• Merhabalar efendiiim 🤗
    #kitapyorumu değil de iyi ki yazılmış olan bir kitaba beğenilerimi belirtmeye geldim

    Öncelikle yazarı bir tanıtarak başlamış kitabımız,
    Tanımıyordum biraz bilgi sahibi oldum, uzun uzun o bölümü yazmayacağım sığmaz buraya
    En beğendiğim kısım ise yazar tanıtımında ‘evlidir ve Eylül’ün babasıdır’ tanımıydı, gülümsedim #erhantuncer ‘e sevgilerimi sunuyorum. —
    #oağacınaltında
    Yeşilçam sanatçılarıyla yapılan röportajlar ile sohbet tadında bir ilk bölümle başlıyor.
    Tanımamıza yardımcı sorular sayesinde ve fotoğraflarla süslenmesi eşliğinde daha akılda kalıcı daha çabuk okunacak hale gelmiş bir kitap, ayrıca bazı ustalarla bazı konularda aynı fikirde olduğumu okumak güzeldi. Örneğin; Suna Yıldızoğluna Türk sinemasının bugünü ve dününü nasıl değerlendirirsiniz diye soru soruluyor ve kendisi .... ‘özellikle şimdiki dizilerde duygusal istismar beni rahatsız ediyor demiş. Çok haklı, öyle haklı ki her yer ağlatmalı dizi kaynıyor, çocuğundan uzakta kalan anneler sen anlat Karadeniz’ler ağlamayı seviyoruz sanırım toplumcak

    Çok uzatmak istemiyorum,
    2 bölüm de çok daha iyi bildiğimiz Ömrünü Sinemaya Verenler bölümü ise her yaşımızda sanırım tanıyor olacağımız büyük ustalara yer verilmiş yine resimlerle süslenmiş olması en hoşuma giden olay.
    Ayrıca röportaj Tarihi belirtilmesi de ayrıca beğendiğim bir husustur.

    3. Bölüm; çocukları babalarını anlattı, okuması oldukça keyifli bir bölümdü. Andık yadettik öğrendik burada da. —
    4. Bölüm; dostluklar tanıklar
    Bu bölümde de anılara yer verilmiş, bazı gazete haberleri ile pekiştirilerek yine görsellerle süslenmiş bir bölümdü, bazı röportajlar eski tarihli ustaların vefatlarından önce yapılmış, bunun belirtilmesi yine güzel olmuş, —
    5. Bölüm ise ayrı güzel,
    3.Adam arşivinden Yeşilçam raportajları;
    üstadların sıradan bir vatandaşla tanışıp filmlerde figüran olarak oynattıları yardımlarının dokunduğu insanların ağzından kaleme alınmış, ya da onları uzaktan tanıyan insanlar tarafından yapılmış söyleşiler yer alıyor,
    Bu bölümde Adile Naşite geldiğimde çok durdum sayfada, nasıl bir eksikliktir bu. Gerçekten fotoğrafına çok baktım. Özlemle baktım. —
    6. Bölüm; ise fotoğraf albümü yapılmış
    Okunmaya değerdi, kaçırmayın.
  • Serinin ilk kitabı beni Reading Slumptan kurtarmıştı ve ışık hızıyla okuyup çok beğendiğim bir kitap olmuştu. Akıcılık konusunda bu zamana kadar okuduğum en hızlı kitaplar olduğunu söyleyebilirim. Genel de bu tarz seri kitapları yorumunda spoiler verme ihtimali daha çok olduğu için derinden değil yüzeyden bir yorum yapacağım. İkinci kitap ilk kitabın kaldığı yerden yakın bir zamanda başlıyor. Yani arada çok büyük bir zaman uçurumu yok. İkinci kitap daha çok savaşa hazırlıkla,stratejilerle ve antremanlarla ilgiliydi diyebilirim. İlk kitaptaki hayalet,peri,kahin,büyücü vs. bolluğu bu kitapta o kadar yoğun değildi. Bu yüzden ilk kitabı daha çok beğendiğim. Benim seriyi beğenmemde ki en büyük etken vampir,kurtadam,melek gibi alışılagelmiş yaratıkların dışına çıkmış olmasıydı. Bir diğer sevmediğim kısım ise favori karakterimin figüran gibi oldukça arka planda kalmasıydı. İlk kitaptaki gibi başrollerden biri değildi bana göre. Romantizm yönünden de ilk kitaba göre daha ağır basıyordu. Ben pek romantik sever biri olmadığımdan bu tarz kitaplarda maceranın daha çok ön planda olması gerektiğinden yanayım. Tabi birde çiftler arasında ilişkide sürekli gelgitler olunca kitaptan daha da soğuyorum. Bu kitapta neredeyse bu döngüye girecekti ama yazar son anda güzel toparladı. Her ne kadar bir kaç şaşırtma ve ters köşe de olsa sonu tahmin edilir bir kitaptı ama yinede keyifle okudum. Baş karakterde de olumlu yönde bir gelişme vardı ama kötü karakterleri insanı bezdirecek kadar zalim değildi. Serinin son çıkan kitabı ara kitap olduğundan bu kitabın teknik olarak son kitap olduğunu söyleyebilirim. Kurgu olarak beğendiğim ve tavsiye edebileceğim bir seriydi.
  • Ne oldu dersin, neden gitti ki senden?
    Zoru görünce kaçtı mı?
    Yoksa hayallerin, düşlerin mi cazip gelmedi?
    Aslında hiçbiri!!!
    Sevgiyi verdin,
    Hayalleri sundun,
    Geleceği gösterdin,
    Ona düşen rolünü oynamaktı sadece...

    Gitti demi yine de?
    Elbette gider,
    Daha iyisini bulamaz merak etme,
    Aklı hep senin verdiğin rolde kalacak.
    Lakin geriye dönüşü olmayacak.

    Biliyor çünkü,
    Geri geldiginde onun rolünde başkası oynayacak.
    Ve sunu da bil;
    Sen de mutlu olmayacaksın!!!
    O role figüran olmaz,
    esas kahraman hiçbir zaman yerinde olmayacak...
  • Ütopya ,Telepati serisinin son kitabını da bitirmiş oldum. Ütopya ilk iki kitaba göre çok farklı bir amacı varmış gibi duruyor .

    İlk kitap olan Telepati mükemmeldi çünkü olaylar hep ana karakterler olan Alex ,Jenny ve Marco'nun etrafında gerçekleşiyordu. Birbirlerine aşık iki genç ve aşkları için verdikleri mücadele . Birde onlara yardım eden gönülden bağlı bir arkadaş. Ama Ütopya'da ise olayla bu üç ana karakterin kontrolünden çıkıyor. Birnevi kendi başrolünü oynadıkları hikayede figüran haline geliyorlar . Kitaba birçok karakterin dahil edilip başrollerin arka plana atılması ,olayların bambaşka yerlere gidip amacından sapması beni hayal kırıklığına uğrattı.

    Ben bu kitapta iki gencin aşkları için paralel evrenleri aşmaları , mücadelelerini görmeyi bekliyordum . Farklı boyutlarda ,farklı bedenlerde , aynı aşk , aynı büyüleyici tarifsiz hislerle karşılaşmak istiyordum sürekli. Ama savaş ,ihtilal , hiyerarşi ,askerler ,gardiyanlar ölüler ,silahlar ve kanla karşılaştım . İnsanların güç uğruna verdikleri savaşla karşılaştım .

    Herşeye rağmen Telepati serisi herkesin okuması gereken bir seri . Büyüleyici ve sürükleyici bir hikayesi var. İnsanı kendisine bağlıyor. Muhteşem finaliyle bile insanı seri bittikten sonra etkisinde bırakıyor. Mutlaka okunmalı.
  • "Figüran gibi algılanır ölen; hala yaşıyor olduğu için kendini başrol sayanlarca. Nitekim yönetmenin belli olmadığı oyunda, herkes kendine başrol biçer."
    Tuna Erdoğdu
    Sayfa 66 - Yakın Plan
  • İşte, televizyonda başına bir şey geldi mi başrol oluyorsun, hayatta başına bir şey geldi mi figüran.
    Seray Şahiner
    Sayfa 25 - Can Yayınları