(...) “Bilmek” ve “inanmak”, eski Yunan’da bir çelişki doğurmuş olmakla beraber, hiçbir devride, günümüz Batı medeniyetinde olduğu ölçüde birbirinden uzaklaştırılmamıştır. Bu uzaklaşma, bazı filozoflarca “tarihin en büyük hatâsı” kabul edilen Hristiyanlığın tabiatından kaynaklanmıştır. Öyle ki, İslâmiyet ve Hristiyanlığın “bilmek” ve “inanmak” bakımından değerlendirmesi, bir Batılı tarafından aynen şöyle yapılmıştır:
“Hıristiyanlar âlim olunca Hıristiyanlıkla alâkaları kesilir… Müslümanlar da cahil olunca İslâmiyetle alâkaları kesilir.” [*]
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), -Yağmurcu- Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi.