Muhammet, İsa aşkına.
Yattığın ranza aşkına.
Deee dağları un eder Ferhadın gürzü.
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan, ter içinde âsi.
He desem koparacak dizginlerini.
Yediveren gül kardeşi bir arzu…
Oy sevmışem ben seni…
Kendimizi, gerçek kimliğimizi, bununla ilgili güçlü sezgilerimizi affedemiyor, unutamamanın öfkesiyle hançerleşerek kendi hapishanemizin duvarları olan ruhumuzu yırtmaya uğraşıyorduk.
Para isteyen birini gördü mü Azrail'i görmüş gibi olur. Ha para istemişsin, ha can evine girmiş, yüreğine hançer saplamış, bağırsaklarını söküp çıkarmışsın bu herifin.
Kime elimi uzattıysam elim boş kaldı, kime kalbimi açtıysam bir hançer saplayıp gitti. İnsanlardan uzaklaşmak, onlara düşman olmak değil, kendini korumaktır...
Nefretin söz konusu olduğu durumlarda, kadınlar erkeklerden daha tehlikelidir; çünkü, birincisi, kadınlar, düşmanlık duyguları bir kez uyandı mı hiçbir adalet kaygısı tarafından dizginlenmezler, tersine nefretlerinin hiçbir müdahale olmaksızın nihai sınırlarına kadar kabarmasına izin verirler ve ikinci olarak, çünkü kadınlar hassas bölgeleri bulmakta ve bıçaklarını oralara saplamakta ustadırlar ki onların hançer keskinliğindeki zekâsı bu amaca mükemmel biçimde hizmet eder.
Ebediyete uğurladığınız insanın ardından burun buruna geldiğiniz tek şey , artık olmayacağı gerçeğiydi . Bir tokat yemekten ,bir tekmeyle düşmekten,bir hançer yemekten daha sancılıydı .
" Hatta tarifi yoktu..."