Cenâb-ı Muhammed, nübüvvetini izhar etmezden evvel, Arabların kadınlara olan nefretini anlatmak için diri diri kızlarını gömmelerini söylemek kâfidir.
Hattâ Hazret-i Ömer'in arada sırada gözleri sıcak gözyaş ları ile dolup, derin bir âh çekerek aşk ile Peygambere salâvat getirdiği görülürmüş.
Kendisine defaatle sorulduğu vakit:
“Ben pûte-i Muhammedîde erimese idim kaskatı bir şakî idim. Nazar-ı Muhammedî, benim kesâfetimi izâle etdi, nârımı nûr yapdı, şekavetimi seâdete inkılâb ettirdi. Evet gözümün önüne geliyor. İslâm'ın nûruna kavuşmazdan evvel zamân-ı câhiliyyetde âdât-ı câhiliyye ile âdetlenip mini mini yavrum ciğerpâre kızımı, karış hesabı ölçtükden sonra diri diri gömmek için çukurunu kazarken sakalıma topraklar bulaşmışdı. Yavrum, ufacık elleriyle sakalımdaki toprakları silkerken, ben de kocaman ellerimle onu çukura tıkıyordum. Şimdi bu sahne gözümün önüne gelir ağlarım. Nûr-ı Nübüvvetde eriyip insân olduğumdan dolayı da Resûlüllah'a salavat getiririm“ buyururlar imiş.
İşte Hazret-i Muhammed Hırâ Dağından tek başına (Lâ ilâhe illallah) da'vasını açınca dostlarına ilk önce âciz insan putuna tapmayı yasak etmiş, zulmün, küfürden daha fenâ olduğunu duyurmuş, kadınlara zulmetmeyi men'etmiş, onlara hürmeti emretmişdir.
cahillik, beşeriyet için vebadan, koleradan beterdir. İnsanlık demek, insanlar arasında münasebet ve kardeşlik oluşturmak demektir. İnsanların hepsi bir hamurdan meydana gelir ve hepsi topraktan yaratılmıştır. Yine toprak olacaklardır. Bu dünyada aralarında bir fark yoktur. Yaratılmazdan evvel aynı hâlde bulunuyorlardı. Yaratıldıktan sonra yine aynı hâldedirler. Öldükleri zaman toprağa dönüşerek aynı hale uğrayacaklardır. Cehalet, insanlığı oluşturan hamura karışınca onu siyahlaştırır, düzeltilmesi ve ıslahı kabil olmayan bu siyahlık, insanın yapısına dâhil olunca kötülüğe dönüşür. İşte insanlar arasında görülen kötülük böyle oluşur.
Birbirlerine ilanıaşk etmeksizin nasıl sevişmek olabilir? derseniz, ben de derim ki ciddi sevgiyi dille itiraf etmezden pek çok evvel insanın gözleri,çehresi, hal ve tavırları onu meydana koyar. Hatta belli etmemek için gerek duyulan sakınmalar asıl büsbütün için ortaya çıkmasına sebep olur.
Sevmek için en evvel lazım olan şey, ruhların birbirine uygunluğudur; bu ise ne görücülerin -ne kadar tecrübeli ve dikkatle araştırılmış olurlarsa olsunlar- aracılığıyla ne de karşıdan sersemlikle belki hoşça bulunan bir erkekle yapılan âşıktaşlıkla mümkündür. Bunun için uzun konuşmalar, söyleşmeler, enine boyuna araştırmalar ister. Doğrusu hayatım ve kalbim, gençliğim benim için o kadar kıymetli bir hazinedir ki bunu öyle rastgele, rüzgârın keyfine harcayıp yok edemem.