O Saffet Hanım'a tesadüf ettiğim gün gördüm ki onun siyah çarşafı, hanımefendilerinki gibi parlak veya mat ipekten olacağına, nevini bilmediğim kabaca, donuk bir kumaştandı. Saffet Hanım hep evinin işleri, kocasının rahatı ile meşgul olurmuş. Onlar karı koca sadakatinin kadın erkek en mükemmel numunesiymişler. Saffet Hanım, elbette, kocasının fikri üstünlüğünü tamamen takdir edebilecek bir seviyede değilmiş. Bazan Fahim Bey ona dünyayı sarsan büyük hamlelerden, toprakta saklarian servetlerden, altından vesair madenlerden ve suda gizlenen elektrikten vesair kuvvetlerden bahsedermiş de Saffet Hanım esneyip uyuklarmış. Bazan da Saffet Hanım kocasından yeni cins bir kahve, yeni bir fincan veya bir cezve beklermiş. Fahim Bey ise bunları almayı unuturmuş da kapıdan girerken getirdiği mühim haberi seslenirmiş, "Duydun mu, Hanım?" dermiş, "Radyum keşfolunmuş!"
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Çocuklar, içlerinde kahve ağacı büyümesin diye kahve içmiyorlar.
Sayfa 57·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlar olmayınca canı sıkılıyor. İlla kahve, illa kalabalık, illa bir toplantı istiyor. İlla kulübe gidecek. İnsanlara bu kadar düşkünleşmek, onlarla bu kadar ünsiyet etmek iflasın alametidir.
Sayfa 79 - Server Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
"Fazla kahve içmemelisin." dedim. "Yoksa geceleri uyuyamazsın."
Okumaya çalıştı en yılgın kuşkularımı Ama bir nokta kaldı ki Yüreğimin yüreğimin yüreğimin yüreğinde Onunla ördüm kendimi yeniden Artık bana diyebilirsin Yeniden kendi kendini ören Teslim olmayı geçirmedim Bir kere bile içimden Sonra taş oldu toprak oldu oldu maden Övgülerle geldi ezilip büzülüp önümde Ateşler ulu ateşler yaktı adıma tepelerde Denizi uysal bir su gibi akıttı önümde Gecede ve gündüzde Aydan ve güneşten Ve akşamdan ve öğleden Sofralar donattı Keskin bir içki yaptı ikindiyi Sabahı sundu sade bir kahve gibi Adıma anıtlar dikti kentlerden Dinlendirilmiş mermerden Aldansam belki buna aldanırdıın Fakat ona taş yağdırdım Dört bucak ve dört yönden Arkamda ve yanımda Güçlü surlar vardı sürelerden Onun uğursuz sesini yankılatmadan Kendine geri gönderen Öyle baştan çıkarıcıydı ki yüzü Yeni sürülmüş diyebilirdiniz Cennet'ten Tüy tellenmiş tavustan
Şiir