Yaşlandıkça daha az mutsuz olacağına inanırdın, çünkü o zaman üzülmek için gerekçelerin olacaktı. Daha genç olduğun için, iç sıkıntına karşı avunacak bir şey bulamıyordun, çünkü onun temelsiz olduğunu düşünüyordun.
Ama benim için intihar olumsuz bir şey değil. Aksine. İntiharın olması fikri bana hayata tahammül etme ve kendimi özgür hissetme imkanı veriyordu. Bir köle gibi değil, özgür bir insan gibi yaşadım.
Bir yıkıntı, rastlantı sonucu oluşmuş estetik bir nesnedir. Kuşkusuz, güzelleştirilmesi amaçlanmamıştır. Yıkıntı üretilmez, ona bakım yapılmaz. Yıkıntı aşağıya, yığına yönelmiştir. En güzel yanı çöküşe karşı ayakta kalan bölümüdür. İşte senin anın o ayakta kalan bölüm, bedeninse aşağıdaki yığın. Hayaletin belleğimde dimdik ayaktayken, iskeletin toprağın içinde çürüyor.
Aynı ilkel insanın büyülü kelimeler kullanarak bir varlığı başka bir varlığa çevirme gücünün olduğuna inanması gibi, biz de gölgeli bir biçimde, insanların düşünce ve huylarını uygun kelimeleri kullanarak değiştirebileceğimizi düşünüyoruz - üstelik bu anlayışın üstünkörülüğünü fark etmeden-.
Her yeni kuşak kendinden önceki nesil tarafından eğitilir, bu bakımdan kendinden sonra geleni değiştirebilmesi için önceki neslin kendisini de değiştirmesi gereklidir.