Otuz yaşımı geçmiştim ve bu yaşıma kadar heykel yaparak yaşayan biri olmama rağmen o zamana kadar güzelliğin ne menem bir şey olduğunu bilmiyordum. Bir şey duygularımı tetiklediğinde o şeyin güzel olduğunu hissediyorum. Birden kendime geliyorum, damarlarım canlanıyor, bazen de gözlerim yaşarıyor. Gelgelelim bana bu derece dokunan şeylerin, genelde insanların güzel dedikleriyle aynı olduğu zamanlar değil. Farklı olduğu zamanlar daha çoktu. Herkesin tuhaf karşıladığı ya da tuhaf diye sakındığı şeyler çoğunlukla bana güzel görünürdü.
Sayfa 89 - April yayıncılık·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Dünyada herhangi bir şeye inanmayan tek bir kişi bile yoktur. En eksantrik şeylere bile inanan birilerinin bulunacağı öne sürülebilir, kolay kolay çürütülemeyecek bir iddiadır bu. Öte yandan soyut inanç büyük oranda imkansızdır, inancı pekiştiren somut olandır; kupanın, mumun, sunak taşının gerçekliğidir; heykel gözyaşı dökene kadar değersizdir, felsefe filozof şehit düşene kadar değersizdir.
Psikoloji
Reklam
Sanat yapıtının biriciklik niteliği ile, geleneğin bağlamı içersinde yerleşikliği arasında özdeşlik bulunmaktadır. Bu gelenek ise alabildiğine canlı, olağanüstü değişken bir şeydir. Örneğin antik bir Venüs heykelinin Yunanlılar’ın bakış açısından yer aldığı bağlam ile ortaçağ din adamlarının bakış açısından bulunduğu bağlam arasında fark vardı; birinciler bu heykeli bir kült konusu yaparlarken, İkincilere göre aynı heykel ilençli bir puttu. Ama gerek Yunanlılar’ın, gerekse ortaçağ din adamlarının karşılaştıkları nitelik, aynı nitelikti, başka deyişle yapıtın biricikliği, yani özel atmosferiydi. Sanat yapıtının geleneğin bağlamına en eski yerleşme ortamı, kült ortamıdır. Bilindiği gibi, en eski sanat yapıtları önce büyüsel, sonra da dinsel nitelikli kutsal törenlerin hizmetinde kullanılmak üzere oluşturulmuştur.
Küflenmiş zihiniyet :)
Yaz mevsimi aynı zamanda çıplaklık demektir...Çıplaklık ise insanın bedenini tanıması, ondan utanmamayı öğrenmesi, onu sevmesi demektir...Çıplaklığı ahlaksızlığa eş tutanlar, kendi beyinlerindeki karanlığın, yüreklerindeki korkalığın tutsağıdırlar...İnsanlığın bütün bir heykel ve resim tarihi, aynı zamanda çıplak erkek ve kadın bedenlerinin tarihi demektir.
Alıntı
Bu arada oğlanlar ne alemdeydi acaba? Onları silahlar ilk çarpıştığında görmüştük,.ağızları açık halde heykel gibi kalakalmışlardı, hepsi de Peter'a doğru kollarını açmış duruyordu; şimdi yanlarına geri döndüğümüzde ağızlarını kapatmış olduklarını, kollarının yanlarına düştüğünü görüyoruz. Yukarıdaki kıyamet başladığı gibi bitmiş, azgın.bir rüzgar gibi gelip geçmişti; fakat geçerken, kaderlerini de belirlediğinin farkındaydılar. Hangi taraf kazanmıştı?
Alıntı
Mezun olduğumda buralardan gitmem lazım yoksa diğer herkese göz kulak olmam gerekir. Kafam dolacak; öykülerle insanları birer gerçek, heykel veya set gibi görmeye başlayacağım. Sonrasında da gözlerim John'un annesininkiler gibi yorgun yorgun bakacak. Green Amca'nın bizonlu bir takvimi var. Bizonlar yumuşacık ve inatçı duruyor. Kahverengi halıya sarılı birer taş gibi. Burada kalırsan, dedi bana Green Amca, tipin bizona benzer. Burada kalırsam beynim karakterimin benzemesini istemediğim insanlarla dolacak. Bazen beynim hâlihazırda bir palyaço arabası gibi sıkış tepiş hissettiriyor. Müşteriler, canlı performanslar ve kurallarla o kadar doluyor ki bir gün sınırı aşacağım da silinip gideceğim diye endişeleniyorum. Üzerlerinde beyaz atletleri, ellerinde biralarıyla sundurmalarında oturmuş; hiçbir şey demeden dışarısını seyreden insanları gördüğümde yanlarında arabalar olduğunu hayal ediyorum.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Reklam
Reklam