Puan vermedi·376 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 18:02
Ahmet Hamdi Tanpınar’a verilmesi gereken değeri hikayeleştirerek veren, daha doğrusu olması gereken itibarını kelimelerle hikaye içinde anlatan, zengin Türkçe dilinin sokaklarında, bugünlerde kimsenin uğramadığı hanımeli kokan bahar mevsimli sokaklarında gezdiren, olay örgüsü ve akışla kendine bağlayan harika bir eseri Türk Tarihine hibe etmiş Murat Menteş . Kendisine çok teşekkür ediyorum. Kitapta geçen Müzikleri ihtiva eden listenin qr kodunun iliştirilmiş olması ve çizgi roman bölümüyle sonunu gösterip iyice meraklandıran ve heyecanlandıran yenilikçi yaklaşımlarını da alkışladım. Okunası :)
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026711 okunma
‘Burada garip şeyler oluyor’
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 07:20
Yine bir Mustafa Kutlu kitabı yine yalın ayak duygular ve öyle dolaysız, doğrudan ve öyle doğruya doğru bir anlatım. Yazarın kitapları (en azından benim aldığım ve okuduğum kitapları) ince ve hep hikaye… yani öyle laf kalabalığına gerek duymayan bir tarz. Yormadan, tadında, samimi içten bizden bir üslup… Ama doyuran, sorup sorgulatan, kapılar açan, bakışını ufkunu genişleten bir insicam. Kitaba ve yazara yakışan şöyle güzelinden bir inceleme yazabilmeyi çok isterdim denedim de… üç dört beş mi belki altıncısı da olmadı yarım bıraktım. Çünkü hiçbiri yetmedi yetişmedi hislerime. İlginç bir şekilde dün gece başlayıp sabaha bitirdiğim kitabı gün içinde yaşadım ve dedim ki madem kitap az sayfada koca bir dünya hayatını özetledi sen de birkaç satırla uzun bir günü özetle. olduğu kadar.. Dedi ki; hayat neon ışıklarıyla, elini uzatsan eteklerine dokunacağını sandığın baleriniyle, biteviye dönen, dönerken çığlık çığlığa, ‘hanımeli, iğde kokuları saç, ter ve gecenin yıldızları’ ve tüm bu kargaşayla oyun ve eğlenceden ibaret bir lunapark gibidir. kalabalığın akışına kapılıp gittiğin hep yolunu kaybettiğin hatta kazançlarının yüke dönüştüğü bir yarış gibidir. Çıkış yolunu hep kaybedersin. Bu Böyledir eğlensen de yorgunluk baskın gelir kaçıp gitmek istersin. Çıkış yolunu bulamazken türlü yollara başvurursun, ya çıkışı ararken iyice kaybolur, ya hep daha çok yaklaştığına umutla arar durur, ya da kaybolduğun yolda sarhoşluğa tutunur ve ayılmadıkça hiç çıkamazsın girdiğin çıkmazdan. Kimi çıkamayacağını kabullenip tadını çıkarır eğlencenin, kimi çıkamadığı açmazlarda saplanır kalır, kimi hep birileri gelsin de çıkarsın beni der bekler kıyıda köşede, kimi akıştan akışa savrulur durur… Her şey geçicidir. Her şey tek celse… günün sonunda sana kalan yalnızca hislerdir. Yaşayabildiğin
Hayata Dair
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·176 syf.··
2026 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 21:07
Silahtar Bahçeleri ~ Zabel Yesayan Merhaba sevgili kitapseverler, bugün sizi edebiyat hafızanızda derin bir iz bırakacak olağanüstü bir kadınla ve onun büyüleyici eseriyle tanıştırmak istiyorum: Zabel Yesayan ve onun çocukluk cenneti Silahtar Bahçeleri. Bazı kitaplar vardır kapağını açtığınız anda burnunuza hanımeli, mor salkım, yağmur sonrası ıslanmış toprak kokusu ve eski İstanbul gelir. Sizi elinizden tutar ve betonların altında kalmış o eski, çok dilli İstanbul’a götürür. İşte bu kitapta tam olarak böyle bir zaman makinesi,bir hafıza kazısı. 1878’de Üsküdar’da doğan yazar döneminin en parlak kadın aydınlarından biri. Yıllar süren kaçışlarının ardından yolu Sovyetler Birliği’ne düşmüş ve hayatı Stalin döneminde, Sibirya’daki meçhul bir sürgün kampında acı bir şekilde son bulmuş. Onun bu karanlık ve meçhul sonunu bilmek, çocukluğunu geçirdiği o zamanları okurken insanın boğazına tarifsiz bir düğüm bırakıyor. Bu otobiyografik eserde yazar bizi Türklerin, Ermenilerin, Rumların bir arada yaşadığı çok dilli, çok sesli o eski Üsküdar sokaklarına götürüyor. O devasa, meyve ağaçlarıyla dolu bahçeli evlerin arasında küçük bir kız çocuğunun dünyayı, yetişkinlerin ikiyüzlülüğünü, doğanın gücünü ve kendi kadınlığını keşfetme sürecini müthiş bir psikolojik derinlikle okuyoruz. Kitabın en çarpıcı yanı, yazarın muazzam duyusal hafızası. Yazar geçmişi bir gülün kokusuyla, ahşap merdivenlerin gıcırtısıyla, rüzgârın yapraklarda çıkardığı sesle ve Üsküdar’ın o ağırbaşlı melankolisiyle çağırıyor. Bize, ev dediğimiz şeyin sadece taşlardan yada ahşaptan ibaret olmadığını, asıl evin hatırladıklarımız olduğunu fısıldıyor. Eğer İstanbul’un geçmişine, çocukluğun o büyülü dünyasına ve mekânların ruhuna ilgi duyuyorsanız, Ermeni edebiyatının bu güçlü, lirik sesini okumanızı tavsiye
Silahtar BahçeleriZabel Yesayan · Aras Yayıncılık · 202354 okunma
Mücella..Yaşanmamış bir hayat hikayesi...
9/10
·344 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 15:57
Nazan Bekiroğlu'nun İnsanın ta içine işleyen kitabı. Kendi hayatını yaşayamayan mağrur bir kadının hikayesi. Yaşadığından şüphe duyan Mücella. Etrafında gürül gürül hayatlar akıyor, ayrılıklar, kavuşmalar, aşklar, anneler, çocuklar, düğünler akıyor...İzliyor Mücella.. Hayatı seyretmekle yaşamak arasında gelip giden kadınların romanı da diyebiliriz. Mücellâ' nın hikayesini sinema perdesinde oynayan bir film gibi izledim sanki. Okumak için manen güçlü olmanız gereken bir kitap Mücellâ Okuduğum ilk Nazan Bekiroğlu romanıydı(ve yine oğlumun hediyesi olması bakımından ayrıca özel benim için♡) o yüzden önceki eserlerine kıyaslama yapamıyorum. Romandan bana bir üzüntü ve sızı kaldı. Arka planda Türkiye, pek çok çalkantının içinden geçerken bile kendini bildi bileli çeyiz işleyen bir genç kız. Gaz lambasının eşliğinde içilen nohut kahveleri...Hanımeli, yasemin ve leylak kokuları yaz ikindileri gibi uzun kış gecelerinde de o çardağın altında, ya hep o soldaki pencerenin önünde...Mücella'nın dupduru ve çarpıcı hikayesi... Keyifli okumalar dilerim.
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,8bin okunma
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 15:54
#TomrisUyar ile tanışma kitabım #YazDüşleriDüşKışları . 1970’lerden itibaren yayımladığı öykü kitaplarıyla toplumun dönüşümünü, bireylerin iç dünyasını ve gündelik yaşamın sıradanlığını zarif bir dille betimleyen Uyar bu kitabında da 9 öykü ile hayatın içinden karakterleri çok naif bir şekilde kaleme almış. Bazen bir sofrada dedikodunun ortasında buluyorsunuz kendinizi, bazen bir otogarda sevdiğiniz birini yolcularken, bazen de bir ada da yaz henüz bitmiş sonbaharın esintisiyle rakınızı yudumlarken. Hepsi çok gerçek karakterler ve yaşanması çok muhtemel anlar. “Sonra daldı. Ben de daldım uzaklara. Şu dize geldi nedense aklıma, yüksek sesle söyledim kendi sözümmüş gibi.. Ama nasıl hatırlayabilir ki insan Uzak yollarda karşılaştığı bütün tanışları?" Öykü okumak beni bazen çok zorlar. O anın içine giremem, başı ve sonu yoktur ve ben kendimi karakterlerin ne yaşadığını anlamaya çalışmakla zorlarım. Ancak Uyar’ın öykülerinde bunu yaşamadım. Yarım kalmışlık hissine de kapılmadım. Hatta ‘Bayırdaki Ilgım’ adlı öyküde inşaatı tamamlanmamış bir yapı için yapılan bir konuşmada, tamamlansa beğenilmezdi muhtemelen ama bu şekilde herkes kendi hayal gücüyle tamamlıyor, gibi bir cümle geçiyor ve tüm öyküler için hissettiğim tam olarak bu. Yaşlısı genci, fakiri zengini, kadını erkeği, hayalperesti gerçekçisi, geçmişe takıntılısı ve geleceği planlayanı her türden insan var. Yalnızlık, hüzün, yaşam mücadelesi, gelecek kaygısı, aile bağları, kırık kalpler de var. Daha ne olsun. Yazarın kalemi yumuşacık, şiirsel, akıcı ve keyifli, öyküler açık ve anlamlı. Kitabı tavsiye ederim. Gelelim kısa kısa öykülere: Kuskus; Yaşlı bir kadın, komşusu ile hoşbeş ediyor. Sürekli yiyecek bir şeyler hazırlıyor, insanlara ikramlar yapıyor ve kalabalık sofralara özlem duyuyor. Eşini kaybettiğinden beri
Yaz Düşleri Düş KışlarıTomris Uyar · Can Yayınları · 2025756 okunma
Mutluluk
Puan vermedi·328 syf.··
2023 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2023 01:03
Zülfü Livaneli'nin "Mutluluk" romanını okumak, benim için sadece bir kitap okumak değil, aynı zamanda Türkiye'nin farklı köşelerine doğru hem coğrafi hem de kültürel bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Kitap, adındaki ironiyle beni daha ilk sayfadan yakaladı, çünkü bahsettiği "mutluluk", alışık olduğumuz o naif duygu değil, karakterlerin onu ararken yaşadığı acılar ve yüzleşmeler üzerine kurulu. Kitabın Ruhu (Beni Nasıl Sardı?) Livaneli, bu romanda üç ana karakterin kaderini ustaca bir araya getiriyor ve Türkiye'nin doğusundan batısına, farklı toplumsal katmanlara dokunuyor: 1. Meryem: Töre nedeniyle amca oğlu Cemal tarafından öldürülme görevi verilen, genç ve masum bir kız. 2. Cemal: Askerliğini yeni bitirmiş, kendisine verilen "aile onurunu temizleme" göreviyle vicdanı arasında sıkışıp kalmış bir genç. 3. İrfan: Seçkin bir üniversitede akademisyenlik yapan, entelektüel ama hayata ve kendisine yabancılaşmış bir profesör. Kitabın beni en çok etkileyen yönü, bu üç farklı insanın çıktığı çalkantılı yolculuk oldu. Meryem ve Cemal, töreden kaçarken bir tekneyle Ege'ye doğru yol alıyorlar ve yolları bir noktada İrfan'la kesişiyor. Bu üçlünün hikayesi üzerinden Livaneli, toplumsal baskıları, töreyi, namus kavramını, entelektüel yalnızlığı ve en önemlisi kadının bu toplumdaki yerini derinlemesine sorgulatıyor. Okurken Hissettiklerim • Sürükleyicilik ve Atmosfer: Livaneli'nin anlatımı o kadar akıcı ki, kitap beni dört günde bitirecek kadar içine çekti. Özellikle Ege'deki tekne yolculuklarını okurken, adeta portakal çiçeği ve hanımeli kokusunu duyuyor, o kasabanın huzurunu hissediyordum. Karakterlerin duygusal geçişleri de o kadar gerçekçiydi ki, Meryem'in çaresizliğini, Cemal'in vicdan azabını bizzat yaşıyor gibiydim. • Farkındalık ve Eleştiri: Yazar, olay örgüsüne serpiştirdiği
Edebiyat
MutlulukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi Yayınları · 202443,6bin okunma
Reklam
Reklam