Nurhan Işkın, Ben Ney’im'i inceledi.
29 dk. · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Eser Hakan Mengüç'ün kendi yolculuğu ile başlayıp, neyin kamış halinden sabır evresinde kişiye kattıklarına bir pencere açıyor...

Tasavvuf ilmi ve enerjileri alanımızın bize madde dünyasında neler katabileceği, hangi aşamalarda ortaya çıktığı, manevi iklimlerin insanın duygu ve düşüncelerinde etkisi ile daha huzurlu olabileceğine dair küçük hikayeler ile devam ediyor...

Son bölüm ise hastalıkların ruh bedenimizdeki hangi eksikliklerimizden kaynakladığı ile ilgili olumlama cümleleri ile sona eriyor...

Maneviyatı duygusu ile dolu bir kişisel gelişim kitabı olan eseri bu tarz kitap okuyan tüm site sakinlerine tavsiye ederim...

Mihriban Karadağoğlu, Histerik Bilinç'i inceledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İlk baskısını 2006'da yapan Histerik Bilinç kitabında Tura, çalışmasının amacını şöyle açıklıyor: "Bu kitapta bilincin doğa bilimi tarafından ele alınabilir bir olgu, bir doğa olayı olarak düşünülebilmesini sağlamayı hedefleyen öncü çabalara katkıda bulunmayı amaçlıyorum." Kitap oldukça bilgi yüklü ve özellikle deneysel felsefe alanında ilerlediğinden sunulan tezler arasında bir yoğunluk yaratıyor bu nedenle incelemenin daha dertli toplu durmasını istediğimden bölüm bölüm ilerleyerek çalışmanın eriğine dair özet geçmeye çalışacağım.
Birinci kısımda Chalmers'ın yaptığı gibi bilinç problemine minimalist açıdan yaklaşıyor Tura. Bilincin davranışa yansıyan yönleriyle, bilincin 'ne' liğiyle, bilincin doğabilimsel yanına eğiliyor. İkinci kısımda ise Dennet'ın da yaptığı gibi bilince onun 'nasıl'lığıyla devam ediyor ve doğabilimsel bir olgu olarak ele alınabileceğini göstermek adına tezler öne sürüyor Dennet'dan farklı olarak.

2 Beyin-Bilinç Problemi
Öncelikle "Fenomenal Bilinç" nedir buna bakalım. Fenomenal bilinç bireyin öznel yaşantıları olarak duyguları, düşünceleri, rüyaları, hatta algılarıdır. Bununla birlikte aslında şunu deriz, dışarıda algıladığımız şu masa göründüğü gibi ahşap, dikdörtgen ve kahverengi bir masa değildir aslında. Benim onu algılama yolum onun bilincimde temsil ettiği görsel algılar aracılığıyla mümkündür bu da ona atfettiğim özelliklerin aslında masaya ait değil de kendi bilincimde oluşturduğum fenomenlere ait olduğunu gösterir. Peki ya fenomenlerimden hareketle kalkıp masaya dokunursam ve onun tam da orada algıladığım şekliyle olduğunu teyit edersem ona nasıl olur da dış gerçeklik diyemem? Bu fenomenal bir gerçekliktir çünkü dış gerçekliği bilincimde temsil eden bütünsel, holografik ve panaromik bir fenomenal uzam, harita mevcuttur. Bu harita her ne kadar 1/1 ölçekli görünüyor olsa da bu bire bir'liğin inde gedikler mevcuttur. İçi su dolu bir bardağa kaşığı bırakınca kaşığın kırık bir görüntü aldığını yahut bir doğru üzerinde ard arda yanan farklı renklerdeki ışıklandırmaları nasıl da yol aldıkça renk değiştiren bir tek ışık olarak algıladığımızı düşünün. Peki fenomenal bilinç burada ne tür bir problem oluşturuyor ve onu hangi açılardan ele alacağız? İlk soru, tamamen atomlardan oluşan bir varlıkken ben ve şu masa, neden benim im de o masa gibi karanlık değildir, neden o da benim gibi acı çekmiyor, aşık olmuyor, neşelenmiyor? İkinci soru ise şu, özgür iradeyle bağlantılı olarak fenomenal bilinç beyindeki maddi-nöral süreçleri etkiliyor mu? Eğer etkilemiyorsa özgür irade büyük bir yanılsama mı?

3 Bir Fenomenal Bilinç Hastalığı:"Gizemli" Histeri
Yukarıdaki soruları cevaplamak adına bilinçdışını göreceğiz burada ve hareket noktamız Histeri olacak. Tura histeriyi çıkış noktası olarak seçmesini şöyle belirtiyor:"Histerik beyin sadece normalden farklı bir şekilde çalışmaktadır ve bu farklılık fenomenal bilincin şu ya da bu şekilde bozulmasına yol açmaktadır. Eğer normal beyin ile histerik beyin arasındaki farkı saptayabilirsek fenomenal bilincin beyinle ilişkisini daha iyi tanımlayabiliriz muhtemelen. "(s. 54) Örneğin histerik körlük vakaları. Eğer bu kişiler h bir şekilde görmemelerine karşın uygun şekilde motive edilirlerse kendilerine gösterilen insan yüzlerindeki duygu durumlarını doğru şekilde ifade edebilirler. Nasıl? Histerik bilinçte görsel enformasyonların fenomenal bilinç alanına çıkmadan işlenmesi mümkündür. Yani bu hastalarda örtük bir görme olayı yaşanıp yüz ifadelerindeki duygu durumlar doğru tahmin edilebilse de fenomenal bilinçte bir görüntü oluşmuyor. Neden?

4 Bilinçsiz ve Bilinçdışı
Fenomenal bilince çıkmayan görüntüler Freud'un terimiyle bastırmaya modern nörobilimle ise söndürmeye uğramaktadır. Bu da beynin motivasyon-dikkat sistemleri çerçevesinde dikkatin belli bir psikolojik aktiviteden çekilip başka bir zihinsel aktiviteye yöneltilmesi, böylece ilk aktivitenin bilinçdışı düzeyde kalması biminde ifade edilebilir. Bu söndürme olayının nedenini ise kısaca otomatik kaygıdan kaçma olarak söyleyebiliriz.

5 Beyin ve Psikoloji
Beynin psikolojik işlevlerini nasıl yerine getirdiğine dair ganel açıklamalarda bulunur.

6 Loş Bilgi
Beynin nöro-psikolijik süreçleri anlatılmaya devam eder. Şu örneğe bakalım. Sağ beyin yarıküresi hasarlı hastaya her bir elinde bir madeni para olan doktor, karşısına geçip iki elini kaldırıyor ve kişi burada yalnızca sağdaki parayı algıladığını söylüyor. Yani sol uzamla ilgili algı sönmüştür fakat doktor bir elinde madeni para diğer elinde anahtar tutunca hasta her ikisini de algıladığını söylemiştir. Demek ki beyin henüz dikkat yöneltmeden her iki uzamsal alandan da enformasyonlar beyne ulaşırken bunlar benzer özellikler taşıyorsa sol tarafı ihmal etmekte fakat farklılık arz ediyorsa da bunların her ikisine dikkat yönelterek fenomenal bilinç alanına taşımaktadır. Peki ya doktor bu kez bir elinde gümüş çatal tutarken diğer elinde plastik çatal tutarsa? Hasta bu kez de iki çatalı da algılayabildiğini ifade etmiştir. Yani beyin bu loş bilgileri modal özelliklerinin yanında bir de semantik düzeyde işlemektedir. Demekki bilinçsiz bir anlam mümkündür. "Öyleyse beyin birbiriyle yarışmacı, hatta çatışmalı tarzda işleyen, her biri kendi inde entegre iki zihinsel süreçten birini bilinç alanına taşırken diğerini ihmal edebilecek bir sansür(!) işlemi yapmaktadır. (s. 107). Öyleyse şunları çıkarsayabiliriz;
a) beyin bilinç eşiğinin altında da bilgi işleyebilmektedir.
b) bu işlemin dikkatin yönlendirilmesinde dolayısıyla da bilinç alanının belirlenmesinde önemli rolü vardır.
c) bu dikkat ve enformasyon işleme sürecinin enformatik düzeyi semantik bir düzeye ulaşıyor.

7 Duygular
Önceki bölümlerde dikkati çevresel-bilişsel özellikleri bakımından inceleyen Tura bu bölümde daha ziyade dikkatin bedensel-duygusal-motivasyonel yanına eğiliyor. Aynı zamanda klasik dürtü kuramının eksik hatalı yanlarını da modern nörolojik bulgularla eleştiriyor. Duygu-motivasyon sistemlerini de şu başlıklar altında inceliyor;
Temel duygu-motivasyon sistemleri
a) Araştırma duygu-motivasyon sistemi
b) Öfke duygu-motivasyon sistemi
c) Korku duygu-motivasyon sistemi
Sosyal duygu-motivasyon sistemleri
a) Şehvet duygu-motivasyon sistemi
b) Bakım(sevgi) duygu-motivasyon sistemi
c) Panik duygu-motivasyon sistemi
d) Oyun duygu-motivasyon sistemi
e) Kendilik duygusal-motivasyonel düzenleme sistemi

8 Deney ve Sezgi
Daha önceki bölümlerdeki tezlerin bir aradalığını görebiliriz bu bölümde. "Fenomenal bağlanma"ya dair deneysel sezgiler ortaya konur

10 Madde ve Bilinç

Bundan sonraki bölümlerde psikodinamiklerden ve nörolojik aktivitelerden maddi varlığın fiziksel boyutuyla ilgilenir. Fenomenal bilinç özelliği taşıyabilen maddi varlık bir doğa bilim olgusu halinde düşünülmeye çalışılır. Occam'lı William'ın usturasına göre de yok yere evrendeki varlık sayısını arttırmak gerekir.

11 Birinci Varsayım:Bir Doğa Olayı Olarak Fenomenal Bilinç Nasıl Mümkündür?
Eğer fenomenal bilinç beyin kendisinde geçen nöral süreçleri algılamasıyla oluşuyorsa bütünlüklü fenomenal dünyamız(bilincimiz) beynimizin kendindeki bir yanılsamasından ibaret. (s. 187) Peki ya bilinç zihinsel süreçlerimize etkide bulunuyor mu yoksa yalnızca buna paralel olarak yer alan bir epifenomen mi?

12 İkinci Varsayım:Özgür İrade
Özgür iradeye fizik yasaları müsade ediyor mu acaba? Çift yarık deneyinde ışık nasıl hem dalga hem de foton gibi davranabiliyor? Dalga halinde ilerleyen ışık ekrana foton halinde düşebiliyorsa özgür irade dediğimiz şey kuantum düzeyinde fiziksel belirlenimciliğin ortadan kalktığı bu aşamada mı ortaya çıkıyor. Sonuç olarak Tura şöyle kapatıyor bölümü:"Sonuç itibariyle Pratik Maksatlarımız Gereği ve şimdilik kaydıyla özgür iradenin olmadığı varsayımını güçlü bir şekilde, epifenomenalist varsayımı da zayıf bir şekilde tercih etmeyi öneriyorum." (s. 220)

13 Üçüncü Varsayım:Bilinç ve Zaman
Bilinç fenomenlerinin uzay-zaman fiziği tarafından incelenemeyecek yer kaplamayan sadece zamanda geçen doğal olaylar oluşumlar olduğunu fikrini savunur Tura.

İçindekiler

Birinci Kısım:Uzlaşımsal Yol
1 Giriş
2 Beyin-Bilinç Problemi
3 Bir Fenomenal Bilinç Hastalığı:"Gizemli" Histeri
4 Bilinçsiz ve Bilinçdışı
5 Beyin ve Psikoloji
6 Loş Bilgi
7 Duygular
8 Deney ve Sezgi
9 Birinci Kısmın Değerlendirilmesi

İkinci Kısım:Teorik Yol
10 Madde ve Bilinç
11 Birinci Varsayım:Bir Doğa Olayı Olarak Fenomenal Bilinç Nasıl Mümkündür?
12 İkinci Varsayım:Özgür İrade
13 Üçüncü Varsayım:Bilinç ve Zaman
14 Ne Yaptık:Genel Bir Değerlendirme

Sonsöz
Kaynakça

Gözlerine baktığımda ; imi kaplayan huzurun, indeki bir çocuğun annesine baktığı gibi,bir özlem duygusu esir alıyor beni, sensiz kaldığım gecenin ızdırap verici sessizliğinin indeki çığlığın indeki korkunç ürpertinin imde yarattığı çalkalanmaya bağlı olarak yayılan gıdıklayıcı sesin damarlarımda dolaşan ve bir türlü bitmek bilmeyen duygu değişikliliklerinin bedenime verdiği zararın kötü etkilerinin zaman erisinde daha da kötü hale gelen duygularım yüzünden, çok da Önemli olmadığını, olmayan varlığını hissetmenin kendi dünyamda bana verdiği kulakları sağır edici sessizlik yüzünden, sesimi bir nebze yükseltmek istedim dış dünyada.
Kötü mü ettim?! Bilemedim

CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
24 May 15:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

ORTA SINIF İNSAN

İnsan ,kendini tümüyle manevi değerlere, Tanrıya yaklaşma çabasına, ermişlik idealine adama olanağına sahiptir. Bunun tersine , kendini tümüyle güdüsel yaşama, duygularının isteklerine teslim edip çabasını anlık hazların kazanımına yöneltme olanağıyla da donatılmıştır.

Birinci yol ermişliğe ,manevi şahitliğe, Tanrı uğruna kendini feda etmeye; ikinci yol ise zevkperestliğe , güdüler uğruna canını vermeğe ,çürüyüp kokuşmalar uğruna kendisini gözden çıkarmaya götürü kişiyi.

İşte orta sınıf insanı bu ikisi arasındaki iklimde yaşamaya çalışılır. Asla kendisini gözden çıkarmaz , ne çilekeşliğe ne de zevkperstliğe adar kendini ,asla canını vermeye kalkmaz asla yok olmayı istemez.

Tersine onun ideali nefisten el çekmek değil, ben’ ini ayakta tutmaktır, ne ermişlik ne de onun karşıtı uğruna çaba harcar. Kayıtsız şartsız taraf tutmak onun katlanamayacağı bir şeydir. Tanrıya olduğu gibi zevkperestliğe de kulluk etmek ister ,erdemli olmaya çalışır, öte yandan bu yer yüzünde biraz da adam gibi yaşamaya bakar.

Kısacası ,aşırı uçlar ortasında , şiddetli rüzgarlardan, fırtınalardan korunmuş, sağlığına yararlı ılıman bir bölgede yerleşmeye uğraşır.

Bunun üstesinden gelirse de, kayıtsız şartsızlığa ve aşırılığa yönelik bir hayatın sağlayacağı yaşam ve duygu yoğunluğundan da el çekmek zorunda kalır.

Hayatı yoğun olarak yaşayabilmenin tek yolu, faturayı ben’ e ödetmektir.

Orta sınıftan biri in kendi ben’ inden , kuşkusuz yetirince gelişmeyip güdük kalmış bu ben’ den daha değerli bir şey yoktur.
Dolayısıyla, yoğunluk pahasına kendini ayakta tutar, güven inde yaşar, Tanrıya sevdalanmışlığını verip vicdan rahatlığını alır karşılığında, hazzı verip hoşnutluğu , özgürlüğünü verip rahatlığı ölümcül ateşi verip tatlı sıcaklığı alır.

Bu yüzdendir ki yaradılış bakımından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsüyle donatılmıştır, korkaktır, kendisini elden çıkarmaktan çekinir, kolay yönetilecek biridir. Dolayısıyla ,gücün yerine çoğunluğu ,şiddetin yerine yasayı, sorumluluğun yerine oylamayı seçmiştir.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse

Mahatma Gandhi’nin hayatla ilgili sorulara verdiği cevaplar.
1) En güzel gün?
Bugün
2) En kolay şey?
Yanılmak
3) En büyük engel?
Korku
4) En büyük yanlış?
Vazgeçmek
5) Bütün kötülüklerin temeli?
Bencillik
6) En güzel oyalanmak şekli?
Çalışmak
7) En büyük çöküş?
Ümitsizlik
8) En iyi eğitmenler?
Çocuklar
9)Temel olan şey?
İletişim
10)Seni en çok mutlu eden şey?
Başkalarına faydalı olmak
11) En büyük gizem?
Ölüm
12) En büyük kusur?
Huysuzluk
13) En tehlikeli kişi?
Yalancı
14) En zararlı duygu?
Kıskançlık
15) En güzel hediye?
Bağışlama
16) En kısa yol?
Düz (doğru) yol
17) En güçlü duygu?
İç huzur
18) En iyi koruyucu?
Iyimserlik
19) En büyük güç?
İman
20) En gerekli kişiler?
Ebeveyn
21) Hayattaki en güzel şey?
Sevmek
22) En büyük en güzel sığınak?
Yaradan

Gandhi’nin hayatla ilgili sorulara verdiği cevaplar…
1) En güzel gün?
Bugün
2) En kolay şey?
Yanılmak
3) En büyük engel?
Korku
4) En büyük yanlış?
Vazgeçmek
5) Bütün kötülüklerin temeli?
Bencillik
6) En güzel oyalanmak şekli?
Çalışmak
7) En büyük çöküş?
Ümitsizlik
8) En iyi eğitmenler?
Çocuklar
9)Temel olan şey?
İletişim
10)Seni en çok mutlu eden şey?
Başkalarına faydalı olmak
11) En büyük gizem?
Ölüm
12) En büyük kusur?
Huysuzluk
13) En tehlikeli kişi?
Yalancı
14) En zararlı duygu?
Kıskançlık
15) En güzel hediye?
Bağışlama
16) En kısa yol?
Düz (doğru) yol
17) En güçlü duygu?
İç huzur
18) En iyi koruyucu?
Iyimserlik
19) En büyük güç?
İman
20) En gerekli kişiler?
Ebeveyn
21) Hayattaki en güzel şey?
Sevmek
22) En büyük en güzel sığınak?
Yaradan... Mahatma Gandhi

sleepsleeslesls, bir alıntı ekledi.
23 May 13:03 · İnceledi

“Peki sence dost ne demek? Arkadaşlıktan ne farkı var ki bunun?”

Denize doğru ini çekmişti Erhan. “ Arkadaşım dediğin adam berbat bir trafik kazasında ansızım ölse, kahrolursun üzüntüden,arkasından bi haftada yedi şişe şarap er küfredersin kadere, sonra geçmeye başlar. Ama dostum dediğin adamın en ufak sıkıntısını sesinden anlarsın, ondan kayar sana geçer o duygu, bitirmeye başlar seni. Ne ersen fark etmez ve dostun şifasını bulana kadar da o his bitmez.”

Mumsema Han, Hakan Karakaşoğlu (Sayfa 37 - sel yayınları)Mumsema Han, Hakan Karakaşoğlu (Sayfa 37 - sel yayınları)
Yazarzadee, Lacivert'i inceledi.
23 May 02:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Okudugum en iyi triloji kitabı belki de tek .kurgu,anlatım duygu yoğunluğu öyle güzel harmanlanmış ve ıçe geçmiş ki kitabın etkisinden hemen çıkamıyorsunuz .Karakterlere zaten h değinmiyorum muhteşem. Çok çok begendigim bir kitaptı.

Başak Yılmaz, bir alıntı ekledi.
22 May 21:30

Biz var ya, biz sevemeyiz küçüğüm. Aşk, yanılsamaların en tensel olanıdır. Dinle: Sevmek, sahip olmaktır. Peki, sevdiğimiz zaman neye sahip oluruz? Bir bedene mi? Bedene sahip olmak in maddesini kendimize mal etmemiz, onu yememiz, imize sindirmemiz gerekir... Olmayacak şey ama, tut ki oldu, bu bile geçicidir, çünkü bedenimiz de devinir, dönüşür, hem biz kendi bedenimize değil, sadece onun verdiği duyguya sahibizdir; ve ayrıca sevdiğimiz o bedeni bir kere ele geçirdik mi o bizzat biz olur, bir başkası olmaktan çıkar ve öteki varlığın yok olmasıyla aşk da biter.
Peki, ruh bizim midir? –Sessizce dinle beni. Hayır, değildir. Kendi ruhumuz bize ait değildir. Hem zaten, bir ruha nasıl sahip olabilirsin? Bir ruhla bir ruh arasında dipsiz bir kuyu vardır: birer ruh olmalarının kuyusu.
Öyleyse, sonuç olarak neye sahibiz? Bizi sevmeye iten ne? Güzellik mi? Sevince güzelliğe sahip olur muyuz? En vahşice, en baskıcı şekilde sahiplenerek, bir bedenin nesine el konabilir? Ne o bedene, ne ruhuna, hatta ne de güzelliğine. Zarif bir bedene sahip olmakla güzelliği saramazsın, sadece hücrelerden oluşan, yağlı bir bedeni kucaklayabilirsin; öpüşme bir ağzın güzelliğine değil, ölümlü mukozadan olma dudakların nemli etine değer; cinsel birleşme bile basit bir temas, samimi bir sürtünmedir, ama gerçek bir e geçme, bir bedenle bir başkasının e geçmesi bile değil. Öyleyse neye sahibiz, evet, nedir sahip olduğumuz?
Yoksa duygularımız mı? En azından aşk, duygularımız aracılığıyla kendi kendimize sahip olmamızın bir yolu olabilir mi? H değilse var olma hayalimizi daha şiddetle, dolayısıyla daha parlak olarak hayal etmenin bir bimi midir? Ve en azından duygu söndükten sonra anısı sonsuza dek bizimle kalır, biz de işte böyle sahip olmuş oluruz...
Buna da aldanmayalım. Duygularımıza bile sahip değiliz. Hayır, hbir şey söyleme. İyi düşünecek olursak, anı, mazi duygusuna denir. Ve her duygu gibi, o da bir yanılsamadır...
– Dinle beni, bir daha dinle. Pencereden, çarşaf gibi uzanan nehrin karşı yakasına, uzaklarda, bir tren düdüğüyle bölünen alacakaranlığa bakmadan dinle. – Sessizce dinle beni...
Duyumlarımıza sahip değiliz. Duyumlarımızın aracılığıyla kendimize sahip olamayız.

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando PessoaHuzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa
Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
21 May 21:48 · Kitabı okuyor · Beğendi

Varoluşun bütünlüğünü ve düzenini birinci planda ancak sanat yansıtabilirdi. Ama bugün sanatın nasıl bir görünüm sergilediğini biliyoruz. Genel bir parçalanmışlık; herhangi bir bağlamdan yoksun aşırı uçlar. Yeni ve mekanize bir toplumsal ve duygusal yaşamın epopesini daha başlangıçta Stendhal, Balzac ve Flaubert yaratmışlardı, alt kesinlerden yükselen uyarı ise Dostoyevski, Strindberg ve Frued gözler önüne serdiler: Bizlere yani bugün yaşayanlara gelince, imizde sanki bütün bunlar bağlamında artık yapacak hbir şeyimiz kalmamış gibi derin bir duygu var.

Niteliksiz Adam 1, Robert Musil (Sayfa 334)Niteliksiz Adam 1, Robert Musil (Sayfa 334)