Zerdüşt'ün bütün "gün ortaları" ile uyumlu gölgesiz bir andır bu. Aynı anda insanın hem geleceği hem de geçmişi düşündüğü bir yıldönünıü gibi geri dönerek bir olumlama anı olarak gelir. Bütün olumsuzlukların gölgesi yok olur: "Geriye baktım, ileriye baktım, hiç bu denli çok, bu denli iyi şeyler görmemiştim bir seferde."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben yaşamaktan ölmem gerektiğini duyumsuyorum, sonra da kendi kendime bunun ne demek olduğunu açıklamanın bir anlamı var mı diye soruyorum. Ruhun geçmişi içinizde sonsuz bir gerilimle titreşince, eksiksiz bir varoluş gömülü deneyimleri edimselleştirince, bir ritim dengesini de tek biçimliliğini de yitirince; işte o zaman ölüm sizi yaşamın doruklarından koparır, ama ölümün karşısında acı verici takıntısına eşlik eden o dehşet duygusunu yaşamazsınız.