Ahfâ

@giriftokur·
·
sabitlendi
burası hâyîde edâ sayfası,
nefeslerimiz anbean zamana karşı ahit niteliğinde olacak.
Her daim farkındalık peşinde koşarak sadeleştirmeye çalıştığımız hayatımıza bir dokunuş yapma gayesindeyim.
Bu bir başkaldırıydı. Sessizliğin çürüttüğü, görmezden gelinerek öldürülen duygulara karşı açılmış bir savaş. Yeter artık. İçimde biriken her şeyin üstüne örtülen o kalın kayıtsızlık perdesini yırtmanın vakti geldi. Görmediler, duymadılar, bilmek istemediler. Her şeyi susturarak çözeceklerini sandılar. Oysa susturulan her duygu, içeride büyüyen bir yangına dönüştü. Ve şimdi o yangın, kabuğunu kırıyor. Bu bir sitem değil. Bu bir ilan. Kendi içimde sürgün ettiğim ne varsa, hepsini geri çağırıyorum. Kırgınlıklar, öfke, yarım kalmış cümleler… Hepsi sahneye çıkacak. Çünkü yok sayılmak, yok olmaktan daha ağır. Ve ben artık o ağırlığın altında ezilmeyeceğim. Beni “sabret” diye oyalayanlara karşı sabrımı da tüketiyorum. “Geçer” diyenlerin yüzüne geçmeyen her şeyi çarpıyorum. Çünkü bazı şeyler geçmez; üstü örtülür sadece. Ve ben o örtüyü kaldırıyorum. Bu bir iç hesaplaşma değil sadece. Bu, dışarıya da yönelmiş bir isyandır. Duygularını küçümseyen, hissetmeyi zayıflık sanan, kalbiyle değil korkularıyla yaşayan herkese karşı. Ben korkmuyorum artık. Ne hissettiğimi söylemekten, ne incindiğimi göstermekten, ne de sevmekten. Çünkü en büyük çürüme, hissetmemeye alışmaktır. Ve ben çürümeyi reddediyorum. Eğer bu bir suçsa, kabul. Eğer bu bir delilikse, razıyım. Ama bilin ki bu başkaldırı, suskunluğun mezarına dikilmiş ilk taş değil; son çivisidir.
Yolda yürüyen herhangi biri olmaktı bizim seçimimiz. Kimseye bulaşmadan muhabbet demini açmadan yalnızca kaldırım taşlarıyla arkadaşlık kurmayı tercih etmiştik. Lakin bu böyle ilerleyemezdi, farkına varmalı ve kendimize gelmeliydik. Her düşünce bir yenisini doğuracaktı. Evvela anadan üryan bir şekilde beliren bu fikirleri buyruk bilmeliydik. Gerçeklikle ütopya arasındaki gelgitte nerede saf tutacağımızı idrak edip yerimizi almalıydık. Ardından ruhu ruha şifa saymalıydık. Biz bedenden sıyrılıp nefs ile izdivaca razı olanlarız. Hazin sonu bile bile geri dönemeyenlerdeniz. Yazık... Dehayı delilik bilen bizlere. Küllerimizden doğmak yerine uçup dağılan bizlere. Gizemle malumu birlikte yüklenen bizlere. Sen... Ben... O... BİZ... Kim miyiz? Çok basit. Zıtlığı vahdet kılanız. Var ile yoku kol kola götürenleriz. Siyah ile beyazı aynı anda sahipleneniz. Güzel ile çirkini birlikte kalpte taşıyanız. Biz ünsiyet kurarak hatırlayanlarız. Aynı zamanda özümüzdeki nisyanız. Şimdi anladınız mı biz kimiz? Yalnızca ve her şeyiyle İNSANIZ.