• Nice akşamlar bilirim ki
    Karanlığını
    Bir millet hastanesinde
    Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
    Başını kalorifer borularına gömmüş
    Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiblerden
    Haber sormaya korkan
    Genç kızların yüreğinden almıştır.
  • "kadınlar bilirim ülkeme ait
    yürekleri akdeniz gibi geniş
    soluğu afrika gibi sıcak"
  • Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair

    ``Telgrafın tellerini kurşunlamalı’’
    Öyle değildi bu türkü bilirim
    Bir de içime
    -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyenBir
    posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
    Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
    Haberler bilirim mektuplar bilirim.
    Gamdan dağlar kurmalıyım
    Kayaları kelimeler olan
    Kırk ikindi saymalıyım
    Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
    Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
    Baştan ayağa ıslanmalıyım
    Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.
    İçimde kaynayan bir mahşer var
    Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
    Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
    Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
    Birden alıverirler kara haberini
    Okul dönüşü bir trafik kazasında
    Can veren oğullarının.
    Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
    Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
    Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
    Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
    Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
    Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
    Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
    İsyanın kapkara sularına dalan.
    Nice akşamlar bilirim ki
    Karanlığını
    Bir millet hastanesinde
    Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
    Başını kalorifer borularına gömmüş
    Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
    Haber sormaya korkan
    Genç kızların yüreğinden almıştır.
    Bir de baharlar bilirim
    Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
    Anadolu bozkırlarında
    İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
    Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
    Cesur otobüs pencerelerinden
    Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
    Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
    Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
    Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
    Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.
    Yazlar bilirim memleketime özgü
    Yiğit köy delikanlılarının
    İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
    Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
    Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
    Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
    Mavzerinin demirini alnına dayamış
    Yüreği susuzluktan bunalan
    İçinden mahpushane çeşmeleri akan
    Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
    Apansız silahına davranan
    Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
    Yazlar bilirim memleketime özgü
    Güzler bilirim ülkeme dair
    Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
    Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
    Kalbim gibi
    Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
    Titreyen kenar mahalle çocukları
    Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
    Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.
    Kadınlar bilirim ülkeme ait
    Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
    Göğüsleri Çukurova gibi münbit
    Dağ gibi otururlar evlerinde
    Limanlar gemileri nasıl beklerse
    Öyle beklerler erkeklerini
    Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.
    İsyan şiirleri bilirim sonra
    Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
    Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
    Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
    Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
    Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.
    Müslüman yürekler bilirim daha
    Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
    Eller bilirim haşin hoyrat mert
    Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
    Her kırışığı sorulacak bir hesabı
    Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.
    Bütün bunların üstüne
    Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
    Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
    Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
    Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
    Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

    Adil Erdem Bayazıt

    ^https://www.youtube.com/watch?v=ANBOTYHYKpY ^
  • Kadınlar bilirim ülkeme ait,
    Yaslandın mı çınar gibidir onlar,
    Sardın mı umut gibi!
  • Kim ne derse desin ki; şu platform gerçekten çok değerli kitap arkadaşlıklari edindiren muhteşem bir platform benim için :-)

    Zülfü Livaneli, eserlerinin tadına ilk bu güzel eser ile vardım. Beni bu kitapla buluşturan Yavuz Selim SEFEROĞLU 'na çok tsk ediyorum:-)

    Bir sabah henüz uyurken telefonum çaldı ve bir baktım dağıtım görevlisi kapıda:-) o heyecan o mutluluk çok enfes bir mutluluk. Bunu yaşayan bilir kitap kargosu paketi açmak başkadır. Kitap dostları tarafından gelen paketleri açmak bambaşkadir:-) bu güzel duyguyu paylaşmak, yaşamak, yaşatmak dileği ile diyorum ve kitaba yönelik düşüncelerimi paylaşmaya geçiyorum:-)

    Engereğin Gözü : Osmanlı hanedanligini , haremi, padişah ve harem ağalarıni çok tuhaf bir bakış açısı ile okuyucu önüne sermìştir. Şiirsel üslubu ile dikkatleri de çekmiş en güzelinden. Bende o üslubun tadını aldım.

    Osmanlı haremi hakkında daha once bildiklerimi ve bu kitabın bildirdikleri arasında kafa yordum ve durdum . Yordum ve durdum öylece.

    Kitaba dair spoiler vermek istemiyorum. Okumamış arkadaşlar incelemeyi görebilir. Ama azıcık değinmek istiyorum izniniz ile.:-)

    Devlet yönetmek, halka itaat ettrmek ve iktidara gelebilme hırsı, nasıl bir hirstir ki kardeş katlini mesrulastirir?. Bu aklımın alamadığı ilk nokta!
    Ve bu noktaya kitabın kendisi de değinmeden geçmemiş olması benim için yine ayırıcı bir özellik oldu.
    Bu da yetmezmiş gibi nasıl bir usuldur ki , bir hücrede ( sarayın en güzel köşesi olsun hiç fark etmez ) senelerce halkın içine çıkarılmadan yetiştirilen sehzadeler.... Elbette ki mantıklı gerekçeleri vardır diyen arkadaşlar olacaktır. Bunu bende bilirim.
    Ama değer mi derseniz.
    Bence değmez.
    En büyük esarettir bu kişiye yapılacak olan. En büyük esaret.
    Ben özgürlüğe düşkün bir birey olduğum içindir belki bilemiyorum ama; bana bu tür uygulamalar asla masumca gelmez. Gelmiyor. Gelmicek de.. Varsin gelenek olsun veya töre olsun.... ne fark eder.
    Harem denilince , en güzel en asil kadınlar gelir akla. Bir de bu kadınlara göz dikmesin diye Hadım ettirilen harem ağası:-) komik ve önlem alıcı. Duyguların hadmi yok çok şükür.

    Tartışılmaya ve elestirilmeye açık bir konudur.

    Kitabı okurken çoğu yerde güldüm:-) kahkaha attım. Tıpkı aglanacak hale güldügumuz gibi.
    Çünkü biz haremi eğlencenin olduğu, padişahın, padişahlar gibi zevk ve sefa sürdüğü sarayın bir bölümü olarak bildik. Aksi tarafını hala kırmış değilim. Bana hala öyle geliyor.
    Bu kitapla hareme dair fark bir pencere yakalayabildim diyebilirim.
    Çünkü ilk defa haremin kıyısında, köşesinde padişahın ilgisini çekebilecek miyim diye yaşlanan gencecik bedenleri düşündüm. Hatta ben bunu bu şekilde hiç düşünmemiştim diye bildim.
    Kitap sayesinde ilk edindim.

    İktidarlik göz kamaştırıcı olmasaydı liderlerin istifalari daha sık olurdu. Ama ne olursa olsun. Kim öluyorsa ölsün. Bana ne dedirten cinsten olmalı bu saray aşkları :-) 25 yıllık tarihimde tanık oldum buna. !!
    Nitekim sizler de tanıtanık olmuşsunuzdur. Olmadiysaniz mutlaka olursunuz bu kaçınılmaz bir engerektir.

    Üslup, muhteva fazlasıyla ilgi çekiciydi. Akıcı, güldürecek ve düşündürecek yönü ağırdi. Size de farklı bir pencere açacağından şüphem yoktur diyorum.

    Ve keyifli okumalar diliyorum..
  • Kadınlar bilirim ülkeme ait,
    Yaslandın mı çınar gibidir onlar,
    Sardın mı umut gibi!

    Erdem Bayazıt
  • Evet! Ey güzel kadın, yani gönlü yaralı 
    Biliyorum gülsen de dertlerin var sıralı
    Bu hayat sillesini sana da mı kaldırdı
    Maalesef ki bu hayat zalimleri güldürdü

    Şimdi dertle dolusun, ve bir anne kederli
    Masum güzel kadınlar hep mi acı kaderli
    Bilirim evladının hasretiyle yanarsın
    Onu uykunda dahi hasret ile anarsın

    Sana kim kıydı böyle, kederli güzel kadın
    Sahi henüz sormadım ne idi senin adın
    Gülüşlerin de dahi hüzünler barınıyor
    Sanma ki göz yaşınla kederin arınıyor

    Yani kusura bakma derdine ortak oldum
    Bu senin çektiğinden ben de nasibim aldım
    Henüz yaşım genç imiş lakin neye yarar ki
    İnsan huzurdan başka söyle neyi arar ki

    Bilmiyorum gerçekten yüreğin yanıyor mu
    Geceleri yatarken bedenin donuyor mu
    Güzelsin ve tatlısın ama hiç tanışmadık
    Biz hayatı bilmedik, bilene danışmadık

    Şimdi özür dilerim konuştuğum kelamdan
    En azından tanışsak ne olur bir selamdan
    Aslında işin özü ben senden çok hoşlandım
    Senin hayalin ile gerçekten de yaşlandım