bir tür düzen tesis etmek olmuştur.
çev. Gökhan Yavuz Demir (İstanbul: Minotor, 2023), 61.·Kitabı okudu
Düzen olmaksızın anlamı kavramanın kesinlikle imkansız olduğu kanısındayım. Semantikte çok ilginç bir şey var: "Anlam" kelimesi muhtemelen, bütün olarak dilde, anlamı bulunması en güç kelimedir.
çev. Gökhan Yavuz Demir (İstanbul: Minotor, 2023), 59.·Kitabı okudu
Kur'an'ın şairi lanetlemesini yalnızca Müslümanlığın bağnazlığı olarak ele almıyorum. Daha geniş düşünüyorum bu konuda. Her düzen, yeni devrim, sanatı, özellikle de şiiri lanetlemekle işe başlamıştır. Bütün tarih boyunca bu böyle olmuştur. Gerçekten Camus'nün de dediği gibi, bütün devrimcilerin, reformcuların sanata karşı tutumlarında belirli bir düşmanlık sezilir. Saint-Just'ün tiyatroya karşı koyuşunu, Rousseau'nun şaire çatışını animsayalim. Saint-Simoncuları, Pisarev'i, Nekrassov'u animsayalim. Yine Camus'nün dediği gibi, Fransız Devrimi tek bir şair yetiştirmedi; yalnız büyük bir gazeteci (Desmoulins) ve gizli bir yazar (Sade) çıkardı ortaya. Çağın tek şairi Cheiner'yi giyotine yolladı. Chateaubriand ise soluğu Londra'da aldı. Düzen kaygısı şiiri yadsımıştır hep.
Sayfa 57