• 948 syf.
    ·9 günde·Beğendi·7/10
    Kanunlar ortaya çıktığı toplumun değerlerine uygun olmalı" diyor kitap. Bir çok noktada ülkemizde kanunlarla ilgili sorunların temelinde bu yatmaktadır. Düşünebiliriz ki Fransız ve İngiliz usulü laiklik anlayışı vardır. Biz neden Fransız usulü olanını aldık. Acaba İngiliz usulü laiklik anlayışı bize daha mı uygun olurdu? Bunları düşündürüyor kitap.

    Kanunların tıpkı insanlar gibi tecrübe üzerine kurulduğunu görüyoruz. Kitap Avrupa toplumunun üzerine kurulduğu hukukun ya da genel itibariyle değerlerin Antik Yunan Roma Ortadoğu ve Fransız İhtilali Avrupasındaki yaşananlar üzerine kurulu olduğunu görüyoruz. İnsanlığın tarih boyunca yaptığı fikri yolculuk Avrupa'yı bugün ki konumuna ulaştırırken bizlerin hala tarihin başlangıcı için Osmanlı'nın kuruluşunu veya İslam'ın gelişini almamız cahillikten öte körlüğümüzü de net bir şekilde göstermektedir.

    Oysa büyük tecrübe ve birikimlerle dolu bir tarihimiz var. Bu tarih ile hesaplaşmak yerine bundan faydalanmayı bilsek, tarihimizi çatışma alanı değil de birikim olarak görsek bugün konumumuz olağanüstü bir seviyede olabilirdi.

    Sosyal bilimciler adalet sistemi mensupları idareciler bu kitabı okumalı. Türkiye'de yeni kanunlar ve anayasa çalışmalarında bu şekildeki eserler dikkate alınmalı.
  • Profillerinde islamı simgeler ve isimler kullanıyorlar.


    Ama din maskesi altında dini alet ederek insanlara kadınlara kişilere Ataturkcu veya Ateist deist kim varsa saldırıyorlar. Her fırsatta bazen üstü kapalı şekilde ama çoğu zaman alanen hakaret aşağılama ve iftiralarda bulunarak insanları dinden imandan soğutuyorlar.

    Kendiler gibi düşünmeyenlerin hepsini din düşmanı gibi görüyorlar.

    Sorsan Islâmin güzelliklerini ve hoş görüsünü yaymaya göstermeye çalışıyor sevap kazanıyorlar ama hep en büyük zararı onlar veriyorlar.


    Çünkü güzellikleri hoş görüyü gösterip kazanmak yerine daha çok nefret ettiriyorlar. Bilinçaltın da hep olumsuz etki bırakıyorlar.