• 55 syf.
    ·3 günde·Beğendi·7/10
    Yazarın etkileyici düşünceleri ve muazzam bir anlatımı var. Daha çok deneme havasında yazılmış, konu başlıklarına açılmış fikir deryası.

    Ancak kitapta beğenmediğim birkaç şey var. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki olumsuz düşüncelerim çeviri kaynaklı olabileceği gibi yazar ile aramızdaki edebi kültür farkından da kaynaklanıyor olabilir.

    Öncelikle kitabın bazı yerlerinde çok fazla devrik cümle var. Cümle içinde veya birbiri ardına gelen cümlelerde kafiye de çok fazla var. Ayrıca paragraflar ortalama 2 ile 4 satır arasında. Tüm bunlar birleşince düz yazıdan ile şiir havası birbirine karışmış hissi verdi bana. Bazı noktalarda yinelenen bu olaylar beni aşırı sıktı.

    Beğenmediğim bir diğer nokta da, yazar bu kadar akla dayalı konuşmalar, beyin fırtınasına yol açan sözler sarf ederken çok fazla somut betimlemelerde bulunması ve odağı dağıtması. Dereler, şarkılar vb. bunlara örnektir.

    Her şeye rağmen güzel bir kitap. İnsanı düşündüren, sorgulatan, faeklı bakış açısına sahip düşünceler var. Bana göre sorun teşkil eden bu durumlar olmasatek seferde okunup baş ucu kitapları listesine girebilecek muazzam bir kitap olurdu benim için.
  • Öyleyse biz besmele çekip tevekkül edelim, Hakk gelir 'biz' şiirini Murad eder ve hakkı bilen yüzlere tebessüm düşer..

    Hikmet Anıl ÖZTEKİN ~Elif Gibi Sevmek 1
  • Bir ELHAMDÜRİLLAH mısrası yazarız İNŞİRAH iner hatrına..
  • 94 syf.
    ·Puan vermedi
    Bu sabah tam evden cikacakken dağıtıcı memur ile kapıda karşılaştık.. ismimi sordu ve bende mustafa pektaş dedim o heyecanla:-) yok fatoś deyince kitap dedim.. kitabım mi geldi diye.. :-))) ve kitabı aldığım gibi tabi itiraf etmek gerekirse ilkin imzaya baktım:-) çok teşekkür ediyorum Başlangıç yazarı MUSTAFA PEKTAŞ hocamıza... kitabın kapak tasarımı benim çok ilgimi çekti.. zamana bırakılmış inançlar mi desem hayatlar mi desem daha bir sürü şey uyandırdı.. Belki de zamanla olan büyük savaşım var diye dikkatimi çekti... bilmiyorum....

    Önsöz de şiirin ne olduğu değil de ne olmadığı konusuna değinmiş olmasi farklıydı.. bende şiir okurken redif, kafiye kıta olayını pek sevmem.. şiirler gayet açık ve akıcı bir üsluba sahipti.. çoğu yerde sitemkar ruh hali ve hayat beklentilerinin kırgınlıklarıni hissetim..birçok satır Himm.... galiba bende yaşadım bunu dediğim anlarım oldu.. kadın konusuna anne konusuna değinmiş olmasi ayrıca benim dikkatimi çekti ve kitaba gömüldum resmen.. bana göre şiirler kitaba döküldü mu o artk yazarın özel hislerinden çıkıp toplumsal hislere dönüşür. Ve bende kitapta bir çok yerde o hisleri tattım...ah hocam dediğim nokta olmadı mi oldu... bu da benim feminist ruh halimden olsa gerek:-) aşk ve kadın konusunda biraz kadınlara yüklendiğini hissetim..:-/ onun dışında gayet samimi gayet güzel şiir tadı aldım... kaleminizin akış çizgisi her zaman açık olsun hocam... yureginize emeginize sağlık.. okunmasını tavsiye ederim:-)
  • 656 syf.
    ·1277 günde
    16. yüzyılda Ludovico Ariosto tarafından İtalyanca olarak yazılmış bir epik şiir'dir. Elimize geçen versiyonlardan ilk 1516'da hazırlanmıştır ama kabul edilen son tam versiyon 1532'de basılıp yayımlanmıştır.
    "Çılgın Orlando" 1495'de yazarının ölümünden sonra basılmış olan "Matteo Maria Boiarda"'nın yazmaya başlayıp ama bitirememiş olduğu "Orlando Innamorata (Aşk İçinde Orlando)" eserinin devamı olarak Ludovico Ariosto tarafından hazırlanmıştır. Bu şiirin kahramanları ve olayları pek çok sanatçı tarafından tablo ve müzik eserlerinde kullanılmıştır.
    Bu epik şiir 46 tane "kanto"dan oluşmaktadır. Her bir "kanto" sekiz (satır) mısradan oluşmaktadır. Bu 8 satırın kafiyesi (abababcc) olarak ifade edilebilen ve İtalyan edebiyatında "ottava rima" adı verilen bir kafiye şeklidir. Bu kafiye şekli İtalyan edebiyatında romantik epik şiirlerde daha önce de kullanılmıştır. (Örneğin "Luigi Pulci (1432-1484)"'nin "Morgante" epik şiirinde). Ariosto'nun şiiri böylece tümüyle 38.736 mısradan oluşmaktadır ve bu şekliyle Avrupa edebiyatının en uzun şiirlerinden biri olmaktadır.
    Şiirdeki incelenen olayların arkasında Şarlman'ın Hristiyan kutsal savasçıları ile Avrupa kıtasını ele geçirmeye çalışan Müslüman-Arap ordusunun arasındaki savaştan bahsedilmektedir. Ariosto şiirinin gerçeklere uygun olup olmadığına, tarihe uygun olup olmadığına ve hatta yeryüzü coğarafyasına uyup uymadığına hiç önem vermez. Şiirde kahramanlar Avrupa kuzeyindeki Hebridler'den ta Hitay adı verilen Çin'e ve Japonya'ya; Kuzey Afrika'ya ve Etiyopya'ya hatta yeryüzü dışında bulunan aya gitmişlerdir. Tarihte hiç olmayan olaylardan bu şiirde bahsedilmektedir. Ayrıca fantastik ve büyük nitelikleri olan hayvanlardan bahsedilir. Bunlara arasında Hızır İlyas'in yanan Atlı Arabası, "Ork" adlı büyük deniz canavarı; uzun mesafelere uçabilen "hipogrif" şiirin konusunda önemli rol oynar.
    Bu şiirin çok karmaşık olaylar zinciriyle birbirine dolaşmış olan birçok tema işlenmektedir.
    Orlando Furiosa Hristiyan İmparator Şarlman ile Kuzey Afrika'dan gelen Müslüman-Arap Kralı Agramente arasındaki savaş dönemi zamanında geçmektedir. Öldürülen babası Traino'nun intikamını almak için Kuzey Afrika Arap-Müslüman Kralı Agremanto, Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya geçmiştir. Kendisinin müttefikleri olan İspanya Kralı Marsilio ile devamlı kendini öven savaşçı "Rodomente" ile birlikte Şarlman'ın bulunduğu Paris şehrini kuşatmaya almışlardır.
    Bu sırada Şarlman'ın en çok tanınmış Hristiyan savaşçısı olan Orlando imparatoru koruma görevini, Hristiyan olmayan putperest Prenses Angelica'ya olan aşkı yüzünden ihmal etmiştir. Epik şiirin başlangıcında Prenses Angelica, Baverya Duku Namo'nun kendini tutsak ettiği kalesinden kaçmıştır. Orlando onun peşinden giderek onu yakalamaya çalışmaktadır. Bu iki kahraman çeşitli serüvenlere katılırlar. Sonunda Prenses Angelica yaralanmış olan Müslüman-Arap savaşçı Medoro'nun hayatını kurtarır. Ona aşık olur ve ikisi birlikte Hitay'a kaçarlar.
    Orlando bu gerçeği öğrendiği zaman üzüntüsünden çılgına döner, Avrupa'da ve Afrika'da gördüğü her şeye bir deli gibi saldırıp arkasında sadece yıkıntılar bırakmaya başlar.
    Bir İngiliz şövalye olan "Astolfo" "Hippogrif" adlı bir efsanevi hayvana binerek ve uçarak Etiyopya'ya gidip oradan Orlando'nun çılgın deliliğine bir çare olacak ilacı geri getirmek bir yolculuğa çıkar. Astolfo önce Hızır İlyas'ın yanan Atlı Arabası ile Aya gider. Bu efsaneye göre yeryüzünde kaybolmuş her şey ayda bulunmaktadır. Bu kayıplar arasında Orlando'nun aklı da bulunmaktadır. Astolfo Orlando'nun kayıp ettiği aklını ayda bulur ve küçük bir şişeye doldurarak bunu yeryüzüne getirir. Orlando'ya bu şişe içindeki aklını koklatınca Orlando'nun deliliği iyileşir ve Orlando tekrar aklını başına toplar! Orlando'nun Angelica'ya aşkı da bir delilik olduğu için Orlando'nun Angelica'ya olan aşkı da bu suretle sona erer.
    Orlando Hristiyan savaşçılar olan Brandimart ile Oliver ile birlikte Lampedusa adasına giderler. Orada bulunan müslüman-Arap savaşçılar olan Agramante, Sobrino ve Gradasso ile çarpışmaya girerler. Bu çarpışmada Orlando Kuzey Afrika Kralı Agramente'yi öldürür.
    Bu şiirde diğer bir serüven kadın Hristiyan savaşçı olan Brademente ile Musluman-Arap savaşçı olan Ruggiero arasındaki aşk maceralarıdır. Ruggerio ve Bradamante Ariosto'nun patronları olan Este sülalesinin cedleridir. Ariosto şiirinin 3. kantosunda bu ailenin seceresini uzun uzadıya vermektedir.
    Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Ruggeiero büyücü "Alcina" tarafından yakalanıp büyücünün büyülü adasında tutsak edilir. Bu büyülü adadan kurtarılması gerekmektedir. Ayrica Ruggeriero kendisinin savaşa katılıp silahlı dövüşler yapmasını istemeyen üvey babası olan büyücü "Atiantes"'in de büyülerinden de kendini koruması gerekmektedir. Sonunda Ruggerio Hristiyanligi kabul eder ve Brademente ile evlenir. Rodomonte onların düğün ziyafetine gelir. Ruggerio'yu Arap Müslümanlara ihanet etmekle suçlar. Şiir Ruggeiro ile Rodomente'nin yeke yek çarpmışması ve bu çarpışmada Ruggerio'nun Rodomonte'yi öldürmesi ile sona erer.
    Epik şiirde daha başka karakterler de bulunmaktadır. Bunlar Orlando'nun kuzeni olan ve Angelica'ya aşık olan Hristiyan savaşçı Rinaldo, hırsız Brundello ve trajik kahraman olan Isabella'dır.
    Ariosto şiirini yazmaya 1506'da 32 yaşında iken başlamıştı. 40 kantodan oluşan şiirin ilk yayımı Aralık 1516'da Ferarra yapıldı ve bu edisyon şairin patronu olan dük ailesinden "Ippolito d'Este"'ye ithaf edilmişti. İkinci edisyon küçük düzeltmelerle 1521'de yapıldı. Ariosto şiirine daha ekler yapmaya devam etti fakat hazırladığı ek materyali bastırılan son edisyona konulmadı. Bu ekler şairin ölümünden sonra gayrimeşru oğlu Virgilio tarafından Cinque canti (Beş Kanto) adı altında bastırılmıştır. Bu ekler modern edebiyat tenkitçileri tarafından çok beğenilmektedirler.
    Ariosto son versiyonunu bastırmadan önce İtalyan hümanistlerinden olan "Pietro Bembo"'ya danışmıştır ve onun şiirin stiline dair verdiği tavsiyelere uyarak hazırladığı son edisyonu değiştirmiştir.
  • 240 syf.
    ·7/10
    Nazım Hikmet Ran

    Kendisini küçükken bulmaca çözdüğüm gazetelerin bulmaca sayfalarında tanıdım. Ve soru şuydu: Ünlü şairimiz Nazım Hikmet'in soyadı nedir? Garip gelse de bu şekilde tanıştım kendisiyle.

    Değerli şairimizin bu kitabı bir derleme şeklinde çeşitli zamanlarda yazdığı şiirlerden oluşuyor. Kısaca pek tanıdık gelen şiir olmadı. Popüler olan bu şiir hemen dikkatimi çekti:
    ###
    Çocuklar inanın inanın çocuklar
    Güzel günler göreceğiz güneşli günler
    Motorları maviliklere süreceğiz
    Güzel günler göreceğiz güneşli günler

    Şairimiz şiirlerini serbest ölçüyle yazdığı için bir kafiye düzeni yoktur. Kendisi fütürizmin Türkiye' de ki ilk temsilcilerinden biridir. Sürekli gelecek, özgürlük, birlik ve beraberlik gibi konuları işlemiştir.

    Ayrıca bu kitap, şairimizin ilk kitabı olmasıyla da ayrı bir öneme sahiptir.
  • 280 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Adını "Otuz Beş Yaş" adlı bir şiirinden alan kitap, Tarancı'nın doğa, aşk ve ölüm ile ilgili şiirlerinden oluşuyor.
    Bazı şiirlerde kafiye'nin oluşması için şiirle alakası olmayan kelimeler yerleştirilmiş satır sonlarına.
    Ölümle ilgili şiirleri derin duygularıyla kaleme almış yazar. Zaten Cahit Sıtkı denildiğinde akla "Ölüm" gelir.
    "Gün eksilmesin penceremden" ve "Ölü" en beğendiklerimin arasındaydı.
    Okunulacak güzel şiir kitaplarından bir tanesidir.