"Kahve, alkolün antitezi, sarhoş edici değil ayıltıcı, duyguları donuklaştıran ve gerçekliği bulanıklaştıran değil algılamayı yükselten içki olarak görülmeye başlandı."
" Kahvenin çekiciliğini arttırıcı bir özelliği de, yeni bir içecek olmasıydı. Yunanlıların ve Romalıların bilmediği bir içkiydi; onların bilmediği bir içkiyi içiyor olmak, on yedinci yüzyılın düşünürlerinin eski dünyanın sınırlarının ötesine geçebildiklerini vurgulamalarının başka bir yoluydu. Kahve büyük ayıltıcıydı, açık fikirliliğin içkisiydi, modernliğin ve ilerlemenin simgesiydi- kısaca, Akıl Çağı için ideal içecekti."
III
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matrasında dudaklarının izi;
Öyle bir rûzigâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısiyle:
"Ölüm Allah'ın emri,
Ayrılık olmasaydı."
Mehmed Efendi sema ve devran, akli ilimlerin tahsili, ezan, Mevlid ve Kur'ân'in makamla okunması, tasliye ve tarziye, türbe ve kabir ziyareti, cemaatle nafile namaz kılınması, tütün ve kahve içilmesi, musafaha ve inhina konusunda olumsuz bir tavır içindeydi. Bunların tamamını bid'at ve haram kabul ediyordu.Ayrıca Hızır'ın hayatta olmadığını, Resûl-i Ekrem'in ebeveyninin ve İbnü'l-Arabi'nin kâfir olduğunu, Firavun'un imanının geçersizliğini, devlet katında yapılan bazı işler karşılığında alınan paranın rüşvet değil ücret olduğunu, Yezide lanet gerektiğini ileri sürüyordu. Abdülmecid Sivasi ise söz konusu meselelerde genel olarak aksi yönde görüş belirtmekteydi.