Programın, tıpkı şimdi salıncağın iplerini sık sıkı tuttuğum gibi, kolayca kavranabilir olması gerekir ki, salınımın ivmesi-ni almayı her seferinde daha iyi başarabileceğimi öğrenebile-yim. İş bıkmadan usanmadan alıştırma yapmaktadır, her sa-natın mahareti bundan doğar; küçük bir sanat olan yaşama sevinci mahareti de öyle. Çok sayıda alıştırma toplanınca, bir değişim hasıl eder. Her güne başlarken yapacağım birkaç da-kika jimnastik, zaten asla yerimden kalkıp da girişemeyece-ğim uzun koşudan daha değerlidir. Riyazet, büyük bir hede-fi kolayca halledilecek küçük aşamalara ve ufacık adımlara bölerek, ivme kazanmaya yardımcı olur. Minik porsiyonlar sonu gelmez ertelemelere, korkulan savsaklamaya manidir. O zaman insanın cesaretini kıran devasa bir görev dikilmez önünüzde, sadece idare edebileceğiniz küçük bir görev var-dır. Taşıyamayacağınız yüklerin altına girmek ise, gayretten geri durmaya yol açar. Her şeyi bir defada elde etmeyi iste-mek, çok geçmeden teslimiyeti getirir. Somut bir fikrin teşkil ettiği uzak bir hedefe doğru maraton koşarken, o hedefi gö-zünün önüne getirmenin faydası vardır fakat gereken adım-ları atmadan oraya varmış olmayı istemenin değil. Sürekli alıştırmayla kabiliyeti geliştirme yöntemi, yaşama sevincinin temel unsuru olarak tadına varabilme melekesine de uyarlanabilir. Japon kültüründe olduğu gibi kendini bû-tün ayrıntıların tadına varmaya adamak, şüphesiz riyazetin en güzel biçimidir. Kahvenin ağaçtan fincana nasıl geldiğiyle ince ince ilgilenirsem, bu yaşam iksirinden daha fazlası na-sip olur bana. Nüanslara daha duyarlı ve daha hünerli olur-sam, zevki inceltir ve rutinin getirdiği körelmeyi azaltırım. Riyazetçi hazcılığın araçlarıdır bunlar. İşte bunun için, ken-dini tutma ve geçici perhiz alıştırmaları da önemlidir. Daha azı sahiden de daha
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Sünneti kabul etmeyenlerin kafir olduğu hakkında icma
Bundan dolayı Suyuti" Miftahu'l Cenne fi'l-İhticaci bi's Sunne" adlı kitabında "Biz Kur'an'ı delil olarak alırız,Sünnet'i kabul etmeyiz" diyenlerin kâfir olduğu konusunda icma olduğunu söylemiştir.
Sayfa 270 - Minber·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
‎“Bir şeye nasıl başladığınız değil ama nasıl bitirdiğiniz.. itibarınızı oluşturur.”
"Söyle bakalim ne düşünüyorsun?" diye sorup da ne derlerse desinler "Peki, Allah razı olsun" deme. Onların görüişlerine gerçek manada önem ver. "Ve şavirhim fi'l emr" "Fikirlerini aldiğin karara dahil et." Kimin görüşlerine önem ver diye emrediyor Allah? Seni hayal kırıklığına uğratan o insanların. Hayal edin, Ahzap Muharebesi üzerine bir toplantı yapılacak olduğunda Allah Resulü kendisini Uhud Muharebesinde hayal kırıklığına uğratan o insanları çağırıp diyor ki; "Nasil bir taktik gelistirmeliyiz diyorsunuz?" "Kim? Ne? Ben mi?! Benim fikrimi mi soruyorsunuz? En son her şeyi elime yüzüme bulaştırdım ben." "Hayır, senin fikrine ihtiyacım var, görüşlerin benim için değerli." O zaman ashabın elinden "'Bu insan Allah'ın elçisi olabilir ancak, çünkü kimsenin böyle büyük bir kalbi yoktur" diye düşünmekten başka bir sey gelmeyecektir. Bu kadar muazzam bir lütuf ancak Allah katından olabilir.
Nell
Annemin kapısında dururken sert kapaklı küçük bavulumun fermuarını açıyorum, en üst basamağa yayıyorum, hırpalanmış eşyalarımı karıştırmak için çömeliyorum. Şarj cihazının karmakarışık kablosunun, kirli iç çamaşırlarının ve terliklerin altında buluyorum anahtarlarımı. Hep bulurum zaten. Anahtarlığın süsü, neon sarısı koca bir Tweety; bir kaşı kalkık, kanat gibi duran karikatürvari elleri belinde. Yatakların, kanepe minderlerinin altında işte bu görüntü pörtlüyor, uzaklarda veya sarhoşken dans pistlerinde bu surat seçiliyor, elime teslim edildiğinde daima bu azarlıyor beni. Araştırmama göre erkek olan Tweety, bunca zamandır benimle, dünyanın öbür yanındaki bir kapının anahtarlarını tutuyor. Ve o kapının ardında geçmişim var. Kilit dönüyor -niye dönmesin ki?– ve eğilip yere sere serpe yayılmış bavulumu içeri sürüklüyorum. Hol güzel oteller gibi kokuyor, portakal ve bergamot, tıpkı buradan ayrıldığım günkü gibi. İlk bakışta, holdeki bankın üstünde duran beyaz ve çivit mavisi minderleri tanıyamıyorum ama elbette fi tarihinden beri buradalar. Carmel'in ne istediğini bildiği, bir aylık bir dönemi olmuştu, dükkânlardaki ürünler ona son derece mantıklı gelmişti ve ev o ay, yıllar boyunca bozulmayacak şekline kavuşmuştu.
Sayfa 268
Fizikçi Max Planck’in meşhur sözündeki gibi, bilim cenazeden cenazeye ilerler. Değişen her nesille beraber yeni teorilerin eskilerin kökünü kazıyabileceğini ifade eden bu söz, sadece bilim için geçerli değil. İşyerinizi düşünün; akademisyen, gazeteci, aşçı ya da futbolcu olmanız fark etmez. Fikirleri fi tarihinden kalmış yüz yirmi yaşındaki patronunuz hakkında, hele de epey bir süre daha koltuğunu koruyacağını bildiğinizde, neler düşünürsünüz?
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Alıntı