NERDEN ÇIKTI BU İSRAİL?
Filistin, dünyanın kalbi gibidir. Onun için de tarih boyunca pingpong topu gibi el değiştirmiş ve neredeyse 400 yıllık Osmanlı hakimiyeti dışında rahat yüzü görmemiş.
Osmanlı’dan sonraki zulüm ve kargaşanın adı İsrail olmuş.
Peki bu İsrail fitnesi, kalbimize nasıl girmiş?
Bunu anlamak için biraz gerilere gitmemiz gerekiyor.
Osmanlı’nın son dönemlerinde Filistin’deki Yahudi nüfusunun hızla artması üzerine 2. Abdülhamid Han, iftiraların tam aksine toprak satışını yasaklayarak ufukta gördüğü tehlikeye engel olmaya çalıştı.
Nitekim Theodor Herzl’in, “Filistin’de küçük bir toprak karşılığında Osmanlı’nın bütün borçlarını ödemeyi” teklif etmesi üzerine Abdülhamid Han, “Bu yerlerin her karışı için şehit verilmiştir. Filistin’e ancak cesetlerimiz üzerinden girilebilir” diyerek huzurundan kovmuştur.
Hatta bu hain teklifi püskürtmekle de kalmamış; stratejik toprakları satın alarak hazine-i hassa denilen hususi servetine katmıştır.
Bu satırları yazdığımız günlerde bir açıklama yapan 4. kuşak torunu Orhan Osmanoğlu’nun, “Dedem sadece Filistin’de değil, Gazze ve Kudüs etrafındaki bütün stratejik toprakları Halep’in kuzeyini, El Bab’ı da satın aldı. Musul ve Kerkük’ün tapusu da hâlâ dedemin üzerinde” açıklaması medyaya yansıdı.
YAHUDİLER OSMANLI SARAYINDA...
Parayla toprak alamayan Siyonistler, 50 yıllık bir Osmanlı’yı imha ve İsrail’i inşa planı hazırladı.
Çünkü iyi biliyorlardı ki, Osmanlı olduğu sürece, devlet kursalar bile ayakta kalamazdı.
Sultan Abdülhamid’i tahttan indiren İttihatçıların ilk işi hazine-i hassa topraklarını devletleştirmek ve Filistin’e Yahudi iskânına izin vermek oldu.
Çünkü Yahudi desteği sayesinde iktidar olmuşlardı. Sultan Abdülhamid’e tahttan indirildiğini tebliğ eden Yahudi banker Emanuel Karasu idi.
Abdülhamid