Geri Bildirim
  • Uçsuz bucaksız bir aydınlığın içerisini, ışık dolu dipsiz bir uçurumu izlemekle eşdeğer bir asalet ve mutluluktur Hugo okumak.
    Her bir tanesi özenle işlendiğinde sizi büyüsüyle afallatan, gözlerinizi kamaştıran sade kelimeler bütünüdür Hugo okumak.
    Yüreğinizi cennetle dolduran, korkunç düşünceleri ve telafisi mümkün olmayan yanlışlarınızı elinize veren, boşa uğraşsanız da görmezden gelemediğiniz, ruhunuzun içinde yuvarlandığı o kasvetli, ince yağmuruyla örümcek ağına dönüşmüş sisli havayı iliklerinize kadar hissetmektir Hugo okumak.
    Amacın ne? Benden ne istiyorsun diye sorup her birini detaylı incelemenizi, bilmeceyi hecelemenizi ve işte o acı gerçekliğe uzaktan bakmanızı ister o sizden. Aynı zamanda sizin dünyanıza uyum sağlayarak size ders vermeyi amaçlar o. Sadece sizi değil kitabı okuyan herkesi hedef alır. Derin düşüncelere dalasınız ki acı gerçekleri kuşbakışı da olsa tadabilesiniz diye uğraşır. Bu sayede derin rüyanızdan uyanacağınızı bilir çünkü
  • Öncelikle Larry Niven ve Bilinen Evren'le ilgili olarak reklam kokan hareketler kapsamında; https://www.soylentidergi.com/yeni-dunyalar-halkadunya/

    Başlayabilirim herhalde artık, yukarıdaki linke bakanlar Halka Dünya'nın Larry Niven tarafından yaratılan bir serinin ilk kitabı olduğunu çözmüşlerdir herhalde. Aslında yazarın bir seri yaratmaya niyeti yok gibi geldi bana en başta. Zaten kitaplar arasındaki 10'ar yıllık aralıklar biraz gösteriyor bunu. Ama Halka dünyada o kadar çok şey yaratmış ki Niven, bunu tek bir kitapla bırakmak, gerçekten de insafsızlık olurdu biraz.

    Kitaptan bahsedeyim biraz. Saf bir bilim kurgu bu kitap. Yani ilk defa türle tanışan birisinin kolaylıkla adapte olacağı bir eser değil. Star Trek ya da Babylon 5 tarzı dizilere aşinaysanız seversiniz bir parça. Yoksa uğraşırsınız biraz anlamak için.

    Sadece o kadar mı? Larry Niven gerçekten her şeyin mantıklı bir açıklamasını yapmak için oldukça uğraşmış. Benim hoşuma giden bu detay bazı okuyucuları sıkabilir belki, ama onlar fazla iç içe değildir zaten bilimkurguyla :) Bilimkurgu her zaman biraz geride kalmıştır diğer türlere göre. Teknolojinin hiç olmadığı kadar hızlı ilerlediği günümüzde bile böyle ne yazık ki. İnsanlar anlayamadıkları , hayallerinin ötesinde kalan şeylere karşı düşmanca bir tavır içine girerler genelde.

    Ama bilime yön verenler de bir nebze bu yazarlar olmuştur. Şimdi Jules Verne'den söz edebilirim tabi, Nautilus ya da Aya Yolculuk için. Ama Kepler bile cinler yardımıyla aya seyahatin işlendiği bir kitap yazmış zamanında. Hayal gücü ile bilimin birleştiği bu tür, gerçekten insanın gözünü açan eserler çıkarmakta yüzyıllardan beri. Bu arada reklam kokan başka bir hareket olarak , 1K insanının bilimkurgu ile tanışmasına katkıda bulunan #28996895 etkinliği nedeniyle Murat Ç 'ye teşekkürü bir borç biliyorum.

    Çok dağıldık, kitaba dönelim yine. Luis Wu ile başlıyoruz kitaba. 200. doğum gününde daha uzun kalmak için transfer kabinleri vasıtası ile sürekli ülke değiştirirken buluyoruz kendisini. Bu ne şimdi diyorsanız eğer, yüzlerce farklı konseptle daha karşılaşacaksınız kitabın içinde, hazır olun. Farklı bir doğum kontrol planını öğreniyoruz trilyonluk nüfusa uygulanan. Bağışıklılılık baharatını öğreniyoruz uzun yaşamı tabii kılan. Hiper sürüşü öğreniyoruz ışık hızıyla seyahati gerçekleştiren. Işınlı lazer fenerlerini ya da ışın kılıçlarını öğreniyoruz , gerektiğinde aydınlatma, gerektiğinde ısıtma gerektiğinde silah olarak kullanılabilecek. Ve bunları Star Wars'dan çok önce, insan henüz aya basmışken öğreniyoruz – 1970'de.

    Bu kitapta bir bilinen uzay var Larry Niven'in bulduğu, insanoğlunun keşfettiği bölgeleri anlatıyor genel olarak , bir de dışı. Değişik türler var, Kzinti mesela- İnsanlarla 4 defa savaşmış ama sonunda boyun eğmiş, Kedimsi Irk. İhtiyatlı bir devekuşu na benzeyen (İki başlı çok gelişmiş bir devekuşu) puppeter'lar var.

    Başka ne var; halka dünya var en başta – gerçekten devasa - yapay bir dünya. Bir yıldızın etrafına kurdela şekline yerleştirilmiş bir yaşam alanı, bir dyson küresi- yani yıldızı enerji kaynağı olarak kullanan bir dünya. İçinde yaklaşık üç milyon dünyanın sığabileceği bir yaşam alanı. Dünyanın yörüngesini düşünün , sonra o yörünge üzerinde bir milyon mil genişliğinde bir otobanın olduğunu düşünün . Gerçekten aklımızın alamayacağı büyüklükler, çok güzel anlatılmış kitapta.

    Başka ne var bu dörtyüz sayfalık kitapta. Din var , bildiğimiz gibi olmasa da . Mesela bahsettiğim Kzintiler insanlara sürekli yenilince içlerinde, tanrının insan olduğunu savunan bir tarikat ortaya çıkıyor ve insan maskeleri takıyorlar. Şans faktörü var bir nevi tanrı olarak değerlendirilebilecek. Kadın erkek ilişkileri hatta cinsellik var bolca. Gerçekten beyin tokatlayan tespitler var.

    Peki bu kadar güzel şeyler var bu kitapta, neden kimse okumamış şu ana kadar, fazla bileni yok dediğinizi duyar gibiyim :) O zaman gelelim kitabın eksi yönlerine. Dediğim gibi kitapta teknik terimler bolca kullanılmış, gerçi Marslı'da da vardı epey ve bu fazla bir sorun teşkil etmedi kitabın çok satanlar arasına girmesine ama orada gerçekten büyük bir reklam kampanyası yürütülüyordu. Neyse çoğu kişiye hitap etmiyor bu yüzden kitap. Bir de çeviri esnasında bazı kelimeler karşılıksız kalınca okuyucu biraz boşlukta kalıyor bazı yerlerde. Ama günümüzde wikipedia yardımımıza yetişiyor her zaman. Mesela ben truvalıları bu kitaptan öğrendim (Jüpiter'in truvalıları diye aratabilirsiniz). Kitapla ilgili başka bir olumsuz görüş de yaratıkların kültürleri arasında fazla bir ayrılık olmaması ama beni fazla rahatsız etmedi bu, anlamadım daha doğrusu bu ilk kitapta.

    Yukarıdakinden daha büyük bir sorun var Türk okurları için. Bu incelemede sonra kitabı okumak isteyenler sadece sahaflarda bulabilirler. İthaki ilk baskıdan sonra devam ettirmemiş seriyi ne yazık ki. (Üç kitabı birer kere basmış galiba) Yalnız şöyle bir şey de var, linkteki incelemede bahsettiğim gibi. Amazon tarafından seriye ilişkin yeni bir dizi projesi var. Eğer hayata geçerse, yeni baskıların yayınlanmaması için hiç bir sebep yok.

    Peki kim okumalı bu kitabı gerçekten. Bana sorarsanız, kitabı bulabilen herkesin okuması, böyle bir hayal gücünü tanıması gerek. Bilim kurgu klasikleri arasına giren bir seri halkadünya. Hiçbir şey için olmasa bile sırf Teela Brown'ın şansıyla ilgili teoriyi anlamak için okunabilecek bir kitap. Ya da puppeterların rozet şeklinde hareket eden dünyalarının görkemi için, ya da... Neyse, her zamanki gibi abarttım galiba, bulabilirseniz okuyun efendim, iyi akşamlar- iyi bayramlar.
  • Mete Ergin'in çevirisi olan basım (basımı durmuş) en güzel olanı. Karakterin konuşması gereken o bozuk kelimeler, kişinin iç dünyasını tasviri her şeyi oldukça muhteşemdi. Hediye olarak gelen KORİDOR Yayınları'ndan okumaya başladım ve bu kadar güzel bir eseri bu kadar berbat çevirerek kitabın tüm o güzelliğini, gerçekten üzülerek söylüyorum, heba eden o kadar severek kaç sefer okuduğumu bilmediğim kitaptan soğutan çevirmen ve yayın evine gerçekten ne desem bilemiyorum. Önyargılı olmak istemem ama keşke çevirdiginiz kitabi farklı bir çeviriden falan okusaydınız bir kitabı öldürmeyi belki engellerdiniz. Özür dileyerek söylüyorum 'Handan Ünlü Haktanır' gerçekten keşke çevirmeseydiniz kitabi. Ancak bu kadar kötü çevirilebilirdi. Okuyacak arkadaşlar için ben Metin Ergin'in baskısını bulabilirlerse kesinlikle onu bulup okusunlar bulamazlarsa iş bankası da olabilir ama Koridor yayınları'ndan bu eseri kesinlikle okumayın. Dış ciltlerini değil iç tarafını güzelleştirmeye çalışın kitapların lütfen Koridor yayınları.
  • Danimarkalı filozofun umutsuzluk üzerine yazdığı bu kitabı büyük bir keyifle okuduğumu söyleyemem.
    O kadar çok “umutsuzluk” “umutsuzluk “ kelimesi geçiyor ki içiniz dışınız umutsuzlukla doluyor.
    Çevirisinden mi bilmiyorum akıcı gelmedi bana aynı şeylerin tekrarına çok düştüm ve sıkıldım. Farklı kelimeler farklı ifadeler bekliyordum.
  • #Kitapyorum
    #Âşıkdamıolmayalım
    #OsmanSungurYeken

    Yazarın okuduğum ilk kitabıydı anlatımı, betimlemeleri güzeldi. Yalın bir dil ve akıcı bir üslupla yazılan kitabı kısa sürede bitiriyorsunuz. Konusuna gelince; öncelikli olarak ilahi aşk ve maneviyat... Sonrasında evreni, yaradılışı dünyayı, ahireti, sevgiyi, haramı, helâli, geçmiş ve günümüzdeki beşeri aşkları... sorgulayan ve sorgulatan bölümleri ile devam ediyor
    İlahi aşkı bırakıp sadece beşeri aşka yönelenler için, kitap her satırında sizi gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyor...
    Leyla ve Mecnun'un aşk hikayesine de yer verilmiş kitapta... Tavsiye ederim bu tarz okuyanlara...

    Kitaptan alıntılar;
    "Kelimelerdeki esrarı, sırlı ifadeleri ve manaları seven, kelimeler üzerinde tefekkür etsin..."
    "Ruhumuzda bir inci bulmak için, bir nur çıkartmak için sinemizden, derhal keşfetmetliyiz kabuğumuzun altında yatan gizli hazineyi yada hazinenin anahtarını..."
    "Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar. Ama unutma ki rengarenk gökkuşağı yağmurdan sonra çıkar ..."
    "Sevmek bu kadar güzelse kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir..."
    "Ne zaman sevdiklerimi düşünsem boğazıma düğümleniyor tüm acılar! çünkü ÖLÜMÜ düşünmeden yapamıyorum..."

    Bazen çok sevdiğin bir şey imtihanın olur...
    Bin bir ümitle, bin bir hayalle çıktığın yolda hüsran dolar avuçlarına...
    Kâh kendine kızarsın, kâh kendinden eksiltenlere...
    Unutmak istersin, canın yanar ...
    Bırakıp gitmek istersin, ruhun yanar...
    Artık sevmemek istesin, kalbin yanar...
    Nereye gitsen seninle gelen hatıraların gitmene izin vermez, gittiğini zannetsen de...
    Aşk artık acıtmaya, giydiğin bu ateşten gömlek sineni yakmaya, gözyaşların yüreğinden dolup taşmaya başladığı anda ellerini semaya kaldırıp sessizce haykırırsın...
  • Kelimeler merhametlidirler: Narin gerçeklikleri bizi kandırır ve teselli eder...
  • “Sahaf'ın Söylediği:

    İnsanların okudukları kitapların sayfalarına karışıp kayboldukları günler çok geride kaldı… Kelimeler âlemi kalmadı artık. Sayfadaki sihir söndü. Hayat ağır, acımasız bir hakikatle boşalmış ruhların uğultusunda ne şiiri ne sözcüğü ne yazıyı ne kitabı duyuyor. Yalnızca uğultu…

    Dükkânı kapatıyoruz bu uğultuda. Birkaç yıla kalmaz hiçbirimizin dükkânı kalmaz hayatta. Hayatta kalma pahasına kaptırdıklarınızın hesabını siz yapın, siz düşünün.

    Yarın dükkânın mülk sahibine teslim edeceğimiz yalnızca bir anahtar değil, bir dünyadır efendiler. Kiminizin içinde yaşayıp hiç uğramadığı dünya.”