"İnsanları anlamak için sözlerine değil, tekrar eden davranışlarına bak"..
Cehalet-nefret yüz karası eylemlerin temelidir. Rezillik kamunun gözleri önünde işlenen ve genel olarak ötekinin zayıflıklarını ortaya çıkarmayı amaçlayan ve onu rahatsız, utanımış, aşağılık hissettirmeyi hedefleyen bir suçtur. Cehalet-nefret ötekini bir "isimsiz" olarak gücendirmek ya da ona saldırmak, onu insan yapan adından yoksun bırakmak, onu özne yapan adından yalıtmak, ona bir nesne muamelesi yapmak için onu hedef alır. Öteki'ni, hem ihlal edilmeye hem de temel olarak farklı bir varlık yapan bu cehalet-nefret çifte tutkusu, tüm vahşiliğiyle süperego tarafından yönetilen bir jouissance biçimidir ve o emreder: Cahil ol ve keyfini çıkar! Eylemler, jestler ve kelimeler ile işleyen sadistik bir jouissance söz konusudur.
Sayfa 34 - Artı-Keyif Politikası, Antonio Quinet·Kitabı okuyor
Psikoloji
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Nietzsche'nin perspektivizmini öngören Stirner, Hakikat'i büyük H ile düşünmeyi de reddettiği gibi, herhangi bir mutlak, sabitfikri de metafizik bir kurgu olarak reddeder. “Dostum, kafan hayaletli,” diye yazar, “kafanın içinde hayaletler var! Büyük şeyler hayal ediyorsun ve kendine senin için var olan bir tanrılar dünyası, kendini çağırdığını varsaydığın bir ruh-âlemi, seni çağıran bir ideal tasvir ediyorsun. Sabit bir fikre [fixe Idee] sahipsin!" Ona göre, fikirler idealize edilmiş formlardır ve insani yaratımlar olmalarına rağmen, tekil insanları kendilerine tabi kılma gücüne sahip olurlar. Öznel deneyimlere anlam kazandırmazlar, aksine kişinin bireyselliğini ifade etmesini engellerler ve bireyin çıkarlarına aykırı eylemler talep ederler. Fikirler her ne kadar Biricik'lerin eseri olsa da, bu fikirler bireyleri kendi özlerinin gerçekleşme araçlarına da tezahürlerine dönüştürür. İnsan yaratımı olan fikirler, genellikler, onları yaratan bireylerin hâkimiyetinde olacağına onlara hâkim olur; deyim yerindeyse, onların "efendisi" hâline gelir. Bu fikirler Ben'in yabancılaşmasının tezahürleridir ve gerçek bir özgürleşme için ortadan kaldırılmaları gerekir.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Birini sonsuza dek seveceğine ya da ondan nefret edeceğine ya da sonsuza kadar ona karşı dürüst olacağına söz veren herhangi biri, kendi gücü dahilinde olmayan bir şeyin sözünü vermiş olmaktadır; ama hiç şüphesiz sevginin, nefretin, sadakatin düzenli sonuçları olan ama aynı zamanda başka dürtülerden de doğabilen türden eylemler için söz verebilir, zira bir eyleme giden pek çok yol ve dürtü vardır. Bu yüzden birini sonsuza dek sevme sözü vermek şu anlama gelir: Seni sevdiğim sürece, sana karşı sevginin eylemlerini sergileyeceğim; eğer artık seni sevmemem gerekirse, benden aynı tavırları görmeyi devam edeceksin, ama başka nedenlerle.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
“İnsan ne yaşacağını biraz da kendi belirler. Yaşanması gerekeni belirler, yanına çağırır ve bırakmaz. İnsan böyledir. Yaptığının vahim olduğunu ilk andan itibaren bildiği halde yine de yapar. İnsan ve kaderi birbirlerine tutunurlar; birbirlerini çağırır ve şekillendirirler. Kaderin hayatımıza gizlice girdiği doğru değildir. Hayır, bizim açtığımız kapıdan girer ve ondan daha da yaklaşmasını isteriz. Hiçbir insan çelik gibi bir meşruiyetle kendi varlığından, karakterinden kaynaklanan bir musibete eylemler ya da sözlerle sırt çevirecek kadar güçlü ve zeki değildir.”
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Alıntı
Dinini sıkı sıkıya gizlemek zorunda kalmış bütün insanlar gibi, gizliliğin inancına kattığı ayrı bir gizemin tüm esrikliğini tadıyor; bu gizli aşkının etkisiyle günün engellemelerle, boş laflar, boş eylemler, saçma gösterilerle dolu mecburiyetlerinden, görünürdeki kamusal esaretinin tüm yavan ve yapmacık zorunluluklarından sıyrılıyor, tüy gibi hafifliyordu..
Sayfa 53 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat