Berî her tiştî di fikirînê de du cewher afirîne ku
cêwik in
Yek rindî ye, ya din jî xirabî, hem di fikirîn, hem
di axaftinê de
Kesê zane rindiyê heldibijêre di kar,
fikirîn û gotinê de
Sevip sevip yâri ele kaptırmak
Kara bahtın bana eski işidir. Ömrümdeki yıllar kadar yâr sevdim Her biri bir başkasının eşidir.
Canlar verdim her birinin yoluna. Hepsi girdi bir yiğidin koluna,
Bülbül bile kondu bir gül dalına, Boşta gezen bizim gönül kuşudur.
Baktığım yok üzüntüye, sevince, Feryat etmem yâr başından savınca, Benim gibi sevmelidir sevince:
Ne göz görür, ne kulağım işitir.
Kara saçım dik başımda kar oldu.
Ak saçımla yâr sevmesi âr oldu, Bana vuran eller değil, yâr oldu,
Bu dert benim dertlerimin başıdır.
Kimi âşık dileğine ulaşır,
Sevdiğiyle cümbüş eder, gülüşür, Kimi benim gibi garip dolaşır,
Asıl âşık kâm almıyan kişidir.
Her bir kar tanesinin , dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu.Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor,sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu.
Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi , demişti.Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.
"...hayatımın yası,
solan mevsimim,
içimdeki mıh,
kalbimdeki har,
adam'dır kırılan boynum;
senindir, al.
bu bendeki kağıt kesiği,
bu bendeki gün batımı,
açamayan çiçek,
küskün çocuklar,
ve göğün bütün yağmurları;
hatırandır, al.
şimdi yetim bir dünyadır,
denizini özleyen martılar.
kök saldım yokluğuna,
beni ancak bi' ağaç anlar...
hasretle nasıl başa çıkar ağaçlar?
ya denizler, nasıl ağlar?
ah bu bendeki sonbahar,
bu bendeki kırık dal,
kanımda solan kırmızı,
kirpiklerimde kar,
hasretindir yar!
hiç olmazsa rüyalarda sar..."