"Yazık," dedi, "hâlâ uzlaştıramadım onları." "Kim? Kimdir sözünü ettiğin?" "Anam babam, Leo Kardeş. Yıllardır boğuşur dururlar içimde. Bu çatışmaları ömrüm boyunca sürdü; bunu iyi anlamanı isterim. Türlü adlar altında belirebilirler -Tanrı ile Şeytan, ruh ile beden, iyi ile kötü, aydınlık ile karanlık, ne dersen de- ama hep anam babamdır onlar, değişmezler. Babam içimde bağırır: 'Para kazan, zengin ol, altınınla bir hanedan arması satın al da asil ol. Ancak zenginlerle asillerin hakkı vardır bu dünyada yaşamağa. İyi olayım deme, hapı yuttun demektir! Biri dişini mi kırdı, sen karşılık olarak çenesini dağıt onun. Bağışlama yok, vur!.. Annemse, babam duymasın diye, titrek sesini alçaltarak, korku içinde şöyle der: 'İyi ol, sevgili Francesco'm, hakkımı başka türlü helâl etmem. Yoksulu, alçakgönüllüyü, haksızlığa uğramışı sev. Sana bir kötülük ederse, onu bağışla!' Anamla babam boğuşur durur böyle hep, bense bıkmadan uzlaştırmağa çalışırım onları. Ama yanaştıkları yok, uzlaşmağa niyetleri yok, Leo Kardeş, bu yüzden de büyük acı duyuyorum."
"Bu kadarını biriktirebilmek için on beş yıl çalıştım" dedi. Bütün dünyanın avcumun içinde olduğu duygusuna kapıldım. Hiçbir şeye ve hiç kimseye gereksinimim yoktu. Artık yürümüyor, uçuyordum. Cenovalı, yanından ayrılırken azdan öne doğru eğilerek elimi uzun uzun sıktı. Bense başımı kaldırarak, burnum havada dimdik durdum. Yaşlı adam elimi avcunda uzun uzun ve sıkı sıkı tuttu, doğrulmadan gözlerimin içine dik dik baktı. "Talih sana güldü genç dostum. Sanki oğlummuşsun gibi senin adına mutlu oldum. Fakat kendine göz kulak ol. Çünkü varsıllık ve güç, sağduyunun düşmanıdır. Bir buğday tarlasında kimi başakların dik durduğunu, kimilerinin de boyun büktüğünü görmüyor musun? Dik duranların içi boştur. Öyleyse, seni bana getiren ve böylece Tanrı'nın yardımıyla sana varsıllık yollarını açan alçakgönüllülüğü elden bırakma."
Sayfa 205·Kitabı okudu
Reklam
_Hayat öylesine sürprizlerle doludur ki, sırtındaki küfeyi alır kiminden, elmasları yükler taş yerine. _Onların zırvalara inanmalarının sebebi, cahillikleri. _Sefil egolarının değer ölçüleriyle ölçüp, gerçeğe, güzele ve iyiye ağızlarından salyalar saçarak nutuk çekiyorlar. _Köle tiplerden oluşmuş hiçbir devlet yasayamaz. Köleden doğan yine köle ruhlu olur. Etik kurallardan değil, biyolojiden söz ediyorum. Çürüme baslar. _Hayalet, ölü olan ve duygusu kalmadığı için ölü olduğunu bilmeyen kimsenin ruhudur. _Gözlerinin içinde için için bir ateş yanıyordu, daha doğrusu bu gözlerde, birbirine tamamıyla zıt iki ifade gizlenmişti. Meydan okuyan, boyun eğmez, hatta aşırı derecede haşin, fakat aynı zamanda insanda acıma duygusu uyandıran gözlerdi bunlar. _Sığırlarla birlikte yasarken nasıl olur da Ruth'a layık olabilirdi. Denizciliği bırakmayı bir aristokrat olabilmek için binlerce kitabı okumayı düşündü. Martin sanki manevi bir devrim geciriyordu. Ruth'un temizliği ve saflığı onun ruhunda buyuk bir etki yaratmıstı. Bu gozler ona kitapları sunuyordu, tabloları sunuyordu; bu gozler ona guzelliği ve sessizliği, yuksek hayat katındaki butun inceliği sunuyordu. Kitaplardaki bilgiyi, sanki keskin dislerle, bir daha bırakmacasına ısırıp yakalıyordu. Bir gun antik felsefeye dair bir kitap okuyor, ertesi gun ultra modern felsefeye ait baska bir kitap, oyle ki, zihni fikirler arasındaki catısma ve zıtlıklara karmakarısık oluyordu. _Neden olduğunu bilmeksizin, icinde, Martin Eden'in kendi malı olduğu seklinde bir his vardı. Ayrıca, Martin, onun uzerinde iyilestirici bir etki de yaratıyordu. Esen taptaze, deniz kokulu meltemi icine cekmek icin bir guc veriyordu. Ruth, kendi ufku icinde sınırlıydı; ne var ki sınırlı kafalar sadece baskalarının sınırlı olabileceğini kabul eder. _Dünyanın
Edebiyat
_Işık bekliyor, fakat karanlığa sığınıyoruz. İncil _Karanlığa lanet etmektense, bir mum yakmalıyız. _Neyin doğru olduğu umurumuzda mı? Fark ediyor mu? _Gerçek bilgelik, sınırlarımızı bilmekte yatar _Can sıkıcı ve sevimsiz görünse de bilimsel yöntemin önemi, bilimsel bulgulardan çok daha büyüktür. _Edilgen taraf, baskın tarafın yanılsamalarına kapılarak gerçeklikten kopar. _John Locke: Doğruluk tutkusunun su götürmez tek göstergesi, herhangi bir önermeye, dayandığı kanıtların telkin ettiğinden daha büyük bir güvenle kucak açmamaktır". _Bir posterde "Sesi görün” ve “Işığı duyun" yazılıydı. Nasıl olur da bir nota, bir resme; ışık ise bir sese dönüşürdü? Gerçekten de el fenerinin ışığından, parazite benzer bir ses duyuluyordu. Demek ki dünya daha önce tahmin bile edemeyeceğim harikalarla doluydu. _(Sinestezi: Nesneleri, tatları ve kokuları, renk olarak algılama durumu. Duyularının birbirine karışması. Sesleri görmek, gördüğün şeyleri duymak. Örneğin: Do notası çalinca insanın mavi renkler görmesi. Şamanizmde genelde şamanlar transa geçmek için kullandıkları bitkilerin bu turlu özellikleri vardır. Algıları gelişmiş, hassas yapılı, hayal dünyası yoğun, ruhsal durumu, kendisinin bile anlayamadıgı kadar karısık olan kisilerdir. Nikola Tesla ve Vasilly Kandinsky bir sinestezikti.) _Hükümetin görevi, vatandaşı hataya düşmekten kurtarmak değildir; vatandaşın görevi, hükümeti hataya düşmekten kurtarmaktır. Hakim R. Jackson _Jefferson; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin anayasal ayrımı; bencilce çıkarlarına hizmet eden farklı grupları dengeleyecek, içlerinden birinin ülkeyi cebine atıp kaçmasına izin vermeyecektir. Bu koşul sağlanmaksızın, meydanın kurtlara kalacağını söylüyordu. Her hükümet dejenere olur. Bu nedenle halk, hükümetin güvenli tek koruyucusudur. _Lev Troçki :
Felsefe-Düşünce
“Bense ümidimi,”diye devam etti D’Oggiono,”Üstat Leonardo’nun kıyılarımıza yaklaşacak gemilerin gövdesine delik açmak için icat ettiği dalış cihazına bağladım.” “Fakat gemilerin tüm mürettabatla birlikte batırılmasını sağlayabilecek bu dalış makinesinin planlarını ,”dedi org üstadı ve besteci Martegli ,”insan tabiatındaki kötülüğü hesaba katarak orduya vermeyi şimdiye kadar inatla reddetti.”
Sayfa 41·Kitabı okudu
"Mutluluk mu? Hayatın zehrinin altın kâsede sunulmasından başka nedir ki?" dedi. "Gerçekten değerli, hatta eşsiz bulduğun tek şey var, o da zaman. Zamanını istediği gibi kullanan kişi mutludur, zengindir. Bense efendiler, yoksulun yoksuluyum."
Sayfa 142·Kitabı okudu