¹⁰⁰ Bu ifadesini yakınlarından ve baytarlıkta meslektaşı Şefik Kolaylı 1939 yılında aktarmaktadır; bk. Sessiz Yaşadım, s. 465.
Kolaylı şunu da kaydediyor: "[Milli Mücadele sırasında] Eskişehir'in sukûtuna takaddüm eden zamanlarda Eskişehir'de yanıma gelirdi. Hiç unutmam, muntazam askeri kuvvet teşekkül etmeden evvel çetelerin Yunanlılarla Demirci istikametlerinde yaptıkları harpler neticesi mecrûh [yaralı) olup da Eskişehir'e dönen çete hayvanlarına müessesemde yaptığım ameliyatlarla yakından alakadar olur, 'keşki memleketin şu buhranlı zamanında baytarlığımı unutmamış olsaydım da böyle âtıl bir insan kalbini taşımasaydım' diye teessür gösterir ve birçok ısrarlarıma rağmen müessese hademeleriyle birlikte hayvanları yatırmak için uğraşırdı. İşte Akif aynı zamanda bu kadar da mesleğine merbuttu [bağlıydı]".
Bu hissiyatın ve vahlanmanın izleri Asım'da Köse İmam'la konuşmasında da vardır: "- Kimi bidatçi diyor... Duyduğum en çok bunlar/ - Daha var mıydı, İmam? / - Var ya, unuttum: Baytar /-Keşke baytarlık edeydim.../ - Yine et mümkünse/-Yapamam/-Belki yapardın be... / - Unuttum, be Köse! / - Keşke zihninde kalaymış, ne kadar lâzımmış / Beni dinler misin evlat? Yine kâbilse çalış/ Çünkü bir tecrübe etsen senin aklın da yatar / Bize insan hekiminden daha lâzım baytar".
Sayfa 76 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları