• Bakara Suresi, 190. ayet: Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.
    Bakara Suresi, 194. ayet: Haram ay, haram aya karşılıktır; hürmetler (de) karşılıklıdır. Öyleyse kim size saldırırsa, onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup-sakınanlarla beraberdir.
    Bakara Suresi, 216. ayet: Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
    Bakara Suresi, 218. ayet: Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
    Bakara Suresi, 246. ayet: Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.
    Al-i İmran Suresi, 157. ayet: Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah'tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır.
    Al-i İmran Suresi, 195. ayet: Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: "Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah Katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun Katındadır."
    Al-i İmran Suresi, 200. ayet: Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah'tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.
    Nisa Suresi, 71. ayet: Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.
    Nisa Suresi, 74. ayet: Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.
    Nisa Suresi, 75. ayet: Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?
    Nisa Suresi, 76. ayet: İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.
    Nisa Suresi, 77. ayet: Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."
    Nisa Suresi, 84. ayet: Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.
    Nisa Suresi, 89. ayet: Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı.
    Nisa Suresi, 95. ayet: Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.
    Nisa Suresi, 101. ayet: Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
    Nisa Suresi, 102. ayet: İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
    Nisa Suresi, 104. ayet: (Düşmanınız olan) Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Enfal Suresi, 15. ayet: Ey iman edenler, toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).
    Enfal Suresi, 16. ayet: Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında- arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o.
    Enfal Suresi, 39. ayet: Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.
    Enfal Suresi, 45. ayet: Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız.
    Enfal Suresi, 60. ayet: Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.
    Enfal Suresi, 65. ayet: Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kafirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
    Enfal Suresi, 66. ayet: Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
    Enfal Suresi, 67. ayet: Hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Tevbe Suresi, 14. ayet: Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.
    Tevbe Suresi, 16. ayet: Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
    Tevbe Suresi, 19. ayet: Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
    Tevbe Suresi, 20. ayet: İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
    Tevbe Suresi, 24. ayet: De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
    Tevbe Suresi, 25. ayet: Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip-gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.
    Tevbe Suresi, 26. ayet: (Bundan) Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve inkar edenleri azaplandırdı. Bu, inkarcıların cezasıdır.
    Tevbe Suresi, 29. ayet: Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.
    Tevbe Suresi, 38. ayet: Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.
    Tevbe Suresi, 39. ayet: Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azapla azaplandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, herşeye güç yetirendir.
    Tevbe Suresi, 41. ayet: Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
    Tevbe Suresi, 42. ayet: Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
    Tevbe Suresi, 46. ayet: Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.
    Tevbe Suresi, 47. ayet: Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Allah, zulmedenleri bilir.
    Hac Suresi, 39. ayet: Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir.
    Hac Suresi, 40. ayet: Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır.
    Hac Suresi, 78. ayet: Allah adına gerektiği gibi mücadele edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
    Ankebut Suresi, 69. ayet: Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
    Muhammed Suresi, 4. ayet: Öyleyse, inkar edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz.
    Muhammed Suresi, 7. ayet: Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslama ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.
    Muhammed Suresi, 20. ayet: İman edenler, derler ki: "(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):
    Muhammed Suresi, 35. ayet: Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin. Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez.
    Fetih Suresi, 16. ayet: Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) Müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azap ile azaplandırır."
    Fetih Suresi, 17. ayet: Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azap ile azaplandırır.
    Fetih Suresi, 22. ayet: Kafir olanlar, sizinle savaşmış olsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yardımcı bulamazlardı.
    Fetih Suresi, 25. ayet: Ki onlar, inkar ettiler, sizi Mescid-i Haram'dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanları), yerlerine varmaktan alıkoydular. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü'min erkekler ve mü'min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla darmadağın edip de bu yüzden size 'dayanılmaz bir sıkıntı' dokunmayacak olsaydı (o zaman durum farklı olurdu. Durumunun böyle olması,) Allah'ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (karışık yaşayan mü'minler), seçilip ayrılmış olsalardı, muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azap ile azaplandırırdık.
    Hucurat Suresi, 9. ayet: Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.
    Mümtehine Suresi, 8. ayet: Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.
    Mümtehine Suresi, 9. ayet: Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir.
    Mümtehine Suresi, 11. ayet: Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisi'ne iman ettiğiniz Allah'tan sakının.
    Saff Suresi, 4. ayet: Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.
    Saff Suresi, 11. ayet: Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda mücadele edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.
    Tahrim Suresi, 9. ayet: Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.
  • Bakara Suresi, 54. ayet: Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca Yaratan(gerçek İlah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, Yaratıcınız Katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
    Bakara Suresi, 57. ayet: Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar Bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.
    Bakara Suresi, 87. ayet: Andolsun, Biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?
    Bakara Suresi, 90. ayet: Allah'ın kullarından, dilediğine Kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.
    Bakara Suresi, 102. ayet: Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak şeytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkar etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi.
    Bakara Suresi, 109. ayet: Kitap Ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi inkara döndürmek arzusunu duydular. Fakat, Allah'ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara ne sözle, ne de eylemle) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.
    Bakara Suresi, 130. ayet: Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de o salihlerdendir.
    Bakara Suresi, 187. ayet: Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar.
    Bakara Suresi, 207. ayet: İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.
    Bakara Suresi, 231. ayet: Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim böyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah'ın size verdiği nimeti ve size öğüt olarak indirdiği Kitabı ve hikmeti anın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah herşeyi bilendir.
    Bakara Suresi, 286. ayet: Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."
    Al-i İmran Suresi, 25. ayet: Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda ve her bir nefse -haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak?
    Al-i İmran Suresi, 30. ayet: Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah, sizi Kendisi'nden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.
    Al-i İmran Suresi, 69. ayet: Kitap Ehlinden bir grup, sizi şaşırtıp saptırmayı arzuladı; fakat onlar ancak kendi nefislerini şaşırtıp-saptırırlar da şuuruna varmazlar.
    Al-i İmran Suresi, 117. ayet: Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.
    Al-i İmran Suresi, 135. ayet: Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.
    Al-i İmran Suresi, 145. ayet: Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.
    Al-i İmran Suresi, 161. ayet: Hiçbir peygambere, emanete ihanet yaraşmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
    Al-i İmran Suresi, 185. ayet: Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
    Nisa Suresi, 1. ayet: Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.
    Nisa Suresi, 29. ayet: Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız 'nedenler ve yollarla' (batılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir.
    Nisa Suresi, 63. ayet: İşte bunların, Allah kalplerinde olanı bilmektedir. O halde sen, onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara nefislerine ilişkin açık ve etkileyici söz söyle.
    Nisa Suresi, 64. ayet: Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.
    Nisa Suresi, 97. ayet: Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerede idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?
    Nisa Suresi, 107. ayet: Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana mücadeleye girişme. Hiç şüphesiz Allah, ihanette ilerlemiş günahkarı sevmez.
    Nisa Suresi, 110. ayet: Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.
    Nisa Suresi, 111. ayet: Kim bir günah kazanırsa, o ancak kendi nefsi aleyhinde onu kazanmıştır. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Nisa Suresi, 113. ayet: Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah, sana kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah'ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür.
    Nisa Suresi, 128. ayet: Eğer bir kadın, kocasının nüşuzundan veya ondan yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, barış ile aralarını bulup düzeltmekte ikisi için sakınca yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
    Maide Suresi, 30. ayet: Sonunda nefsi ona kardeşini öldürmeyi (tahrik edip zevkli göstererek) kolaylaştırdı; böylece onu öldürdü, bu yüzden hüsrana uğrayanlardan oldu.
    Maide Suresi, 32. ayet: Bu nedenle, İsrailoğulları'na şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.
    Maide Suresi, 52. ayet: İşte kalplerinde hastalık olanları: "Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya Katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır.
    Maide Suresi, 70. ayet: Andolsun, Biz İsrailoğulları'ndan kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.
    Maide Suresi, 80. ayet: Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır.
    Maide Suresi, 105. ayet: Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.
    En'am Suresi, 12. ayet: De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah'ındır." O, rahmeti Kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.
    En'am Suresi, 26. ayet: Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler.
    En'am Suresi, 70. ayet: Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azap vardır.
    En'am Suresi, 98. ayet: O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık.
    En'am Suresi, 130. ayet: Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: "Nefislerimize karşı şehadet ederiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şehadet ettiler.
    En'am Suresi, 152. ayet: "Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz."
    En'am Suresi, 164. ayet: De ki: "O, herşeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiçbir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
    Araf Suresi, 9. ayet: Kimin tartıları hafif kalırsa, bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden dolayı nefislerini hüsrana uğratanlardır.
    Araf Suresi, 23. ayet: Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."
    Araf Suresi, 160. ayet: Biz onları (İsrailoğulları'nı) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: "Asan'la taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.
    Araf Suresi, 172. ayet: Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) Onlar: "Evet (Rabbimiz'sin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.
    Araf Suresi, 177. ayet: Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin örneği ne kötüdür.
    Araf Suresi, 189. ayet: O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."
    Araf Suresi, 192. ayet: Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.
    Tevbe Suresi, 42. ayet: Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
    Tevbe Suresi, 70. ayet: Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
    Tevbe Suresi, 118. ayet: (Savaştan) Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı). Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O'nun dışında (yine) Allah'tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar. Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
    Tevbe Suresi, 120. ayet: Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
    Yunus Suresi, 15. ayet: Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım."
    Yunus Suresi, 30. ayet: İşte orada, her nefis önceden yaptıklarıyla imtihana çekilmiş olacak ve onlar asıl-gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup uzaklaşacaklar.
    Yunus Suresi, 44. ayet: Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.
    Yunus Suresi, 54. ayet: Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.
    Yunus Suresi, 108. ayet: De ki: "Ey insanlar, şüphesiz size Rabbinizden hak gelmiştir. Kim hidayet bulursa, o ancak kendi nefsi için hidayet bulmuştur. Kim saparsa, o da, kendi aleyhine sapmıştır. Ben sizin üzerinizde bir vekil değilim."
    Hud Suresi, 31. ayet: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum. Melek olduğumu söylemiyorum ve gözlerinizin aşağılık gördüklerine, Allah kesin olarak bir hayır vermez de demiyorum. Nefislerinde olanı Allah daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini yaparsam) gerçekten o zaman zalimlerdenim (demek)dir."
    Hud Suresi, 101. ayet: Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiçbir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' arttırmaktan başka bir işe yaramadı.
    Yusuf Suresi, 18. ayet: Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (Kendisi'nden) yardım istenecek olan Allah'tır."0
    Yusuf Suresi, 30. ayet: Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.
    Yusuf Suresi, 32. ayet: Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."
    Yusuf Suresi, 51. ayet: (Hükümdar topladığı o kadınlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, haşa" dediler. "Biz ondan hiçbir kötülük görmedik." Aziz (Vezir)in de karısı dedi ki: "İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir."
    Yusuf Suresi, 53. ayet: "(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir."
    Yusuf Suresi, 68. ayet: Babalarının kendilerine emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
    Yusuf Suresi, 83. ayet: (Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın Kendisi'dir."
    Ra'd Suresi, 11. ayet: O'nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri vardır, onu Allah'ın emriyle gözetip-korumaktadırlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz. Allah bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onu geri çevirmeye hiçbir (biçimde imkan) yoktur; onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.
    Ra'd Suresi, 33. ayet: Her nefsin bütün kazandıkları üzerinde gözetici olana mı (baş kaldırılır?) Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Bunları adlandırın (bakalım). Yoksa siz yeryüzünde bilmeyeceği bir şeyi O'na haber mi veriyorsunuz? Yoksa sözün zahirine (veya boş ve süslü olanına)mi (kanıyorsunuz)? Hayır, inkar edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar (doğru) yoldan alıkonulmuşlardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
    Ra'd Suresi, 42. ayet: Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.
    İbrahim Suresi, 45. ayet: Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerleştikleri yerlerde oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı ve size örnekler vermiştik.
    İbrahim Suresi, 51. ayet: (Bu azap,) Allah'ın her nefsi kendi kazandığıyla cezalandırması içindir. Şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk görendir.
    Nahl Suresi, 28. ayet: Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir.
    Nahl Suresi, 33. ayet: (Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
    Nahl Suresi, 72. ayet: Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
    Nahl Suresi, 89. ayet: Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
    Nahl Suresi, 111. ayet: O gün, herkes kendi nefsi adına mücadele eder ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlar zulme uğratılmazlar.
    Nahl Suresi, 118. ayet: Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
    İsra Suresi, 14. ayet: "Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter."
    İsra Suresi, 15. ayet: Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiçbir topluma) azap edecek değiliz.
    Kehf Suresi, 35. ayet: Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi (ve): "Bunun sonsuza kadar kuruyup-yok olacağını sanmıyorum" dedi.
    Kehf Suresi, 51. ayet: Göklerin ve yerin yaratılışında da, kendi nefislerinin yaratılışında da Ben onları şahid tutmadım. Ben, saptırıcıları yardımcı-güç de edinmedim.
    Taha Suresi, 96. ayet: Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."
    Enbiya Suresi, 35. ayet: Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz.
    Enbiya Suresi, 43. ayet: Yoksa Bize karşı kendilerini, engelleyerek koruyabilecek ilahları mı var? Onların kendi nefislerine bile yardıma güçleri yetmez ve onlar Bizden yakınlık bulamazlar.
    Enbiya Suresi, 47. ayet: Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz.
    Enbiya Suresi, 102. ayet: Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.
    Mü'minun Suresi, 103. ayet: Kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır.
    Nur Suresi, 12. ayet: Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?
    Furkan Suresi, 3. ayet: O'nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
    Furkan Suresi, 21. ayet: Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz'i görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
    Neml Suresi, 92. ayet: "Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım."
    Kasas Suresi, 16. ayet: Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece (Allah) onu bağışladı. Şüphesiz. O, bağışlayandır, esirgeyendir.
    Ankebut Suresi, 6. ayet: Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.
    Ankebut Suresi, 40. ayet: İşte Biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
    Ankebut Suresi, 57. ayet: Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra Bize döndürüleceksiniz.
    Rum Suresi, 8. ayet: Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.
    Rum Suresi, 9. ayet: Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
    Rum Suresi, 21. ayet: Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
    Rum Suresi, 28. ayet: Size kendi nefislerinizden bir örnek verdi: "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerde, sağ ellerinizin malik olduklarınızdan, sizinle eşit olup kendi kendinizden korktuğunuz gibi kendilerinden de korktuğunuz (veya çekinip saygı duyduğunuz) ortaklar var mıdır? "İşte Biz, aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
    Secde Suresi, 13. ayet: Eğer Biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım."
    Secde Suresi, 17. ayet: Artık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez.
    Ahzab Suresi, 6. ayet: Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitab'ında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitap'ta yazılmış bulunmaktadır.
    Ahzab Suresi, 37. ayet: Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
    Sebe Suresi, 19. ayet: Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.
    Sebe Suresi, 50. ayet: De ki: "Eğer ben sapacak olsam, artık kendi nefsim aleyhine sapmış olurum; eğer hidayeti bulacak olsam, bu da Rabbimin bana vahyetmekte olduğu (Kur'an) sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakın olandır."
    Fatır Suresi, 8. ayet: Kötü olarak işledikleri kendisine çekici-süslü kılınıp da onu güzel gören mi (Allah Katında kabul görecek)? Artık şüphesiz Allah, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete eriştirir. Öyleyse, onlara karşı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin. Gerçekten Allah, yaptıklarını bilendir.
    Fatır Suresi, 18. ayet: Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez. Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır.
    Fatır Suresi, 32. ayet: Sonra Kitab'ı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.
    Yasin Suresi, 36. ayet: Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir.
    Saffat Suresi, 113. ayet: Ona ve İshak'a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.
    Zümer Suresi, 6. ayet: Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?
    Zümer Suresi, 70. ayet: Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi. O, onların işlediklerini daha iyi bilendir.
    Mü'min Suresi, 10. ayet: Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: "Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz.
    Mü'min Suresi, 17. ayet: Bugün her bir nefis, kendi kazandığıyla karşılık görür. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı seri görendir.
    Fussilet Suresi, 31. ayet: "Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir."
    Fussilet Suresi, 53. ayet: Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Herşeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?
    Şura Suresi, 11. ayet: O, göklerin ve yerin Yaratıcısı'dır. Size kendi nefislerinizden eşler, davarlardan da çiftler var etti. Sizleri bu tarzda türetip-yayıyor. O'nun benzeri gibi olan hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.
    Şura Suresi, 45. ayet: Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azap içindedirler.
    Zuhruf Suresi, 71. ayet: "Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız."
    Casiye Suresi, 22. ayet: Allah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı; öyle ki, her nefis kazandıklarıyla karşılık görsün. Onlara zulmedilmez.
    Muhammed Suresi, 38. ayet: İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar.
    Hucurat Suresi, 11. ayet: Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
    Kaf Suresi, 16. ayet: Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
    Kaf Suresi, 21. ayet: (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
    Zariyat Suresi, 21. ayet: Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?
    Necm Suresi, 23. ayet: Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
    Hadid Suresi, 22. ayet: Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.
    Haşr Suresi, 9. ayet: Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
    Haşr Suresi, 19. ayet: Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir.
    Tegabün Suresi, 16. ayet: Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
    Talak Suresi, 1. ayet: Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur.
    Talak Suresi, 7. ayet: Geniş-imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir.
    Müzzemmil Suresi, 20. ayet: Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah Katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
    Müddesir Suresi, 38. ayet: Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.
    Kıyamet Suresi, 2. ayet: Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
    Kıyamet Suresi, 14. ayet: Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir.
    Nazi'at Suresi, 40. ayet: Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa,
    Tekvir Suresi, 7. ayet: Nefisler, birleştiği zaman,
    Tekvir Suresi, 14. ayet: (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir.
    İnfitar Suresi, 5. ayet: (Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir.
    İnfitar Suresi, 19. ayet: Hiçbir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah'ındır.
    Tarık Suresi, 4. ayet: Üzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur.
    Fecr Suresi, 27. ayet: Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,
    Şems Suresi, 7. ayet: Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',
  • Tesettür
    BİRİNCİ HİKMET:

    Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor. Çünki kadınlar hilkaten zaîf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale maruz kalmamak için, fıtrî bir meyli var. Hem kadınların on adedden altı-yedisi ya ihtiyardır, ya çirkindir ki; ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır; kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar, taarruza maruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan ihtiyarlardır. Ve on adedden ancak iki-üç tanesi bulunabilir ki; hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın. Malûmdur ki; insan sevmediği ve istiskal ettiği adamların nazarından sıkılır, müteessir olur. Elbette açık-saçıklık kıyafetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskal eder. Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve seriü't-teessür olduğundan, maddeten tesiri tecrübe edilen belki semlendiren pis nazarlardan elbette sıkılır. Hattâ işitiyoruz; açık-saçıklık yeri olan Avrupa'da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, "Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar" diye polislere şekva ediyorlar. Demek medeniyetin ref'-i tesettürü, hilaf-ı fıtrattır. Kur'an'ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymetdar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan, zilletten ve manevî esaretten ve sefaletten kurtarıyor.

    Hem kadınlarda, ecnebi erkeklere karşı fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten tesettürü iktiza ediyor. Çünki sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmet ile çekmekle beraber, hamisiz bir veledin terbiyesiyle sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belasını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vaki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettür ile nâmahremin iştihasını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zaîf hilkatı emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kal'ası çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmuatıma göre: Merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor!..



    İKİNCİ HİKMET:

    Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alâka; yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır. Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayattır; elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı başkasının nazarını kendi mehasinine celbetmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. Madem mü'min olan kocası, sırr-ı imana binaen onun ile alâkası hayat-ı dünyeviyeye münhasır ve yalnız hayvanî ve güzellik vaktine mahsus muvakkat bir muhabbet değil; belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat noktasında esaslı ve ciddî bir muhabbetle, bir hürmetle alâkadardır. Hem yalnız gençliğinde ve güzellik zamanında değil, belki ihtiyarlık ve çirkinlik vaktinde dahi o ciddî hürmet ve muhabbeti taşıyor. Elbette ona mukabil, o da kendi mehasinini onun nazarına tahsis ve muhabbetini ona hasretmesi mukteza-yı insaniyettir. Yoksa pek az kazanır, fakat pek çok kaybeder.

    Şer'an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münasib olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimmi diyanet noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki; kadınının diyanetine bakıp taklid eder, refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

    Bahtiyardır o kadın ki; kocasının diyanetine bakıp "ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim" diye takvaya girer.

    Veyl o erkeğe ki; sâliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer. Ne bedbahttır o kadın ki; müttaki kocasını taklid etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.

    Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki; birbirinin fıskını ve sefahetini taklid ediyorlar. Birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar!..



    ÜÇÜNCÜ HİKMET:

    Bir ailenin saadet-i hayatiyesi; koca ve karı mabeyninde bir emniyet-i mütekabile ve samimî bir hürmet ve muhabbetle devam eder. Tesettürsüzlük ve açık-saçıklık, o emniyeti bozar, o mütekabil hürmet ve muhabbeti de kırar. Çünki açık-saçıklık kılığına giren on kadından ancak bir tanesi bulunur ki, kocasından daha güzeli görmediğinden, kendini ecnebiye sevdirmeye çalışmaz. Dokuzu, kocasından daha iyisini görür. Ve yirmi adamdan ancak bir tanesi, karısından daha güzelini görmüyor. O vakit o samimî muhabbet ve hürmet-i mütekabile gitmekle beraber, gayet çirkin ve gayet alçakça bir his uyandırmaya sebebiyet verebilir. Şöyle ki: İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehevanî his taşıyamıyor. Çünki mahremlerin sîmaları, karabet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşruayı ihsas ettiği cihetle; nefsî, şehevanî temayülatı kırar. Fakat bacaklar gibi şer'an mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açık-saçık bırakmak, süflî nefislere göre gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünki mahremin sîması mahremiyetten haber verir ve nâmahreme benzemez. Fakat meselâ açık bacak, mahremin gayrıyla müsavidir. Mahremiyeti haber verecek bir alâmet-i farikası olmadığından, hayvanî bir nazar-ı hevesi, bir kısım süflî mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukut-u insaniyettir!..



    DÖRDÜNCÜ HİKMET:

    Malûmdur ki; kesret-i nesil herkesçe matlubdur. Hiçbir millet ve hükûmet yoktur ki, kesret-i tenasüle tarafdar olmasın. Hattâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
    ﺗَﻨَﺎﻛَﺤُﻮﺍ ﺗَﻜَﺎﺛَﺮُﻭﺍ ﻓَﺎِﻧِّﻰ ﺍُﺑَﺎﻫِﻰ ﺑِﻜُﻢُ ﺍﻟْﺎُﻣَﻢَ

    -ev kema kal- Yani: "İzdivaç ediniz; çoğalınız. Ben kıyamette, sizin kesretinizle iftihar edeceğim." Halbuki tesettürün ref'i, izdivacı teksir etmeyip, çok azaltıyor. Çünki en serseri ve asrî bir genç dahi, refika-i hayatını namuslu ister. Kendi gibi asrî, yani açık-saçık olmasını istemediğinden bekâr kalır, belki de fuhşa sülûk eder. Kadın öyle değil, o derece kocasını inhisar altına alamaz. Çünki kadının -aile hayatında müdür-ü dâhilî olmak haysiyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan- en esaslı hasleti sadakattır, emniyettir. Açık-saçıklık ise bu sadakatı kırar, kocası nazarında emniyeti kaybeder, ona vicdan azabı çektirir. Hattâ erkeklerde iki güzel haslet olan cesaret ve sehavet kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadakata zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir, kötü haslet sayılırlar. Fakat kocasının vazifesi, ona hazinedarlık ve sadakat değil, belki himayet ve merhamet ve hürmettir. Onun için, o erkek inhisar altına alınmaz. Başka kadınları da nikâh edebilir.

    Memleketimiz Avrupa'ya kıyas edilmez. Çünki orada düello gibi çok şiddetli vasıtalarla açık-saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. İzzet-i nefis sahibi birisinin karısına pis nazarla bakan, boynuna kefenini takar, sonra bakar. Hem memalik-i bâride olan Avrupa'daki tabiatlar, o memleket gibi bârid ve camiddirler. Bu Asya, yani Âlem-i İslâm kıt'ası, ona nisbeten memalik-i harredir. Malûmdur ki; muhitin, insanın ahlâkı üzerinde tesiri vardır. O bârid memlekette, soğuk insanlarda hevesat-ı hayvaniyeyi tahrik etmek ve iştihayı açmak için açık-saçıklık, belki çok sû'-i istimalâta ve israfata medar olmaz. Fakat seriü't-teessür ve hassas olan memalik-i harredeki insanların hevesat-ı nefsaniyesini mütemadiyen tehyic edecek açık-saçıklık, elbette çok sû'-i istimalâta ve israfata ve neslin za'fiyetine ve sukut-u kuvvete sebebdir. Bir ayda veya yirmi günde ihtiyac-ı fıtrîye mukabil, her birkaç günde kendini bir israfa mecbur zanneder. O vakit, her ayda onbeş gün kadar hayız gibi ârızalar münasebetiyle kadından tecennüb etmeye mecbur olduğundan, nefsine mağlub ise fuhşiyata da meyleder.

    Şehirliler; köylülere, bedevilere bakıp tesettürü kaldıramaz. Çünki köylerde, bedevilerde, derd-i maişet meşgalesiyle ve bedenen çalışmak ve yorulmak münasebetiyle, hem şehirlilere nisbeten nazar-ı dikkati az celbeden masume işçi ve bir derece kaba kadınların kısmen açık olmaları, hevesat-ı nefsaniyeyi tehyice medar olamadığı gibi; serseri ve işsiz adamlar az bulunduğundan, şehirdeki mefasidin onda biri onlarda bulunmaz. Öyle ise onlara kıyas edilmez.
  • B> Tekrar hoşgeldin Aşkım, tapınağı beğendin mi? Senin için yaptırdım. Haftasonu için Portofino'daki evimize gitmek istermisin?
    V> Neden geri geldiğimi anlamıyor musun? Seni boşamak için geldim!
    B> Bu solcu gazetelerin saçmalıklarına inanmıyorsun değil mi? Bunların beni yoketmek için bir plan olduğunu görmüyor musun?
    V> Solcular sadece seni boş bıraktı. En büyük hataları bu! Şimdi erkek olmaya çalış palyaço değil. Televizyonda değilsin sadece sen ve ben varız. Sadece bir karı koca ilişkilerinin en acı verici anındalar, başarısızlık anı. Sadece seninle evlilik hayatıma perde çekmek için geri döndüm. Sen hasta bir adamsın. Psikiyatrik yardım alman gerekiyor.
    B> Ne diyorsun sen, yeter lütfen aşırı duygusallaştın.
    V> Daha az duygusal olayım o halde. Yaşı tutmayanlarla yatan bir adam. Bir baba nedir sence. Evi, ona şantaj yapan fahişelerle dolduran bir Başkan nedir? Daha az mı duygusal oldu bu ne dersin?
    B> Burboni'nin seni tiyatroda gördüğünde ne dediğini hatırlıyor musun? İyiydin canım, ama hiçbir şey duyamamama yazık oldu.
    V> Bu beni gücendirmiyor. Asla iyi bir oyuncu değildim, bunu biliyorum
    B> Oyuncu olmakla kalmıyordun sende fıstıklardandın, ama o zaman onlara öyle denmiyordu.
    V> Pekala şunu unutma, bu kadın, bu zamana kadar üç tane çocuğunun annesi oldu.
    B> Senin ne olduğuna bak, belki de bu yüzden bir arkadaşlık istemişimdir.
    V> Ne yapacaksın kadın kocasına bakmıyor diye küçükler ve fahişelerle mi olacaksın. Sefil durumdasın. Kadınları sevdiğin için değil. Yapacağın daha iyi şeyler olduğu ve yapmadığın için. Ülkene yardım etme fırsatın vardı ama etmedin hiç umurunda olmadı. Eğer bir tanrı varsa asla seni affetmeyecek asla.
    Devlet adamı olmak istedin, Cumhuriyetin Başkanı olmak için can attın ama yine de bir satışcıdan fazlası değilsin. Gençken birşeyler satardın. Başbakan olunca ruhunu sattın. İtalyan kültürünü, insanların umutlarını, gururunu sattın ve beni sattın.
    B> Seni mi sattım? Seni dünyanın merkezine koydum. O dünya seni unutmak üzereydi, hatta adını bile hiç öğrenememişti. Sırf üç çocuk büyüttün diye bunları bana söylemeye hakkın mı var sanıyorsun. Benim kim olduğumu ortaya serdiğine göre bende seni anlatayım istersen. Sende canlılıktan eser yok, soğuk ve resmisin, dayanılmaz kurallarla dolu bir dünya kurdun. Gülmeden önce gülmek doğrumu diye soruyorsun; bu nasıl bir hayat söyler misin? Benim kurallarım olmayabilir ama en azından yaşıyorum. Sonunda hayatın sunduğu fırsatları yakaladım diyebileceğim. Ama sen hep uzun ve acı verici sorumluluklarla dolu birşey gibi gördün; her zaman; işte bu çok üzücü, benim tavrımdan çok daha üzücü, hiç gerçek bir uyaranın yok, o uğraştığın tapınaklar, heykeller hepsi saçmalık, hayatla olduğu yüzleşmeyi reddeden birinin illüzyonu, hayatın pislik ve utançla dolu olduğu gerçeğinden kaçabilmeni sağlayan şey işte benim paramdı. Ama ben ailemiz için ellerimi kirlettim ve bunu bu ülkedeki herkesten daha iyi yaptım. Maddi ve siyasi imparatorluk kurdum.
    V> Bize ve kendine ne kadar iyi olduğunu anlatmaya bir ömür verdin. Bu kadar yeter başka ne var biliyor musun, bu doğru değil. Söylediğin kadar becerikli değilsin, işadamı olarak yeteneğin hayatın boyunca üçkağıt yapmaktan ibaret.
    B> Gerçekten çok safsın burdaki ve dünyadaki işadamlarının ne yaptığını sanıyorsun? Benim dışımda hepsinin dürüstlük abidesi mi olduğunu sanıyorsun? Sana yaşadığın fanusun içine hiç sızmayan gerçeği söyleyeyim mi? Hepsi benim gibi, hepsi! Hepsi ya engellerin etrafından dolanır, ya da onları yıkar geçer. Ama ben diğerlerinden daha iyi yaptım.
    V> Sen sadece ölmekten korkan bir çocuksun! Ama sana karşı tamamen dürüst olmak benim görevim. İyi değilsin.. Kirli işlerini halleden, senin yerine hapsi boylayan arkadaşların sayesinde hayatta kalmayı başardın, ve sevgili tv kanalların.. Seni hayalkırıklığına uğratmak istemezdim ama bir buluş yapamadın sen, sadece proğramları promosyon, reklam, pembe dizilerle, açık saçık şovlarla, ucuz filmler, salakça bilgi yarışmalarıyla şişirdin. Sürekli böbürleniyorsun ama sandığından daha ucuz birisin sen.
    B> Bunca yıldır hiçbir özelliğim olmadığını mı düşünüyordun? Neden o zaman bunca zaman benimle kaldın.
    V> Sen ve aptal kafadarlarınız bu ülkede hükmettiğiniz tek şey; seks budalalığınız ve zulanızı korumak.
    B> Şimdi boşanıyoruz ve zulamla ilgilenmiyor musun? Öylece çekip gidecek misin?
    V> Çocuklarımı düşünmem gerek.
    B> Ayrılık söz konusu olduğunda bir kadının en büyük savunması bu işte! Soruma cevap ver?
    V> Sana acıyorum! Sana ve arkadaşlarına, Toto ve Pepino filminden fırlamış gibisiniz! Kırsal kesimden, yastık altından paranızla gelip züppece konuşuyorsunuz ve seksi kızlarla tanışmak için salyalarınızı akıtıyorsunuz! Siz bu sunuz işte! Modern olmaya çalışan aynı komik karakterlersiniz işte!
    B> Cevap vermedin hala canım! Bir özelliğim olmadığını düşünüyorsan bunca zaman neden benimle birlikte oldun? Neden! hadi söyle?
    V> Sen..! bir kere olsun; cevapla hadi! Senin servetin nerden geldi, söyle nerden geldi?
    B> Başlamam için babam 30 Milyon Liret vermişti bana...
    V> Bu doğru değil! 113 Milyon Liretti, bu paranın nereden geldiğini asla kimse çözemedi.
    B> Sessiz kalma hakkımı kullanacağım.
    V> Ben yargıç değilim. Benim için cevap verdin bile..
    B> Ama sen vermedin!
    V> Asla kendini açık etmiyorsun bana bile.. Sen upuzun kesintisiz gösteri gibisin.
    B> Peki ya sen seninki de bir gösteri değil mi? Tatlı küçük bir kıza aşık oldum. O sağlıklı, kafası hayallerle dolu kızdan geriye ne kaldı? Hiç anlamadığım havalara giriyorsun, bana karşı sürekli mesafelisin, aksisin ve resmisin. Kendimi açık etmediğim doğru. Ama sen.. Artık seni tanıyamıyorum.
    V> O kızdan geriye ne kaldı bilmek ister misin? Hiçbir şey! Hiçbir şey kalmadı! Ben yaşlandım ve kötü yaşlandım.
    B> Bu benim suçum öyle mi?
    V> Öyle demedim.
    B> Lütfen cevap ver neden bunca zaman benimle birlikte kaldın?
    V> Çünkü sana aşıktım. Senin özelliğin buydu beni aşık etmiştin.

    LORO
    (2019 Movie, B=Berlusconi ; V=Veronica, eşi)
  • Bakara Suresi, 190. ayet: Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.
    Bakara Suresi, 194. ayet: Haram ay, haram aya karşılıktır; hürmetler (de) karşılıklıdır. Öyleyse kim size saldırırsa, onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup-sakınanlarla beraberdir.
    Bakara Suresi, 216. ayet: Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
    Bakara Suresi, 218. ayet: Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
    Bakara Suresi, 246. ayet: Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.
    Al-i İmran Suresi, 157. ayet: Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah'tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır.
    Al-i İmran Suresi, 195. ayet: Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: "Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah Katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun Katındadır."
    Al-i İmran Suresi, 200. ayet: Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah'tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.
    Nisa Suresi, 71. ayet: Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.
    Nisa Suresi, 74. ayet: Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.
    Nisa Suresi, 75. ayet: Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?
    Nisa Suresi, 76. ayet: İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.
    Nisa Suresi, 77. ayet: Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."
    Nisa Suresi, 84. ayet: Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.
    Nisa Suresi, 89. ayet: Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı.
    Nisa Suresi, 95. ayet: Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.
    Nisa Suresi, 101. ayet: Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
    Nisa Suresi, 102. ayet: İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
    Nisa Suresi, 104. ayet: (Düşmanınız olan) Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Enfal Suresi, 15. ayet: Ey iman edenler, toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).
    Enfal Suresi, 16. ayet: Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında- arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o.
    Enfal Suresi, 39. ayet: Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.
    Enfal Suresi, 45. ayet: Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız.
    Enfal Suresi, 60. ayet: Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.
    Enfal Suresi, 65. ayet: Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kafirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
    Enfal Suresi, 66. ayet: Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
    Enfal Suresi, 67. ayet: Hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Tevbe Suresi, 14. ayet: Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.
    Tevbe Suresi, 16. ayet: Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
    Tevbe Suresi, 19. ayet: Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
    Tevbe Suresi, 20. ayet: İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.
    Tevbe Suresi, 24. ayet: De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
    Tevbe Suresi, 25. ayet: Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip-gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.
    Tevbe Suresi, 26. ayet: (Bundan) Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve inkar edenleri azaplandırdı. Bu, inkarcıların cezasıdır.
    Tevbe Suresi, 29. ayet: Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.
    Tevbe Suresi, 38. ayet: Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.
    Tevbe Suresi, 39. ayet: Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azapla azaplandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, herşeye güç yetirendir.
    Tevbe Suresi, 41. ayet: Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
    Tevbe Suresi, 42. ayet: Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
    Tevbe Suresi, 46. ayet: Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.
    Tevbe Suresi, 47. ayet: Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Allah, zulmedenleri bilir.
    Hac Suresi, 39. ayet: Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir.
    Hac Suresi, 40. ayet: Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır.
    Hac Suresi, 78. ayet: Allah adına gerektiği gibi mücadele edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
    Ankebut Suresi, 69. ayet: Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
    Muhammed Suresi, 4. ayet: Öyleyse, inkar edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz.
    Muhammed Suresi, 7. ayet: Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslama ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.
    Muhammed Suresi, 20. ayet: İman edenler, derler ki: "(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):
    Muhammed Suresi, 35. ayet: Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin. Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez.
    Fetih Suresi, 16. ayet: Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) Müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azap ile azaplandırır."
    Fetih Suresi, 17. ayet: Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azap ile azaplandırır.
    Fetih Suresi, 22. ayet: Kafir olanlar, sizinle savaşmış olsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yardımcı bulamazlardı.
    Fetih Suresi, 25. ayet: Ki onlar, inkar ettiler, sizi Mescid-i Haram'dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanları), yerlerine varmaktan alıkoydular. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü'min erkekler ve mü'min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla darmadağın edip de bu yüzden size 'dayanılmaz bir sıkıntı' dokunmayacak olsaydı (o zaman durum farklı olurdu. Durumunun böyle olması,) Allah'ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (karışık yaşayan mü'minler), seçilip ayrılmış olsalardı, muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azap ile azaplandırırdık.
    Hucurat Suresi, 9. ayet: Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.
    Mümtehine Suresi, 8. ayet: Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.
    Mümtehine Suresi, 9. ayet: Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir.
    Mümtehine Suresi, 11. ayet: Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisi'ne iman ettiğiniz Allah'tan sakının.
    Saff Suresi, 4. ayet: Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.
    Saff Suresi, 11. ayet: Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda mücadele edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.
    Tahrim Suresi, 9. ayet: Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.
  • KİTAP LİSTESİ



    AD YAYINLARI

    Feministlere Masallar - Maeve Binchy




    AFA YAYINLARI

    Agorafobi: Eviyle Evli Kadınlar – Robert Seidenberg , Karen Decrow




    AGORA YAYINLARI

    Dans Edemeyeceksem Bu Devrim Benim Devrimim Değildir – Emma Goldmann

    Dünyanın Kökeni: Vajina - Jejto Drenth

    Feminist Sinema ve Film Teorisi – Anneke Smelik

    Gölgenin Kadınları – Berat Günçıkan

    İhtiyaçlar Mücadelesi – Nancy Fraser

    Kadın, İslam ve Sinema - Gönül Dönmez Colin

    Kadınlar: En Uzun Devrim – Juliet Mitchell

    Marksizmle Feminizmin Mutsuz Evliliği – Heidi Hartmann

    Siborg Manifestosu – Dona Haraway

    Toplumsal Cinsiyet: Faydalı Bir Tarihsel Analiz Kategorisi – Joan Scoot

    Taklit ve Toplumsal Cinsiyete Karşı Durma – Judith Butler

    West Mektuplaşmaları - Virginia Woolf, Vita Sackville




    AKADEMİ YAYIN

    Bilinen Sır: Erkeklik ve Sosyalist Erkeklik – Mesur Çeki

    Kadının Kurtuluşu İçin Yeni Perspektifler (Bir Polemik) - Monika Gartner Engel, Stefan Engel

    Kızıl Çin'de Kadınlar Göğün Yarısı - Janet Goldwasser, Stuart Dowty





    ALAN YAYINLARI

    Kadınlar İçin – Şirin Tekeli

    Reklamlarda Kadına Yönelik Şiddet, Şiddetin Nesnesi Kadın – Ayşe E. Kıran, Seçil Büker




    ALFA YAYINLARI

    Türkiye’de Kadın – Aytunç Altındal




    ALTÜST YAYINLARI

    Kadın Argosu Sözlüğü 2 – Filiz Bingölce

    Zenanname: Kadınlar Kitabı - Enderun Fazıl



    AMAÇ YAYINLARI

    Marksizm ve Feminizm: İki Ayrı Kuram – Joanne Naiman




    ANKARA ÜNİVERSİESİ YAYINLARI

    Geçmişten Günümüze Türkiye’de Kadın Emeği - Ahmet Makal, Gülay Tokgöz




    ARAS YAYINCILIK

    Bir Adalet Feryadı: Osmanlı’dan Türkiye’ye Beş Feminist Yazar – Lerna Ekmekçioğlu




    ARTEMİS YAYINLARI

    Gece Nöbeti– Sarah Waters

    Ustaparmak– Sarah Waters




    AVESTA YAYINLARI

    Devletsiz Ulusun Kadınları: Kürt Kadını Üzerine Araştırmalar: Feminist Bir Yaklaşım – Shahrzad Mojab



    AYİZİ KİTAP

    Ateşle Oynamak - Richa Nagar, Sangtin Yazarları

    Baş Harfi F – Catherine Redfern-Kristin Aune

    Ben, Kendim ve Bergen – Ayşe Başak Kaban

    Feminizm Kendi Arasında – Aksu Bora

    Kimse Duymaz: Türkiye’de İnsan Ticareti Mağdurları Üzerine Bir Araştırma – Elif Özer

    Makbul Anneler Müstakbel Vatandaşlar – Sevi Bayraktar

    Mamak Kitabı: Biz Bir Orduya Kafa Tuttuk Arkadaş – Meral Akbaş

    Maskeler, Süvariler, Gacılar (Ülker Sokak: Bir Alt Kültürün Dışlanma Mekanı) – Pınar Selek

    Ne Değişti: Kürt Kadınalrın Zorunlu Göç Deneyimi – Handan Çağlayan

    O Hep Aklımda: Mamak Cezaevi Tanıklığı – Pamuk Yıldız

    Ohal'de Feminizm: Nebahat Akkoç Anlatıyor – Ceren Belge

    Osmanlı Kadınlarının Hayat Hakkı Arayışının Bir Hikâyesi – Aynur Demirdilek

    Tel Dolap – Semanur Sevim



    AYKIRI YAYINCILIK

    Balığın Bisiklete İhtiyacı Ne Kadarsa Kadının Erkeğe İhtiyacı O Kadardır - Fay Weldon

    Rus Devriminin Gölgesinde Kadınlar – Sheila Fitzpatrick



    AYRINTI YAYINLARI

    Anne: Melek mi Yosma mı? – Estela V. Welldon

    Cinsel Şiddet: Yaşayanların/Yaşatanların Anlatımıyla – Alberto Godenzi

    Eleştirel Aile Kuramı – Mark Poster

    Erkek Akıl: Batı Felsefesinde Erkek ve Kadın – Genevieve Lloyd

    Erkek Ortaçağ: Aşka Dair ve Diğer Denemeler – Georges Duby

    Etin Cinsel Politikası – Carol J. Adams (2013)

    İktidarın Psişik Yaşamı: Tabiyet Üzeirne Teoriler - Judith Butler

    İslamın Bilinçaltında Kadın – Fetna Ayt Sabbah

    Kadın ve Bedeni: Dişilik, Güzellik Ve Şiddet Sarmalında - Altan Kar, Yasemin İnceoğlu

    Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler – Darian Leader

    Kadınlık Arzuları: Günümüzde Kadın Cinselliği – Rosalind Coward

    Kurtlarla Koşan Kadınlar: Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler – Clarissa Pinkola Estes

    Seks İsyanları: Toplumsal Cinsiyet, Başkaldırı ve Rock’n Roll – Simon Reynolds, Joy Press

    Sınırları Yıkmak: Feminist Yeşil Bir Sosyalizme Doğru – Mary Mellor

    Şovale, Kadın ve Rahip: Feodal Fransa’da Evlilik – Georges Duby

    Şu Hain Kalplerimiz: Kadınlar Erkeklere Neden Teslim Olurlar – Rosalind Coward

    Toplumsal Cinsiyet ve İktidar / Toplum, Kişi ve Cinsel Politika – R.W. Connell



    BABİL YAYINLARI

    Cinsiyet, Irk ve Sınıf – Lynn S. Chancer, Bexerly Xaviera Watkins

    Cinsiyet, Sınıf ve Sosyalizm – Lindsey German



    BAĞLAM YAYINLARI

    Beden ve Toplum Kuramı: Öznenin Sosyolojisinden Bedenin Sosyolojisine – İ. Emre Işık

    İstanbul’da Onsekiz Yaşından Küçük Ticari Seks İşçisi Kız Çocuklar – Esin Küntay, Güliz Erginsoy

    Kadın Yaşantıları – Ayşegül Yaraman (yay. haz.)

    Kadına Melodram Yakışır: Türk Melodram Sinemasında Kadın İmgeleri – Hasan Akbulut

    Kadınlara Dair, Akılda Kalanlar – Neşe Doster

    Psikanaliz Buluşmaları 2: Kadınlık

    Psikanaliz Yazıları 2: Psikanaliz ve Kadın – Talar Parman (yay. yön.)

    Popüler Feminizm: Türkiye ve Britanya’da Kadın Dergileri – Süheyla Kırca

    Resmi Tarihten Kadın Tarihine: Elinin Hamuruyla Özgürlük – Ayşegül Yaraman-Başbuğu

    Türkiye’de Kadınların Siyasal Temsili – Ayşegül Yaraman



    BAYIR YAYINLARI

    Halide Edip’in Romanlarında Feminizm Sorunu – Yahya Kanbolat



    BELGE YAYINLARI

    Faşizme ve Alman İşgaline Karşı: Silahlı Direnişte Kadınlar – Ingrid Strobl

    Özgür Bir Kadın Komünistin Otobiyografisi – Aleksandra Kollontay

    Kadın Önderleşmesinde Roxa Luxemburg – Fusün Erdoğan

    Uluslararası Af Örgütü Türkiye Raporu – Kadınlara Yönelik Şiddete Son



    BGST YAYINLARI

    Cinsiyet, Irk, Sınıf: Kadınlardan Yeni Bir Perspektif – Selma James

    Feminist Tarihin Peşinde - Joan Wallach Scott

    Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar

    2006-7 Seçkisi – Derya Demirler, Fahriye Dinçer, Özlem Aslan

    2009 Seçkisi

    2010 Seçkisi




    BİLGE KÜLTÜR SANAT

    Çöl Çiçeği - Waris Dirie



    BİLGİ YAYINLARI

    Nataşalar: Yeni Küresel Seks Ticaretinin İçyüzü – Victor Malarek



    BİREY YAYINLARI

    Yüzde Bir Bile Yoktu: Tarihte Anarşist, Nihilist, Feminist Kadınlar – Işık Ergüden (çev.)

    Sosyal Siyaset Açısından Kadın ve Aile Politikaları – Ali Seyyar

    Türkiye’de Aile Şiddet ve Kadın Sığınma Evleri – Emine Öztürk



    BİRİKİM YAYINLARI

    Kadınlar ve Siyasal Toplumsal Hayat – Şirin Tekeli



    BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI

    Feminizm ve Tiyatro – Sue-Ellen Case

    Sınır Tanımayan Feminizm: Teoriyi Sömürgeleştirilmekten Kurtarmak, Dayanışmayı Örmek – Chandra Talpade Mohanty



    CANUT YAYINLARI

    Kadının Özgür ve Bütünsel Gelişimi: Feminizm ve Marksist Hümanizmin Diyalektiği - Yang Feng




    CEYLAN YAYINEVİ

    Medyada Kadın - Hatice Akdoğan



    CHİVİYAZILARI YAYINLARI

    Farklılık ve Diyalog: Feminizmler Küreselleşmeye Meydan Okuyor – Sylvia Marcos, Marguerita Waller



    CİNİUS YAYINLARI

    Kadın Bedeni ve Cinselliğin Temsili – Tamer Kütükçü




    CUMHURİYET KİTAPLARI

    Şeriata Karşı Kadınlar: Afganistan Gerçeğinde – Galina Breitkreuz



    ÇİTLEMBİK YAYINLARI

    Feminizm Herkes İçindir – Bell Hooks

    Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler: Feminist Bakış Açısından Uluslararası Siyaset – Cynthia Enloe




    DERGAH YAYINLARI

    Robert Kolej’in Kızları: Misyonerlik, Feminizm, Yabancı Okullar: Hester Donaldson Jenkins



    DESTEK YAYINLARI

    Muhafazakarlığa Karşı Feminizm - Handan Koç



    DİPNOT YAYINLARI

    Ataerki ve Birikim – Maria Mies (2012)

    İran Sineması’nda Kadın – Fatin Kanat

    Militarizmin Cinsiyetçi Suretleri (Devlet, Ordu ve Toplumsal Cinsiyet) - Çiğdem Akgül

    Üniversitede Cadı Avı (1948 DTCF Tasfiyesi ve P.N.Boratav'ın Müdafaası) - Mete Çetik

    Yerel Yönetimler ve Cinsiyet Kadınların Kentte Görünmez Varlığı – Ayten Alkan




    DOĞAN KİTAP

    Gökyüzünün Yarısı: hayatlarını Değiştiren Kadınların Hikâyesi - Kolektif

    Kadının Adı Yok – Duygu Asena

    Kaç Zil Kaldı Örtmenim? - Filiz Aygündüz

    Satılık Erkeklik – Ayşe Kudat



    DOMİNO YAYINCILIK

    Çoluk Çocuk – Patti Smith



    DOST YAYINLARI

    Cinsiyetler Siyaseti – Sylviane Agacinski

    Feminist Tiyatro Metinleri (derleme)

    Feminizm – Margaret Walters



    DÖNÜŞÜM YAYINLARI

    Rusya’da 1917 Sosyalist Devrimi ve Kadınları 1,2 – Gül Özgür



    EBABIL YAYINCILIK

    Medya ve Kadın - Derleme



    EFİL YAYINLARI

    Dünya Kadına Karşı: Kadına Duyulan Korkunun Temelleri – Pınar Uçar Özbirinci

    Göç ve Sosyal Dışlanma: Türkiye’de Yabancı Göçmen Kadınlar - Saniye Dedeoğlu, Çisel Ekiz Gökmen

    Feminist İktisadın Bakışı Postmodernist mi? – Ufuk Serdaroğlu

    İktisat ve Toplumsal Cinsiyet – Ufuk Serdaroğlu (ed.)

    Tesettürü Sorgularken: Müslüman Kadınlara Açık Mektuplar – Marnia Lazreg



    EPOS YAYINLARI

    Kadınların İsyanı ve İslami Hafıza – Fatima Mernissi




    EPSİLON YAYINLARI

    Şeyhin Konukları: Bir Irak Köyünün Kadınları – Elizabeth W. Fernea



    ERBAİN YAYINLARI

    Tarihe İz Bırakan Kadınlar – Metehan K. Avcı



    EVEREST YAYINLARI

    Bin Muhteşem Güneş - Khaled Hosseini

    Lacan ve Postfeminizm – Elizabeth Wright

    Toplumsal Kurgular ve Cinsiyetçilik – Yaşar Çabuklu



    EVRENSEL BASIM YAYIN

    Fransız Devrimi’nde Kadınlar – Galina Serebryakova

    Masallar ve Toplumsal Cinsiyet - Melek Ö. Sezer (2010/11)

    Masal Masal Matitas (Yetişkinler İçin Masal Antolojisi) - Melek Ö. Sezer (2012)



    GRİ YAYINLARI

    Cinsellik ve Sınıf Mücadelesi – Reimut Reiche




    GÜNİZİ KİTAPLIĞI

    Sütü Küstürmek: Almanya'daki Anadolu Kadınları - Metin Gür



    İLETİŞİM YAYINLARI

    90’larda Türkiye’de Feminizm – Aksu Bora, Asena Günal

    Aklımdakı Yılan- Hatice Meryem

    Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar: Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu – Handan Çağlayan

    Başkalarının Kiri: Kapıcılar, Gündelikçiler ve Kadınlık Halleri – Gül Özyeğin

    Bekaretin El Değmemiş Tarihi – Hanne Blank

    Ben İşçiyim – Zehra Kosova

    Biz Bu dağın çiçeğiydik - Evrim Alataş

    Bukalemun Erkek – Ayşe Saraçgil

    Cinsiyet ve Millet – Nira Yuval-Davis

    Erkekler Kadınlardan Neden Korkar – Jean Cournut

    Feminist Tarihyazımında Sınıf ve Cinsiyet – Leonore Davidoff, Ayşe Durakbaşa

    Feminist Teori: Amerikan Feminizminin Entellektüel Gelenekleri – Josephine Donovan

    Feminizm, Sosyalizm ve Eylemde Birlik – Sheila Rowbotham, Hilary Wainwright, Lynne Segal

    Halide Edip: Türk Modernleşmesi ve Feminizm – Ayşe Durakbaşa

    Hat / Kıbrıs'ta Kadınlar, Taksim ve Toplumsal Cinsiyet Düzeni - Cynthia Cockburn

    Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler: Çizgi Roman ve Fotoromanda Erkeklik Temsilleri Üzerine Denemeler – H. Bahadır Türk

    Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü: 1948’den Bugüne – Nadje SadigAl-Ali

    Kadın Bakış Açısından 1980’ler Türkiye’sinde Kadın – Şirin Tekeli

    Kadın Yurttaşın El Kitabı – Esra Güçlüer, Esra Koç

    Kadınlar Dile Düşünce – Jale Parla, Sibel Irzık

    Kadınların Sınıfı: Ücretli Ev Emeği ve Kadın Öznelliğinin İnşası – Aksu Bora

    Kadınlık mı Annelik mi? – Elizabeth Badinter

    Kaltak: Sıradışı Kadınlara Övgü – Elizabeth Wurtzel

    Kızların Sessizliği: Kız Enstitülerinin Uzun Tarihi – Elif Ekin Akşit

    Kürt Kadınların Penceresinden (Resmî Kimlik Politikaları, Milliyetçilik, Barış Mücadelesi) – Handan Çağlayan

    Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar – Cynthia Enloe

    Mesafeyi Aşmak: Barış Mücadelesinde Kadınlar – Cynthia Cockburn

    Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik – Pınar İlkkaracan

    Nezihe Muhittin ve Türk Kadını: Türk Feminizminin Düşünsel Kökenleri ve Feminist Tarihyazıcılığından Bir Örnek – Ayşegül Balkan, Belma Ötüş-Baskett

    Öfkenin Şenliği- Jaklin Çelik

    Öykümü Kim Anlatacak– Şebnem İşigüzel

    Para ile Akraba: Kentsel Türkiye'de Kadın Emeği – Jenny B. White

    Sanat, Cinsiyet ve Sanat Tarihi: Feminist Eleştiri – Ahu Antmen

    Son Sömürge: Kadınlar – Maria Mies, Veronika Bennholdt-Thomsen, Claudia Von Werlhof

    Sürüne Sürüne Erkek Olmak – Pınar Selek

    Tamamlanmamış Devrim: Kadınların Yeni Rollerine Uymak – Gosta Esping Andersen

    Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti (Erkekler Devlet, Kadınlar Aile Kurar) - Serpil Sancar

    Türkiye’de Kadın Konulu Belgelerin Ulusal Bibliyografyası Dizisi 1: Kadın Konulu Kitaplar Bibliyografyası 1729-2002

    Vatan, Millet, Kadınlar – Ayşe Gül Altınay



    İMGE YAYINLARI

    Aykırı Kadınlar / Osmanlı'dan Günümüze Devrimci Kadın Portreleri – Hüseyin Aykol

    Kadının Konumu Nasıl Değişti: Feodalizmden Kapitalizme – Sheila Margaret Pelizzon

    Sendikacı Kadın Kimliği – Gülay Toksöz, Seyhan Erdoğdu




    İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ

    Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları: Toplumsal Cinsiyet, Kültür – Amila Buturovic



    İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

    Kadınların En Güzel Tarihi - Françoise Heritier, Sylviane Agacinski, Nicole Bacharan, Michelle Perrot

    Kadınların Tarihi (5 cilt) – Michelle Perrot, Georges Duby (ed.)

    1.Cilt – Ana Tanrıçalardan Hristiyan Azizlere

    2.Cilt – Ortaçağın Sessizliği

    3.Cilt – Rönesans ve Aydınlanma Çağı Paradoksları

    4.Cilt – Devrimden Dünya Savaşına Feminizmin Ortaya Çıkışı

    5.Cilt – Yirminci Yüzyılda Kültürel Bir Kimliğe Doğru

    Tuhaf Bir Kadın - Leyla Erbil

    Türkiye’de Kadının Dünü Bugünü – Emel Doğramacı



    İTHAKİ YAYINLARI

    Kadınlık Yeniden: Çağdaş Psikanalizin Bakışı – Bella Habib (ed.)



    İZ YAYINLARI

    Emanetten Mülke: Kadın Bedeninin Yeniden İnşası – Nazife Şişman

    Global Konferanslarda Kadın Politikaları – Nazife Şişman

    Modern ve Postmodern Feminizm – Zekiye Demir



    KABALCI YAYINLARI

    Kadın Filozoflar 1, 2 – Marit Rullmann



    KADAV YAYINLARI

    Ataerkil Sistem: “Erkeklerin Dünyasında Yaşamak” – Kamla Bhasin, Nighat Said Khan

    Feminizm Üzerine: “Bazı Sorular” – Kamla Bhasin, Nighat Said Khan

    Şarkı Söylediğin Zaman – İnci Aral

    Toplumsal Cinsiyet: “Bize Yüklenen Roller” – Kamla Bhasin, Nighat Said Khan Kırmızı Kedi Yayınevi



    KADIN ÇEVRESİ YAYINLARI

    Feminizm – Andree Michel



    KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ

    Kadın: II. Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi 1908-1909 – Fatma Kılıç Denman

    Kadınların Dünyası: 1913-1921 (2 cilt) - Fatma B.Yılmaz, Tülay G. Demircioğlu



    KANAT YAYINLARI

    Beden-Emek-Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin – Gülnur Acar-Savran

    Bedenin Farklı Halleri – Yaşar Çabuklu

    Eleştirel Feminizm Sözlüğü – Helena Hırata, Françoise Laborie, Helene Le Doare, Daniele Senotier

    Toplumsalın Sınırında Beden – Yaşar Çabuklu



    KALKEDON YAYIN

    Biyoloji Kader Olunca: Weimar ve Nazi Almanyası’nda Kadınlar – Renate Bridenthal (ed.)

    Cadılığın Tarihi: Ortaçağ’da Bilge Kadının Katli – Lois Martin

    Medyada Hegemonik Erkek(lik) ve Temsil – Ebru Tönel, İlknur Hacısoftaoğlu vd.

    Sosyalist Feminist Proje 1/2: Teori ve Politikanın Günümüz Okuması – Nancy Holmstorm



    KAVRAM YAYAINLARI

    Sevgi ve Politika: Radikal Feminist ve Lezbiyen Teoriler- Carol-Anne Douglas



    KAZANCI YAYINLARI

    Namus Cinayetleri: Töre Değil Ataerki – Av. Safiye Vardarlı



    KIRMIZI YAYINLARI

    Kadınların Dünyası – Alain Touraine



    KİTAP YAYINEVİ

    Bir Elde İğne Bir Elde Kitap: Şemseddin Sami ve Osmanlı Kadınları – Şemseddin Sami

    Doğu, Batı ve Kadın: Üç Kadın Seyyahımızın Kaleminden - Özlem Ezer

    Küresel Seks – Dennis Altman

    Nezihe Muhiddin / Bütün Eserleri – Yaprak Zihnioğlu



    KOÇ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI

    Birkça Arpa Boyu: 21. yya Girerken Türkiye’de Feminizt Çalışmalar – Pelin Özer, Serpil Sancar

    Türkiye'de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları (Eşitsizlikler Mücadeleler Kazanımlar) - Hülya Durudoğan

    Dönme Kadınlar (Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Sınırlar) - Eric R. Dursteler



    KURALDIŞI YAYINEVI

    Fahişelik Dosyası - Kate Millett



    KÜLT NEŞRİYAT YAYINLARI

    Kişisel Olan Politiktir: Radikal Feminizm Üzerine – Carol Hanisch, Hanife Aliefendioğlu



    LİBERTE YAYINLARI

    Serbest Piyasa Feminizmi – David Conway

    Son Kadınlar - Necati Güngör




    LİTERA TÜRK YAYINLARI

    Tarih İçinde Görünürlükten Kadınların Tarihine: Amerikan Kadın Romanında Feminist Bilinç ve Politika - Sema Zafer Sümer



    LİTERATÜR YAYINLARI

    Avrupa Tarihinde Kadınlar – Gisela Bock



    METİS YAYINLARI

    Batman’da Kadınlar Ölüyor – Müjgan Halis

    Benden Önce Bir Başkası -Nurdan Gürbilek

    Bildiğimiz Kapitalizmin Sonu: Siyasal İktisadın Feminist Eleştirisi – J.K. Gİbson-Graham

    Bu Kâbuslar Neden Cemil?: Yeşilçam’da Erkeklik ve Mazlumluk – Umut Tümay Arslan

    Buradan Baktığımızda: Kadınların Militarizme Karşı Mücadelesi – Cynthia Cockburn

    Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar: Kimlikler ve Toplumsal Dönüşümler – Deniz Kandiyoti

    Cezayir’de Kadın Olmak – Halide Mesudi, Elisabeth Schemia

    Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi – Judith Butler

    Çatışan Feminizmler: Felsefi Fikir Alışverişi – Judith Butler, Seyla Benhabib, Nancy Fraser

    Çok Tuhaf Çok Tanıdık: Vesikalı Yarim Üzerine – Nilgün Abisel, Nejat Ulusay (vd)

    Demokrasinin Cinsiyeti – Anne Phillips

    Direniş ve İtaat: İki İktidar Arasında İslamcı Kadın – Ruşen Çakır

    Erkeklik: İmkânsız İktidar: Ailede, Piyasada ve Sokakta Erkekler – Serpil Sancar

    Eşcinsel Kadınlar – Cenk Özbay, Serdar Soydan

    Fahişeliğin Öbür Yüzü: Onbeş kadının Tanıklığı – Fügen Yıldırım

    Feminist Bir Devlet Kuramına Doğru – Catharine A. Mackinnon

    Feminizm ve Doğaya Hükmetmek – Val Plumwood

    Film Dilinde Mahrem: Ulusötesi Sinemada Kadın ve Mekân Temsili – Sezer Pekerman

    Harem ve Kuzenler – Germaine Tillion

    Hayat Yolları – Alice Miller

    Hayatımı Yaşarken (2 cilt) – Emma Goldmann

    İktidarın Mahremiyeti (İstanbul'da Hayat Kadınları, Seks İşçiliği ve Şiddet) - Aslı Zengin

    Kadın Argosu Sözlüğü – Filiz Bingölçe

    Kadın Hareketinin Kurumlaşması: Fırsatlar ve Rizikolar – Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

    Kadınlara Karşı Savaş – Marilyn French

    Kadınların Belleği: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

    Kadınlığın 21 Hikâyesi: Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle – Murathan Mungan (hz)

    Kadınsız İnkılâp: Nezihe Muhittin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği – Yaprak Zihnioğlu

    Kendine Ait Bir Oda – Virginia Woolf

    Kör Ayna, Kayıp Şark: Edebiyat ve Endişe – Nurdan Gürbilek (deneme)

    Kültür Fragmanları: Türkiye'de Gündelik Hayat – Deniz Kandiyoti, Ayşe Saktanber

    Lubunya: Transseksüel Kimlik ve Beden – Selin Berghan

    Osmanlı Kadın Hareketi – Serpil Çakır

    Örtülü Kimlik: İslamcı Kadın Kimliğinin Oluşum Öğeleri – Aynur İlyasoğlu

    Peruk Takan Kadınlar – Kutluğ Ataman

    Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin

    Sıcak Yuva Masalı: Aile İçi Şiddet ve Cinsel Taciz – Pınar İlkkaracan, Leyla Gülçür, Canan Arın

    Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi

    Siyaset ve Cinsiyet: İstanbul Gecekondularında Kadınların Siyasal Katılımı – Heidi Wedel

    Tarihin Cinsiyeti – Fatmagül Berktay

    Tecavüz: Cinsel Şiddeti Anlamak – Diana Scully

    Tektanrılı Dinler Karşısında Kadın – Fatmagül Berktay

    Toplumsal Cinsiyet ve Bilim Üzerine Düşünceler – Evelyn Fox Keller

    Türkiye'de Refah Devleti ve Kadın - Adem Yavuz Elveren, Saniye Dedeoğlu

    Sömürgeci Fanteziler: Oryantalist Söylemde Kültürel ve Cinsel Fark – Meyda Yeğenoğlu



    NEMESIS KITAP

    Kadın Krallığı (Son Anaerkil Toplum) - Ricardo Coler



    NAOS YAYINLARI

    Medyada Cinsiyet Streotipleri: Toplumsal Cinsiyet ve İletişim – Serdar Kaypakoğlu



    NOTABENE YAYINLARI

    21. Yüzyıl Feminizmine Doğru (Neoliberalizmin Ötesinde Bir Kadın Hareketi İçin Tartışmalar) - Kolektif

    Alis, Harikalar Diyarı'ndan Tüymüş Bulunuyor / Kadınlardan Gülümseyen Öyküler - Kolektif

    Feminist Dergisi Tüm Sayılar Tıpkıbasımı - Kadın Kültür İletişim Vakfı

    Vejetaryen Külkedisi (Büyüklere Gerçekçi Bir Masal) – Nunila Lopez

    Yazko Somut 4. Sayfa - İlk Feminist Yazılar - Stella Ovadya (ed.)




    ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI

    Kadın Filozoflar Tarihi – Ingeborg Gleichauf



    ÖZNE YAYINLARI

    Erkek Aşkının Ötesinde - Lillian Federman



    OTONOM YAYINLARI

    Caliban ve Cadı (Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim) - Silvia Federici

    Feminist Öznelerin Kuruluşu: Kathi Weeks

    Uyanış ve Seçme Öyküler – Kate Chopin



    PAPİRÜS YAYINLARI

    Alt Tarafı Bir Film (mi?)/Kadın Bakış Açısıyla Film İzlemek – Tülin Tankut



    PAYEL YAYINLARI

    Bilim ve Cinsiyet Ayrımı – Evelyn Reed

    Bilimde Cins Ayrımı – Evelyn Reed

    Cinsel Politika – Kate Millet

    Cinselliğin Diyalektiği ve Kadın Özgürlüğü Davası – Shulamith Firestone

    Cinsiyetler Arasında İşbirliği – Alfred Adler

    Kadın: İkinci Cins (1, 2, 3) - Simone de Beauvoir

    Kadın Bilinci Erkek Dünyası – Sheila Rowbotham

    Kadın Saçı, Büyü ve Türban – Yıldız Yıldız

    Kadınlığımın Hikayesi * Simone de Beauvoir

    Kadının Evrimi, Anaerkil Klandan Ataerkil Aileye (2 cilt) – Evelyn Reed

    Kadının Gizlenmiş Tarihi - Sheila Rowbotham

    Kadının Ruhsal Yapısı – Karen Horney

    Kadının Yazısız Tarihi – Yıldız Yıldız

    Kadınlar, Direniş ve Devrim - Sheila Rowbotham

    Sokak Kadınları – Kate Millett

    Tanrılar Kadınken – Merlin Stone



    PENCERE YAYINLARI

    Cinselliği Biten Kadın – Germain Greer

    Feminizm ve Ezilmenin Çelişkileri – Caroline Ramazanoğlu

    Günümüzde Kadına Uygulanan Baskı: Marksist Feminist Çözümlemede Sorunlar – Michele Barrett

    İğdiş Edilmiş Kadın – Germain Greer

    Kadın ve Eşitlik – Ann Oakley, Juliet Mitchell

    Kadınlar ve Perestroyka – Chanie Rosenberg

    Kadın Gözüyle Batı Avrupada Fahişeliğin Tarihi- Jess Wells

    Sınırsız Feminist: Clara Zetkin – Gilbert Badia

    Tarsus’un Kırmızı Kilimleri: Bir Kadının 1909 Ermeni Katliamı Tanıklığı - Helen D. Gibbons

    Üçüncü Dünyada İkinci Cins – Miranda Davies




    PERİ YAYINLARI

    Kadın Sineması – M. Şehmus Güzel




    PHOENİX YAYINLARI

    Edebiyatımızda Kadın Yazarlar Sözlüğü – Neriman Ağaoğlu, Zerrin Saral

    İzmir Yahudi Cemaati Kadın Kimliği- Hale Okçay

    Tarihten Gizlenenler: Gey ve Lezbiyen Tarihine Yeni Bir Bakış - Martha J. Vıcınus, Martin Bauml Duberman, George Chauncey Jr




    POSTİGA YAYINLARI

    Namusun Halleri – A. Nevin Yıldız Tahincioğlu




    SAF YAYINCILIK

    Baş Düşman: Patriyarkanın Ekonomi Politiği - Christine Delphy



    SARMAL YAYINLARI

    Feminist İktisadın Bakışı – Ufuk Serdaroğlu



    SAY YAYINLARI

    Feminist Edebiyat Eleştirisi – Maggie Humm

    Feminizmin ABC’si – Necla Arat (simavi yayınlarında da var!)

    Kadınların Gündemi – Necla Arat



    SAYFA6 YAYINLARI

    Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği – Deniz Özturhan



    SEL YAYINLARI

    Amerikalı Anarşist Voltairine de Cleyre'nin Yaşamı - Paul Avrich

    Aşkın "L" Hali - Kolektif

    Bitmeyen Savaşım: Kadın Hareketleri Tarihi – Süheyla Kadıoğlu

    Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu – Valerie Solanas

    Felsefe-i Zenan (Letaif-i Rivayat/3. Cüz) - Ahmet Mithat Efendi

    Foucault ve Derrida’da Feminizm ve Ayırım – Roy Boyne

    Gey ve Lezbiyen Yazını – Hugs Stevens

    Görgülü ve Bilgili Bir Burjuva Kadınının Mektupları - Kolektif

    İslamcı Kadının Aynadaki Sureti – Hülya Demir

    İşte Böyle Güzelim - Ayşe Gül Altınay, Esin Düzel, Hülya Adak, Nilgün Bayraktar

    Kadın Araştırmalarında Yöntem – Serpil Çakır, Necla Akgökçe

    Kendimizi Savunurken – Rosalind Wisemand

    Kukular Kitabı Juan Manuel de Prada

    Orgazmın Tarihi - Robert Muchembled

    Öteki Erkekler – Aras Güngör

    Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması – Cordelia Fine

    Ütopyanın Kadınları Kadınların Ütopyası – Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz

    Yeni Bir Çağ Hayali: Yirminci Yüzyılı Yaratan Kadınlar - Sheila Rowbotham

    Yerli Bir Feminizme Doğru – Aynur İlyasoğlu, Necla Akgökçe (hzl.)




    SENTEZ YAYINLARI

    Aristoteles Yazıları - Feminizm ve Aristotelesçi Feminizm Üzerine - H. Nur Beyaz Erkızan



    SİYAHBEYAZ YAYINLARI

    "Sığınan" Kadın Fotoğrafları - Ayşe Küçükkurt

    Siyasetin Savurduğu Kadınlar – Günseli Özkaya



    SİYAH-PEMBE-ÜÇGEN

    80’lerde Lubunya Olmak – derleme

    90’larda Lubunya Olmak - Yavuz Cingöz, Erdem Gürsu



    SOKAK KİTAPLARI

    Anaerkil Toplumlar: Kadınların Görünmeyen Tarihi - Hikmet Durukanoğlu

    Çağların Değişmeyen Esareti: Fuhuş - Kurtuluş Tayanç Çalışır



    SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI (SAV) YAYINLARI

    Hane, Devlet, Piyasa: Kadın Emeği ve Sosyal Politikalar Bağlamında Cinsiyetleştirilmiş Bütçe- Özgün Akduran

    Kapitalizm, Ataerkillik ve Kadın Emeği: Türkiye Örneği – Saniye Dedeoğlu, Melda Yaman Öztürk



    SOSYALİST YAYINLAR

    Kadınlar, Irk ve Sınıf – Angela Davis



    SU YAYINEVİ

    Evlerimizdeki Gündelikçi Kadınlar Cömert "Abla"ların Sadık "Hanım"ları – Helga Rittersberger Tılıç, Sibel Kalaycıoğlu

    Kutsal Fahişeden Bakire Meryem’e: Toprak ve Kadın – Emre Caner



    TARİH VAKFI YAYINLARI

    Modernleşmenin Eşiğinde Osmanlı Kadınları – Madeline C. Zilfi



    TELOS YAYINLARI

    Kadınların Özgürleşmesi Üzerine – Marc Sautet



    TİMAŞ YAYINLARI

    Çapraz Ateşte Bir Kadın: Suriye Devrim Günlükleri – Samar Yazbek

    Dağın Ardına Bakmak - Bejan Matur

    Duvarların Arkasında: Müslüman Ülkelerde Kadın – Ayşe Böhürler



    TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM YAYINLARI

    Toplumsal Cinsiyet Yazıları: Kadınlara Dair Birkaç Söz – Şengül Hablemitoğlu



    TURKUAZ KİTAP

    Kadın ve Mekan (Tutsaklık mı Sultanlık mı?) - Ayşe Akpınar, Gönül Bakay, Handan Dedehayır



    TÜSTAV YAYINLARI

    Kızıl Feministler: Bir Sözlü Tarih Çalışması – Emel Akal (yeni baskı İletişim’den)



    ÜTOPYA YAYINLARI

    Bedenler, Dinler ve Toplumsal Cinsiyet – Sylvia Marcos

    Kadın, Küreselleşme ve ‘Yeni’-Ataerki – Sibel Özbudun, Temel Demirer

    Kadın Sözleri – Patricia Latour

    Kadın Yazıları – Sibel Özbudun, Temel Demirer



    VARLIK YAYINLARI

    Cins Cins Mekân – Ayten Alkan

    Cinsiyet Halleri – Nil Mutluer

    Sürgün Kadınlar – Mahnaz Afkhami



    VERSUS YAYINLARI

    Sultana’nın Rüyası Padmarag: Tarihin İlk Feminist Ütopyaları – Emre Mahir

    Sylvia Pankhurst – Mary Davis



    YAPI KREDİ YAYINLARI

    Başkalık Deneyimi – Zeynep Direk

    Cinsiyetli Olmak – Zeynep Direk

    Cogito: Feminizm (Sayı: 58)



    YAPRAK YAYINLARI

    Psikanaliz ve Feminizm – Juliet Mitchell



    YAZIN DERGİSİ YAYINLARI

    Feminizm ve Sosyalizm – Anja Meulenbelt



    YENİ İNSAN YAYINLARI

    Kadınlar Ekolojik Dönüşümde – Emet Değirmenci




    YORDAM YAYINLARI

    Kadının Görünmeyen Emeği – Gülnur Acar-Savran, Nesrin Tuna Demiryontan

    Genç Kız ve Ölüm – Aysel Özakın (roman)



    YURT KİTAP

    Peçenin Arka Yüzü: Ortadoğu’da Fuhuş Sektörü – John R. Bradley



    DERGİLER

    11. Tez Kitap Dizisi Sayı: 9 Marksizm ve Feminizm

    Amargi Dergi

    Cin Ayşe (fanzin)

    Cogito: Feminizm ve Hukuk, Sayı: 43, 2005

    Cogito: Feminizm, Sayı: 58, Bahar 2009

    Doğu Batı Dergisi: Toplumsal Cinsiyet, S: 63

    Fe Dergi

    Felsefelogos Dergisi: Feminist Felsefe, Sayı:15, Ağustos 2001

    Feminist Politika

    Hürriyet Gösteri Dergisi, Feminizm Nedir Ne Değildir?, Sayı:32, 1983

    Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar

    Kürt Solu 9: Kadın Dosyası – Savaş Keskin, Özlem Kaşıkkırmaz

    Mesele, Sayı: 27, Mart 2009

    Mimesis Tiyatro, Çeviri Araştırma Dergisi, Sayı: 12, Feminist Tiyatro Özel Sayısı

    Notos Dergisi 42: Virginia Woolf (2013)

    Özne Felsefe Dergisi: Feminizm ve Felsefe, S. 18

    Toplumbilim Dergisi Feminist Eleştiri Özel Sayısı, Mayıs 2002

    Toplumsal Tarih, Sayı: 87, Mart 2001

    Yapıt, Kadın Sorunu Özel Sayısı, Sayı: 9, Şubat-Mart 1985

    https://ar-ar.facebook.com/...m/10151916176668817/
  • 400 syf.
    ·1 günde·6/10
    Bir Dan Brown okuyucusu olarak neden 6 puan verdiğimin izahını yapayım: Öncelikle Dan Brown okumayı düşünen ve ilk defa hangi kitabıyla başlayacağına karar veremeyenler için şunu söylemeliyim ki: Dijital Kale ile başlayın, sakın ola ki Melekler ve Şeytanlar ya da Da Vinci Şifresi ile başlamayın. Bir binanın tepesinden aşağıya hızla atlayıp, yere çakılmak gibi olur bu yaptığınız.
    Kitabın kurgusunu zayıf buldum. Bende heyecan ve merak uyandırmadı. IQ seviyesi çok yüksek olan insanlardan daha mantıklı işler bekliyordum belki de. Dünyanın en iyi şifre çözücüleri 400 sayfada şifreyi çözemiyor, David bir polis veya özel ajan olmadığı halde korumasız olarak tam olayın kalbine gönderilirken; "ben neden buraya gidiyorum, benim işim değil" demiyor, Susan saf ve salak bir aşığı oynuyor... Yine güzel kadın, akıllı ve etkileyici erkek, bir kadın için yapılan bol entrika... neyse konuyu çok açmayayım, okumayanlara bilgi vermeyeyim.
    Sonuç olarak şuna da gelmek istiyorum: Aşk ilişkilerinde kadınları salak yerine koymaktan vazgeçin ey yazarlar. Kadının IQ 170 ama salak bir aşık gibi ortada dolanıyor, iki gözü iki çeşme trip yapıyor.. Nedir bu kadınların bu erkek hegemonyasından çektiği!! Biraz da ayağı yere sağlam basan, mantıklı karar veren, aşık da olsa çeken vuran bir kadın yazın. Bıktık mızmızlanan, sinir bozucu kadınlardan.